En Sıcak Konular

Ali Bayramoğlu


Ali Bayramoğlu
0 0 0000

Ensesinden vurulacağını bile biliyorlardı…



Haftayı Hrant Dink cinayetiyle açalım… Açalım zira, Dink cinayeti sadece bir meslektaşın, bir dostun, bir demokrasi sevdalısının katliyle yarattığı dalgalanmayla sınırlı değil.

Bu cinayet Türkiye'de “devlet içindeki çeteler”le “sokaktaki çeteler” arasındaki derin bağlara işaret ediyor, bu yönüyle ayrı bir önem ve anlam taşıyor…

Cinayetin arkasındaki yapı muhtemelen “sivil demokrat alan”ı hedeflemekle kalmamakta, ucu, “saray kavgaları”na kadar uzanabilecek bir örgütlenmeye gönderme yapmaktadır…

Bu ülkede suçüstü yapmak yetmiyor…

Suç örgütlerinin iç çekirdeğine ulaşacak siyasi cesarete de sahip olmak gerekiyor…

Susurluk'ta suçüstü yapıldı, Şemdinli'de suçüstü yapıldı, rahip Santoro ve Hrant Dink cinayetlerinde suçüstü yapıldı…

Ama gerçek suçlulara ulaşılamadı.

Her skandal, her cinayet sonrası “devlet içinde patlayan kavgalar” örgütlü suç yapılarına ulaşılmayı engelleyen nitelikte oldu…

Yine aynı şey oluyor.

Nitekim Dink cinayetinde düğüm bir saray kavgası yüzünden muhbir Erhan'da tıkandı kaldı… Bu tıkanmayla ilgili olarak bir grup emniyetçi jandarmayı işaret ediyor, diğer bir grup emniyetçi istihbarat dairesi ve şubelerini…

Ama bu karşılıklı işaretlerden çıkan tek gerçek, bu gruplar arasında bir çekişme olduğu ve Dink cinayetinin bu çekişmeye kurban edildiğidir. Bu tablo muhtemelen “derin failler”in istediği durumdur…

İç kavga hem kurum olarak hem tek tek emniyetçileri “savunma ruh hali”ne geçirmiş durumda. Nitekim Dink cinayetiyle ilgili savcının istediği üç dört ay öncesinin kayıtları için bile, “ne olur, ne olmaz, açık çıkar” denilerek, “üzerine müzik kaydedilmiş” yanıtı veriliyor…

Bu koşullarda olayı aydınlatmak için hem polise bilgi veren hem de Yasin Hayal'in kulağına Dink cinayetini bitirin sözlerini fısıldayan muhbir Erhan'ın bırakın, üç dört yıl öncesi ilişkilerine, bundan 6 ay önceki ilişkilerine bile ulaşması zor görünüyor, soruşturma makamının…

Öte yandan Türkiye'de, bu tür çetrefil olaylarda ve cesaret isteyen dosyalarda, “katil, silah ve azmettirici üçlüsü” ortadaysa, emniyetin ve soruşturma amirinin dosyayı kapatıp, başlarından belayı savmaları bir alışkanlıktır.

İleri adım atmaları için cesaretlendirilmelerine ihtiyaç vardır ve cesaretlendirme siyasi atmosferle, toplumsal beklentiyle, en önemlisi siyasi iradeyle ilgilidir…

Ne yazık ki siyasi iktidar bu konuda yeteri kadar cesaret verici bir tutum almıyor. Adalet Bakanı'nın bu meseledeki sembolik yeri ortada… Başbakan ise konuyu yakından takip etmekle birlikte, “özel bir polisi ya da grubunu istihbarat görevi çerçevesinde özel bir yetkiyle donatma ve bunu kamuoyuna ilan etme kararlılığı”nı gösteremedi…

Bu kararlılık açık ve meydan okuyan bir biçimde, kamuya açık, onun desteğini çekecek bir politik tutumla yapılmadığı sürece, her zaman olanın ötesine geçilemeyecektir. Münferit hadiselere bir yenisi eklenecektir.

Devlet içindeki yozlaşmış memurların kanlı vahşetlerine, misyonerlere tepki duyan “milliyetçi” katillere, Türklüğe hareket edildiğini sanan amatör sokak çetelerinin bir cinayetini daha eklemek nedir ki, bizim tarihimiz için?

Sahi unutmadan, Başbakan ve savcının bilgisine sunalım…

Soruşturmanın içinden bir kişi şöyle fısıldıyordu geçenlerde kulağımıza:

“Erhan'ın bilgi verdiği Trabzon'daki memurlar, Hrant'ın ensesinden vurulacağına kadar her şeyi biliyorlarmış…”

Doğru mudur buı

Doğruysa ne anlama gelirı

Kimdir bu adamlar, bu memurları

Geçmişleri nedir, nereye gider?

Bu soruların yanıtını siyasi irade bulur, bulmalıdır…

Siyasi irade bilmelidir ki, Hrant Dink'e yönelik kurşunun arkasındaki güç, yarın kendisine yönelecek kumpasların arkasındaki güçtür…

yenişafak



Bu yazı 196 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Eylül 2012 Sorgulama vakti...
    • 28 Ağustos 2012 Kürt sorununda yeni safha...
    • 25 Ağustos 2012 Kürtlerin şiddeti...
    • 30 Haziran 2012 Anter'in katili yaşlanmış mı?
    • 12 Mayıs 2012 Solun şiddetle hesaplaşması
    • 3 Mayıs 2012 Yeni Türkiye'nin doğum belgesi...
    • 21 Şubat 2012 Dink davası ''sil baştan''...
    • 18 Ocak 2012 İkinci cinayet zamanı
    • 17 Ocak 2012 Hrant'a sözüm var...
    • 21 Aralık 2011 Soykırım ve yasa
    • 3 Aralık 2011 Dönme dolap...
    • 30 Eylül 2011 Yazıcıoğlu ve jandarma...
    • 8 Eylül 2011 Aydının şiddetle sınavı...
    • 1 Ağustos 2011 İstifaların anlamı ve yarını: Pek iyi...
    • 28 Temmuz 2011 Parlamentoda bir terörist...
    • 5 Temmuz 2011 Futbolda temizlik, ülkede temizliktir
    • 10 Haziran 2011 Yeni CHP ha! Hadi oradan...
    • 24 Mayıs 2011 MHP'de yaşananlar ve perde arkası
    • 19 Mayıs 2011 Askere ''leş'' toplatmayan generaller iş başında
    • 19 Nisan 2011 Militarist-ulusalcı batak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,195 µs