En Sıcak Konular

Hasan Celal Güzel


Hasan Celal Güzel
0 0 0000

Türkiye, yüksek yoğunluklu psikolojik harekâtın hedefi



Sevgili okuyucular, geçen pazar sohbetinde yazdıklarımız çok ilgi çekti. Özellikle Türkiye'deki Kürt sayısı hakkında sunduğumuz bilimsel veriler, değerli gazeteci Oktay Ekşi'nin deyimiyle 'balonu patlattı'. Buna karşılık olarak ileri sürülen sayılar, tamamen mesnetsiz ve gerçek dışıdır. Meselâ, sevgili Yalçın Doğan, eski Olağanüstü Hâl Bölge Valisi Hayri Kozakçıoğlu'nun telaffuz ettiği 12 milyonu 'devletin resmî rakamı' olarak varsaymış. Bu sayı, hiçbir şekilde resmî ve bilimsel değildir; sadece kişisel bir tahminden ibarettir.

Bu hafta da Türkiye'nin maruz kaldığı psikolojik harekâtın örneklerini vermeye devam ediyoruz.

'Üst kimlik Türkiyelilik'


Efendim, bizdeki bazı sözde aydınlar ile Kürtçüler, 'Tek kültürlü ulus-devlet modeli yerine, Türkiyelilik üst kimliği altında çok kültürlü yeni bir toplum modeli' iddiasındadırlar. Tabiatıyla bu çok parçalı toplum modelinin de, kısa zamanda yeni bir siyasî modele, yani 'federal' bir sisteme geçilerek bölünme yolunu açacağı bellidir. Çünkü, 'çok milletli' bir devletin siyasî varlığını devam ettirmesi mümkün değildir.

Dünyanın hiçbir üniter (tekçi) devletinin anayasasında, sadece coğrafyaya dayanan bir vatandaşlık tanımı gösteremezsiniz. Vatandaşlar, Amerikan, İngiliz, Fransız, Alman, İtalyan vs. olarak vasıflandırılır. Kendisini sadece yaşadığı coğrafya ile ifade eden, köklü bir tarih ve kültüre sahip ülke gördünüz mü? Bu ülkelerde yaşayanların kendilerini 'İngiltereli', 'Fransalı', 'İspanyalı' ya da 'Yunanistanlı' olarak tanımladıklarını hiç duydunuz mu? Herhangi bir yabancı dilde 'Türkiyeli' sözünün karşılığı var mıdır?

Sorarım size, bu topraklarda yaşayan bunca insanın coğrafyadan başka ortak değeri yok mudur?

Anayasa'nın 66. maddesine göre, 'Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür'. 'Türk' , 'Türk milleti', 'Türk devleti' derken kullandığımız 'Türk' sıfatı da etnik bir tavsifi değil, vatandaşlığı ve üst kimliği ifade etmektedir. Üst kimlikteki 'Türklüğün' yerine 'Türkiyeliliği' koyarsanız, içi boşaltılmış kuru bir pasaport ve ırkçılık peşindeki insanlarla karşılaşırsınız.

Türkiye'de yapılması gereken, çok kültürlü federatif model arayışlarından vazgeçilerek, 'Türk kimliği'nin iyi anlaşılması ve hazmedilmesidir.

'Yükselen milliyetçilik tehlikelidir'


Türkiye'de son dönemde 'milliyetçiliğin yükseldiği' ve demokratik rejimi tehdit eden boyutlara ulaştığı iddia edilmektedir. Bu iddiaların dayanağını araştırdığımızda, Mersin'de Türk bayrağının yakılması olayına karşı tepkileri, Trabzon'daki Rahip Sartoro cinayetini ve özellikle Hrant Dink cinayetini görürsünüz. Hiç şüphesiz, çocuk yaşta da olsalar, bu cinayetlerin failleri hoş görülemez ve bu cinayetler milliyetçi tepki olarak gösterilemez. Ancak, bu gerekçelerle Türkiye'de -Avrupa'daki benzerlerinde olduğu gibi- şiddete dayalı, nasyonalist/faşist anlamda bir milliyetçiliğin varlığından ve yükselişinden de söz edilemez.

Türkiye'deki 'milliyetçilik' anlayışıyla, Batı'da özellikle iki dünya savaşı arasında görülen ırk ayrımcısı 'nasyonalizm' birbirinden tamamen farklıdır. Olayları Batı gözlüğüyle değerlendiren, toplumuna yabancılaşmış aydınlar, Türk insanının millî tepkilerini 'yükselen milliyetçilik' olarak görmekte ve vatansever kitleleri faşistlikle suçlamaya kalkmaktadır.

Son yıllarda Türk milletinin maruz kaldığı baskılar karşısında, hangi millet olsa çok daha fazla milliyetçi tepkiler gösterirdi. Şöyle bir düşünelim: AB kapısında yarım asırdır bekletilmemize rağmen alınmamışız; bizden çok sonraları başvurmuş olan üçbuçuk Demirperde gerisi ülkesi bile alınırken, bize 'özel statü' teklif edilmiş. Kıbrıs'ta her türlü çözüme razı olmuşken, bir avuç Rum, AB'ye üye alınıp, üstelik başımıza oturtulmuş ve vaatler yerine getirilmemiş. Kendi öz kardeşlerimiz olan Alevileri ve Kürtleri 'azınlık' saymamız istenmiş. Atalarımız, birer soykırımcı katil olarak vasıflandırılmış; üstelik bizim de bu iftiraları kabullenmemiz için baskılar yapılıyor. Böylesine haksız bir tablo karşısında vatansever insanımızın gösterdiği tepkiler haksız mıdır?..

Bizim insanımız ayrımcılığa o derece karşıdır ki, ırkçı-bölücü teröristlerin şehit ettiği Mehmetçiklerin albayrağa sarılı cenazelerinde bile, teröristleri lânetleyen sloganların dışında tek bir ayrımcı tepki göstermemiştir.

Türk toplumu, vatansever ve sağlıklı bir toplumdur. Milliyetçilik, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bekasının teminatı ve sigortasıdır. Bizim milliyetçiliğimiz, tarihimizin hiçbir devresinde ırkçı ve ayrımcı olmamıştır.

Unutmayınız ki, bugün 18 Mart'ta kutladığımız Çanakkale Zaferi, atalarımızın imanı, milliyetçiliği, vatan ve millet sevgisi sayesinde kazanılmıştır.


radikal



Bu yazı 188 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Mayıs 2012 27 Mayıs'ın hesabı sorulmalıdır
    • 5 Mayıs 2012 Darbeciler! Ordu artık hizmetinizde değil...
    • 29 Ekim 2011 Dikkat! PKK'nın tuzağına düşmeyelim
    • 3 Aralık 2010 Hedefteki ülke: Türkiye
    • 26 Ağustos 2010 Kardeş Pakistan'ın yardımına koşmalıyız
    • 27 Haziran 2010 Oyunun hedefinde iktidar ve Başbakan var (2)
    • 17 Haziran 2010 Terör ve politika
    • 27 Mayıs 2010 50 yıllık utanç: 27 Mayıs
    • 13 Mayıs 2010 Rusya ile tarihî anlaşma
    • 6 Mayıs 2010 CHP-MHP-BDP koalisyonu
    • 20 Nisan 2010 Kıbrıs'ta beklenen sonuç
    • 16 Nisan 2010 'Nerede muhabbet, orada Muhammed'
    • 11 Nisan 2010 CHP ve MHP'ye son Anayasa çağrısı
    • 8 Nisan 2010 Baykal'ın uzlaşma teklifi üzerine
    • 25 Mart 2010 Anayasa reformuna neden karşı çıkıyorlar? (1)
    • 12 Mart 2010 12 Mart Muhtırası
    • 4 Mart 2010 Ermeni iftiraları konusunda bayatlamış Amerikan politikası
    • 21 Şubat 2010 AK Parti'yi kapatma hazırlıkları
    • 31 Ocak 2010 Fişleme üzerine...
    • 21 Ocak 2010 Bu iddialar cevapsız bırakılamaz

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,911 µs