En Sıcak Konular

Mehmet Barlas


Mehmet Barlas
0 0 0000

Duygu, akıl ve mantık arasında fazla yer alamaz ki?



Akıl ve mantık, siyasete bakışta da birlikte yürümeleri gereken iki yoldaştır. Bunların arasına "Duygu" yu yol gösterici olarak sokarsanız, yönünü sürekli şaşıran bir troika gibi, doğrular ve yanlışlar arasında savrulursunuz. Çünkü duyguda sevgiler kadar nefretler, önyargılar, saplantılar ve kan davaları da vardır.
Örneğin "Erdoğan Cumhurbaşkanı olacak mı, olmayacak mı" sorusuna cevap ararken de, duygularınızı aklınızın ve mantığınızın arasına yerleştirmekten kaçınmalısınız.
Akıl ve mantık, "Erdoğan Cumhurbaşkanı olmasa ve Çankaya'nın müstakbel sakini uzlaşma ile belirlense daha doğru olur" yönünü gösteriyor.
Ama eğer kendinizin bir "Cumhuriyet Muhafızı" olduğunuzu düşünüyorsanız, duygularınız "Erdoğan Çankaya'ya çıkacağına asker yönetime el koysun" da dedirtebilir size. Bu şekilde akıl ve mantığınızın Türkiye'nin büyük geleceğine dönük olarak çizdiği ufku karatmayı da göze alırsınız. Ne Avrupa ile ilişkiler, ne ekonominin geleceği, ne de demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne dönük beklentileriniz kalır ortada. Dünyadaki tek ittifakınız, ABD ile ve askeri düzeyde kalmak noktasına kilitlenir. Türkiye, Irak'ta bile kalmamış bir Basçı modelin yerli versiyonu olur. Çankaya'da Erdoğan'a razı değilken, Pervez Müşerref benzeri bir figürün, "Rejim" i kurtardığını varsayarsınız.

BAYKAL'IN HESABI
Aynı şekilde aklınız ve mantığınız, siyasetçilerin diğer insanlardan farklı hesaplarla Çankaya'ya dönük ihtimalleri hesapladığını size duyurur.
Örneğin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal kendi partisinden birini Cumhurbaşkanı olarak seçtiremeyeceğine göre, "O zaman Erdoğan da seçilmesin" demek durumundadır. Daha da ötesi mesela Tayyip Erdoğan "Yeni Cumhurbaşkanı adayı olarak Mustafa Sarıgül'ü öneriyoruz" dese, Baykal herhalde bunu alkışlayacak ve "Nihayet rejim kurtuldu"
demeyecektir.
Bütün kamuoyu yoklamaları gösteriyor ki, önümüzdeki bir genel seçimden, CHP'nin AK Parti kadar güçlü çıkması ihtimali pek yok. Bu durumda CHP'yi yöneten bir kişinin en akılcı hesabı, "Hiç olmazsa ana muhalefet partisi olarak kalmayı başaralım" doğrultusunda olmaz mı? Çünkü unutmayalım ki, 1999 seçimlerinde CHP barajın altında kalmış ve MHP bile CHP'nin aldığı oyun iki katını almıştı.
Bu tablolara bakıp, akıl ve mantığınızı duygularınızın rehberliğine teslim etmediğiniz takdirde, siyasete bakış açınız ne olursa olsun, aktif bir siyasetçinin hesaplarının sizin hesaplarınızla aynı olamayacağını görebilirsiniz. Bu durumu arkadaşımız Yavuz Donat dünkü yazısında ne güzel özetlememiş miydi?

YAVUZ DONAT
"Muhalefet demişken Deniz Baykal'dan bahsetmemiz lazım.
Deniz beyi 'rahat, neşeli, kendinden emin' bulduk.
Baykal Çankaya ipini germekte kararlı.
Son dakikaya kadar 'Tayyip beyi Çankaya' ya çıkarmam' stratejisini izleyecek.
Eğer Tayyip bey aday olmazsa...
Baykal 'zafer işareti' yapacak:
- Ben engel oldum.
Ama Tayyip bey Çankaya'ya çıkacak olursa...
Deniz bey halka seslenecek:
- Çankaya elden gitti, bari hükümeti kurtaralım... Seçimde düşün peşime.
Baykal sürecin kendi lehine çalışacağından öyle emin ki, 'işbirliği arayışlarına' itibar etmiyor.
Kendisine bir 'rota' belirlemiş.
Hem 'sol söylemi' sürdürüyor.
Hem de 'milliyetçi dalgalarda sörf' yapmayı."

EMPATİ DENEMESİ
Evet... Siyaseti de akıl ve mantığınızı önde tutarak değerlendirirseniz, sizin vatandaş olarak hesaplarınız Baykal'ın hesapları ile aynı olabilir mi?
Veya elindeki iktidarı nasıl koruyacağını öncelikle hesaplayan Tayyip Erdoğan'la, aktif siyaset dışında bulunan sizin hesaplarınız aynı olabilir mi?
Şöyle diyelim... Hiç önünüze, isterseniz cumhurbaşkanı olabileceğiniz bir durum geldi mi? Böyle bir durum gerçekleşseydi, kendi kendinize "Ben rejimin tehdidiyim, bu nedenle Cumhurbaşkanı olamam" der miydiniz?
Hem bir siyasi partinin lideri olup, hem de tarafsız olmayı akıl ve mantığınız kabul eder miydi?



Bu yazı 496 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 29 Eylül 2012 Sakın "Erdoğan'sız AK Parti" hesabı yapmayın!
    • 28 Temmuz 2012 "Büyük Kürdistan" bir Amerikan sorunudur
    • 16 Ocak 2012 Kıbrıs'ı da Kwai Köprüsü'ne benzetmedik mi?
    • 9 Ocak 2012 Orta yaş sınırı yükselirken artık kimse yaşlanmayacak mı?
    • 4 Ocak 2012 AK Parti başarılı olursa tüm Türkiye başarılı olacaktır
    • 29 Ekim 2011 Cumhuriyet Bayramımız hepimize kutlu olsun
    • 31 Ağustos 2011 Yeniden açılım günlerinin üslubuna dönülmelidir
    • 17 Temmuz 2011 Asıl sorunumuz acaba ''Şarklılık'' mı?
    • 9 Temmuz 2011 Siz değişmezseniz koşullar sizi değiştirir...
    • 26 Şubat 2011 İktidar iddiası bulunmayan muhalefet olur mu?
    • 25 Kasım 2010 CHP'nin sivil paşalarının sivil darbe ürküntüsü...
    • 11 Ekim 2010 Kılıçdaroğlu'nun önündeki tarihi fırsat
    • 22 Eylül 2010 Sentetik beyaz Türklerin dayanılmaz hafifliği
    • 11 Eylül 2010 Kim yalancı? Anayasa Mahkemesi mi, CHP lideri mi?
    • 9 Eylül 2010 İktidarı 'Evet' mi yoksa 'Hayır' mı güçlendirir?
    • 28 Haziran 2010 Üslubu tırmandırınca kelimeler kifayetsiz kalabilir
    • 12 Haziran 2010 Yeni dünyada eksen de merkez de farklı yerlerdeler
    • 7 Mayıs 2010 Teşekküre karşı benden de bir teşekkür...
    • 5 Ocak 2009 Basın ''Medya'' olmadan önce kol kırılır yen içinde kalırdı...
    • 3 Kasım 2008 Türk demokrasisinin sabırla imtihanında geçer not alabilecek miyiz?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,029 µs