En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Muhalefet liderine sevabına tüyolar...



Ben Deniz Baykal’ın yerinde olsam, muhayyel örtülü ödenek iddialarıyla birilerini töhmet altında bırakmaktan vazgeçer, önce kendi malvarlığımla ilgili kamuoyunun merak ettiği hususları açıklığa kavuştururdum.
Sonra da şunu sorardım:
Muhalefetteyken oy kaybeden ilk ve tek sosyal demokrat parti hangisidir?
Biliyorsunuz, ‘solcu lider’ Baykal, grupta yaptığı konuşmada, bir belediyeden bazı basın yayın organlarına para akıtıldığını söylemiş, bu iddiasını da bir dönem İstanbul’da valilik yapan Erol Çakır isimli birine dayandırmıştı.
İddiada adı geçen belediye ve basın yayın organları Baykal’ı ispata davet ettiler, ‘İspatlamazsan şöylesin böylesin’ filan dediler.
Baykal’ın ispat yönünde bir girişimine tanık olmadık.
İddiaların kaynağı olarak gösterilen validen de ses seda çıkmadı.
Hatta vali, kendisini arayan gazetecilere, ‘Hatırlamıyorum böyle bir şey... Dosyalara bakmam lazım. Bu konuda açıklama yapmak istemiyorum. Bunun yazılmasını da istemiyorum’ diyerek, olaya değişik bir açılım getirdi.
Soru şu:
Hatırlanmayan iddialar üzerine siyaset bina eden Baykal, hiç akıldan çıkmayan iddialar konusunda neden suskun?
Mesela, siyasi yasaklı olduğu ve ‘avukatlık yaparak ayakta durmaya çalıştığı’ dönemde bu kadar malı mülkü nasıl edindiğini açıklayabilir.
Fakat ben daha farklı bir sorunun peşindeyim.
Hem, Baykal’ın malvarlığından bana ne, nasıl edindiyse edindi...
Ben, değerli Baykal’ın muhalefet avantajını neden gerçekten ‘avantaja’ dönüştüremediğini merak ediyorum.
Sahi, neden?
Eski TKP’lı Nabi Yağcı, ‘CHP sol bir parti değil. Deniz Baykal da solcu bir lider değil...’ demişti.
Bunu, çok çok eskilerde, sorgulama kültürünün bulunmadığı ve farklı seslerin ihanet terimleriyle yargılandığı yıllarda rahmetli İdris Küçükömer de söylemişti.
Filozof, yazar, sanat tarihçisi, inşaat mühendisi Hasan Bülent Kahraman da söylüyor.
Zülfü Livaneli zaten söylüyor.
Herkes söylediği için de tespit değeri bulunmuyor.
CHP, muhalefet avantajına rağmen oy kaybeden ilk ve tek sosyal demokrat parti olduğu gibi, ‘temsil mekanizması’nın bir parçası da olamıyor...
İstese de olamıyor.
Hep, farklı bir uzamdaymış gibi davranıyor.
İster iktidarda olsun, isterse muhalefette, kendisine her zaman temsil mekanizmasının üzerinde bir konum biçiyor ve lüzumu halinde temsil mekanizmasını devreden çıkaran güçlerin (silahlı ve silahsız bürokrasinin) ortağı, şeriki, hatta patronu gibi davranıyor. Bkz. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat müdahaleleri... Yine bkz. Baykal’ın ‘Andıç’ konusunda takındığı tavır...
Kıymetli ana muhalefet lideri çıkıp, ‘Biz muhalefetteyiz ama fikrimiz iktidarda, seksen yıldır devlet yönetiyor’ dese yeridir.
Bütün bu yazıya gerekçe teşkil eden cümleyi de yazayım ki, tam olsun.
Artık ‘Sosyalist Enternasyonal’le ilişkileri de sorgulanır hale gelen CHP’nin, kendisini toplum nezdinde meşrulaştıracak bir sıçrama yapması gerekiyor.
Zor değil...
Ya temsil mekanizmasının bir parçası olduğunu hatırlayıp her şeye rağmen siyaseti tek meşru ‘çözüm mercii’ kabul edecek, ya da sittin sene iktidara gelemeyecektir!
 
star

Bu yazı 89 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,603 µs