En Sıcak Konular

Ali Bayramoğlu


Ali Bayramoğlu
0 0 0000

Ciddi bir kriz odağı Baykal…



Saray krizleri ve askeri müdahaleler aracılara, operatörlere gerek duyar. 28 Şubat askeri müdahalesinde operatörlük görevini merkez medya yerine getirmişti.

2007 Çankaya seçimlerine doğru yaşanan krizin taşıyıcılığını ise CHP yapıyor. Krizin meşrulaşması, askeri çıkışların belli bir zemine oturması Baykal'ın kimi dip akıntıları su yüzüne taşımasıyla mümkün oluyor…

Daha iki yıl önce, 2005'in Haziran ayında Baykal, askeri cenahın arzu ve beklentisini de dile getirerek, “Hükümet istiyorsa 2007 Nisan'ına kadar kalsın, ama cumhurbaşkanını mayıs ayında yeni parlamento seçsin...” diyordu. “Cumhurbaşkanının bu dönem içinde seçilmesinin Türkiye'yi gerginliğe götüreceğini” söylüyordu.

Seçimlere iki ay kaldı…

Teori ve senaryoları bir kenara itecek olursak, hala ülkede cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili olarak, ortada Baykal'dan başka “açık gerginlik odağı” yok…

Şimdi de, Erdoğan aday olmasın ya da aday olacak kişi benim onayımdan geçsin, aksi halde kaos ve kriz vaat ediyorum, diyor Baykal…

Sanılmasın ki Baykal'ın korkusu, askerin AK Partili bir cumhurbaşkanına göstereceği tepkidir. Baykal her zaman yaptığını yapıyor, asker üzerinden muhalefet ve gerilimi yükselterek kriz ortamı üretmeye ve bundan nemalanmaya çalışıyor...

Vahimi şu:

Baykal bu tür çıkışlarla aslında siyasi partiler arasındaki uzlaşma kapılarını kapama politikasının peşinde koşuyor, AK Parti'yi tuzağa düşürmeye çalışıyor. Üstelik bu manasız tuzağın faturasının tüm Türkiye'ye çıkacağını bildiği halde böyle yapıyor.

Zira şu açık:

Türk siyasal sisteminde, gerek anayasal düzen açısından gerek asker-sivil güç dengeleri itibariyle cumhurbaşkanlığı kritik bir makamdır, cumhurbaşkanlığı seçimi sorunlu bir seçimdir. Atatürk'ten sonra Turgut Özal'a kadar her cumhurbaşkanlığı seçimi ağır siyasi krizler üretmiştir.

Askeri ve sivil bürokrasi devletin bu en üst makamını doğrudan ya da dolaylı bir şekilde denetimi altında tutmak ister ve bu makam “bir yönü”yle devletin siyasete yönelik güvensizliğinin sembolü ve aracı olarak kabul edilir.

“Diğer yönü”yle cumhurbaşkanlığı Türk siyasi ve anayasal sisteminde belki bir denge ve bir fren makamıdır. Ancak denge ve fren arayışının bedeli 12 Eylül Anayasası'yla sorumsuz bir makamın yürütme gücüne ortak olmasını, devlet-siyaset çatışmasında taraf olmasını beraberinde getirmiştir. Cumhurbaşkanları siyasi iktidarları frenlemek kadar devlet adına kontrol etmek çerçevesinde sıkça kriz üreten kişiler haline dönüşmüştür.

Sarayı kontrol kavgasının izleri ortada:

Aradaki DP ve Celal Bayar parantezini saymazsak, Atatürk'ten Kenan Evren'e kadar askerler cumhurbaşkanı olmuştur. Özal ve Demirel ile TBMM'deki iktidar partisi liderlerine Çankaya kapısı açılmış, bir önceki dönemdeki bölük pörçük TBMM yapısı ve koalisyon hükümeti ara bir formülle asker ve siyasetçi olmayan bir kişiyi, Sezer'i cumhurbaşkanlığına getirmiştir.

Bugün koşullar farklı...

TBMM'de tek partinin çoğunluğu var... Ve Türkiye 2007'de yapılacak seçimde yeni bir model bulmak zorunda...

Bu seçimler ne Baykal'ın iddia ettiği gibi mevcut TBMM'nin yetkisini gasp edici biçimde olacaktır, ne de, sanıldığı gibi Meclis çoğunluğunun yapacağı teknik ve sıkıntısız bir seçim olacaktır...

Uzlaşma, sivilleşme ve demokratik olgunluk önündeki bu büyük sınavın nasıl verileceğini hep birlikte göreceğiz...


yenişafak



Bu yazı 233 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Eylül 2012 Sorgulama vakti...
    • 28 Ağustos 2012 Kürt sorununda yeni safha...
    • 25 Ağustos 2012 Kürtlerin şiddeti...
    • 30 Haziran 2012 Anter'in katili yaşlanmış mı?
    • 12 Mayıs 2012 Solun şiddetle hesaplaşması
    • 3 Mayıs 2012 Yeni Türkiye'nin doğum belgesi...
    • 21 Şubat 2012 Dink davası ''sil baştan''...
    • 18 Ocak 2012 İkinci cinayet zamanı
    • 17 Ocak 2012 Hrant'a sözüm var...
    • 21 Aralık 2011 Soykırım ve yasa
    • 3 Aralık 2011 Dönme dolap...
    • 30 Eylül 2011 Yazıcıoğlu ve jandarma...
    • 8 Eylül 2011 Aydının şiddetle sınavı...
    • 1 Ağustos 2011 İstifaların anlamı ve yarını: Pek iyi...
    • 28 Temmuz 2011 Parlamentoda bir terörist...
    • 5 Temmuz 2011 Futbolda temizlik, ülkede temizliktir
    • 10 Haziran 2011 Yeni CHP ha! Hadi oradan...
    • 24 Mayıs 2011 MHP'de yaşananlar ve perde arkası
    • 19 Mayıs 2011 Askere ''leş'' toplatmayan generaller iş başında
    • 19 Nisan 2011 Militarist-ulusalcı batak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,703 µs