En Sıcak Konular

Ruşen Çakır


Ruşen Çakır
0 0 0000

PKK’yı kim kime karşı kullanıyor?



Kuşkusuz ABD’nin Suriye ve özellikle İran’la aynı masaya oturmuş olması çarpıcı ama bunu çok da fazla abartmamak lazım. Örneğin Washington ile Tahran yönetimleri Afganistan’daki Taliban rejimine karşı birçok alanda çok olumlu bir işbirliğine gitmişlerdi. Öte yandan Irak Çalışma Grubu (IÇG) başta olmak üzere, ABD’de son dönemde Irak üzerine görüş geliştiren kişi ve kurumların çoğu kaostan çıkmak için İran ve Suriye ile doğrudan diyaloğun şart olduğunda ısrar ediyorlardı.

Başkan Bush bütün bu önerilere kulak tıkamış, hatta Irak’taki İran varlığına savaş açarak şaşırtmıştı. Ne var ki üç ay sonra pes etmişe, ipleri Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’a bırakmışa benziyor.

Katılımcıların ayrı ayrı yaptığı açıklamalardan, Cumartesi günü Bağdat’ta yapılan toplantıda önemli bir adım atılmış olduğunu anlıyoruz. Fakat kimse Irak’ta birkaç toplantıyla düze çıkılacağını ummuyor. Bu çokuluslu diplomatik süreçin sonuçlarını kestirmek güç olsa da bundan Türkiye’nin kârlı çıkacağını söyleyebiliriz. Çünkü:

1) Bu sürecin temel hedefleri birleşik ve istikrarlı bir Irak olarak görünüyor ki bu Ankara’nın kaygılarıyla örtüşüyor;

2) Her ne kadar İran ve Suriye’nin adları daha fazla ön planda olsa da böylesi bir süreçte Türkiye’nin etkisinin artacağı, dolayısıyla kaygılarının daha fazla dikkate alınacağı açık;

3) Örneğin sürece dahil olan ülkeler arasında “bağımsız Kürdistan”a açıkça destek verecek kimse yok ama böyle bir gelişmeye karşı koyacakların sayısı çok;

4) Benzer bir şekilde Kerkük’ün Kürdistan’a bağlanmasına Türkiye kadar, bu süreçte yer alan Arap ülkeleri, hatta İran’ın da karşı çıkacağını tahmin edebiliriz.

Kürtler tedirgin
Irak Kürtlerinin adımları komşu ülkelerde tedirginlik yaratıyor. En sadık ve belki de tek destekçileri ABD’den de çatlak sesler geliyor. Örneğin IÇG Kerkük referandumunun ertelenmesini bile önermişti. Geçen haftaysa Kürtleri yine kızdıracak bir başka rapor Dış İlişkiler Konseyi (CFR) tarafından yayınlandı. Steven Simon imzalı raporda, Türkiye’nin Kuzey Irak’la ilgili kaygılarının giderilmemesi durumunda bölgeye müdahale etme ihtimalinin yüksek olduğu, bunun da ABD’nin çıkarlarını tehlikeye atacağı vurgulanıyor.

Raporda şu uyarıda bulunuluyor: “Amerikan güçlerini Kürt bölgesinde konuşlandırmak Washington’un çıkarının birleşik Irak’ta olduğu gerçeğine de aykırı olur. Dahası, Amerikan askerlerinin Kuzey’de konuşlandırılması Türk müdahalesini caydırıcı olacaktır olmasına ama tam da bu yüzden Kürtlerin bir tür provokatif davranışlarını teşvik de edecektir ve bu durum eninde sonunda Türkleri tahrik edecektir.”

PKK kimin kozu?
Kara Kuvvetleri Komutanı Org. İlker Başbuğ’un Bağdat toplantısıyla aynı günde Diyarbakır’a sürpriz bir ziyaret yapıp “Askeri ihtiyaçlar gerektirdiği zaman, Türkiye, Irak kuzeyinde uygun göreceği tedbirleri her zaman alabilir” demesi herhalde raslantı değildi. Ancak emekli Org. Edip Başer’in Türkiye’nin önceliğini, PKK değil de, bağımsız bir Kürdistan kurulmasını engellemek olarak tarif etmesi kafaları karıştırmış durumda.

Şöyle ki PKK’yı hep Irak Kürtlerinin Türkiye’ye karşı bir kozu olarak görür, örneğin bir gün “verin Kerkük’ü alın PKK’yı” diyeceklerini düşünürdük. Fakat eğer Başer, devletin temel yaklaşımını seslendiriyorsa tam tersi bir durum söz konusu olabilir. Böylelikle Ankara’nın PKK’yı Irak Kürtlerine karşı bir koz, Kuzey Irak’a müdahale bahanesi olarak kullandığı ve/veya kullanabileceği şeklindeki spekülasyonlara kapı aralanmış olur.
 
vatan



Bu yazı 295 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 12 Şubat 2012 Türkiye dehşet senaryolarına hazır olmalı
    • 23 Haziran 2011 Herkes elini çabuk tutmalı
    • 13 Haziran 2011 Hoca’nın rüyasını talebesi gerçekleştirdi
    • 8 Mayıs 2011 Beş soruda Hizbullah-PKK gerginliği
    • 27 Nisan 2011 Suriye mi, İsrail mi?
    • 24 Kasım 2010 Öcalan bunu hep yapıyor
    • 20 Ekim 2010 Bir toplum mühendisliği projesi olarak KCK operasyonu
    • 28 Temmuz 2010 Ne açılım, ne referandum yüzünden
    • 23 Haziran 2010 PKK kayıtsız şartsız silah bırakmalı
    • 10 Mayıs 2010 Türklerin kaygıları, Kürtlerin haysiyeti
    • 3 Mayıs 2010 ''PKK ne yapmak istiyor?''
    • 13 Nisan 2010 Ahmet Türk Türkiye’dir
    • 12 Şubat 2010 Devletin zirvesinde koalisyon fikrine hazır mıyız?
    • 5 Şubat 2010 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine erken ve gerekli bir bakış
    • 28 Ocak 2010 Alevi açılımında son dönemeç
    • 19 Ocak 2010 Adalet istiyoruz
    • 12 Ocak 2010 PKK nasıl silahsızlandırılacak?
    • 17 Aralık 2009 Gül nasıl devreye girebilir?
    • 4 Aralık 2009 Açılım gemisi İmralı açıklarında batmak üzere
    • 19 Kasım 2009 Dersim yanlışları

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,767 µs