En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

‘Elleme... İt oğlu it!’



Bu nedir? Gece sabaha değmek üzeredir, ortalıktan el ayak çekilmiş, biraz önce ‘menim öz gardaşım’ sallama çayı masaya bırakmış, ben de söylemesi ayıptır Exelsior Hotel’in soğuk yalnızlığında oturmuş ‘Azerbaycan Republikası televizyası’nı zaplıyorum.

Zaplarken karşıma ne çıktı, biliyor musunuz?

1992’de Al Pacino’ya Oscar ve Altın Küre ödülü kazandıran ‘Scent of a Woman...’ Al Pacino’nun gerçek anlamda döktürdüğü film. Dilimize ‘Kadın Kokusu’ adıyla çevrilmiştir ve de bir başyapıttır.

Siz bunu bir de Azeri dublajıyla izleyin.

Bir ‘replikler silsilesi’ olan filmin en can alıcı sahnesinde Albay Frank Slade, kendisine yardıma gelen kolej öğrencisi Charlie Simms’e çıkışır (bu rolü de genç kızların ve bazı geçkin arkadaşların kalbinde taht kurmuş Chris O’Donnell oynamaktadır); ‘Sen yahşi uşak olamayıp’ filan derken bombasını patlatır: ‘Elleme it oğlu it...’ Çünkü Charlie fazla meraklı görüntüsü vermekte, Albay’ın özel eşyalarını karıştırmaktadır.

Böyle dünya tatlısı bir dublaj...

Bilmiyorum Azerbaycan’a yolunuz düştü mü? Baqi’nin (Bakü değil) imar sonrası düzenliliğini taşıyan caddelerinde dolaştınız mı? Azeri bir karındaşla Türk ve dünya meselelerini kapıştınız mı?

Ben kapıştım...

Bize gıptayla bakıyorlar...

Hem seviyorlar, hem sevmiyorlar gibi...

Konuşma arasında, bir punduna getirip, Haydar Aliyev’in ‘Biz bir millet, iki dövletik’ sözünü zikretmeyi ihmal etmiyorlar ama, hep bir mesafelilik ve temkinlilik var davranışlarında.

İnsanı üzen, tedirgin eden bir temkinlilik...

Şehirli züppe karşısındaki ‘köylü ezikliği’ni hissettirmemek için de azami gayret sarfediyorlar; ‘yahşi’ (güzel) sözcüğünü daha az kullanıyorlar mesela, ‘beli’ (evet) sözcüğünü zikretmemeye özen gösteriyorlar.

Daha açık söylemek gerekirse bizim gibi olmak, bizim gibi davranmak, işe bizim gibi kalkışmak istiyorlar ki, isteseler de ‘kendileri gibi’ kalamazlar zaten; ortalıkta, kültürel anlamda bir ‘Türkiye muhasarası’ var. Öyle ki, bizim ‘Televole’lerimizi bile izliyorlar.

Mustafa Sandal’ı çok beğeniyorlar mesela.

Serdar Ortaç’a bayılıyorlar.

Serdar önümüzdeki günlerde Bakü’de konser verecekmiş. Bütün kenti afişlerle donatmışlar.

Başkanlık Sarayı’ndaki yemekte yan yana oturduğumuz folklor araştırmacısı Kadir Bey’e ‘Mümkünse Serdar Ortaç’ı Azerbaycan’da alıkoyabilir misiniz?’ teklifinde bulundum.

Espriyi anlamadı ama gözleri parlayarak ‘has uşak’ dedi.

Serdar işini bağlayabilseydim, onlara diğer değerlerimizi, Tuna ve İclal Kiremitçi’yi, Cem Özer ve Nurgül Yeşilçay’ı, Seda Sayan ve Nihat Doğan’ı, İbrahim Tatlıses’i, Esra Ceyhan’ı, Mehmet Yakup Yılmaz’ı, Ali Atıf Bir’i önerecektim.

İkinci gün Azerbaycan televizyasında bir ‘Avrupa Birliği’ tartışmasına, pardon ‘kapışmasına’ şahit oldum.

Kapışmacı konuklardan biri, ‘Bizim neftimiz (petrolümüz) ve gazımız var. Nüfusumuz da çok az. Türkiye’den önce Avrupa iktisadına dahil olabilirik...’ dedi.

Bu tespiti Avusturyalı kapışmacı da destekledi.

Fakat, sonra da, aynen bize yaptıkları gibi, meseleyi götürüp ‘Ermenistan’la sulh’ şartına bağladı.

Hasılı, kendi içinde rasyonalitesi olan irrasyonel bir ülke Azerbaycan.

İşin ilginç tarafı, orada olunduğu süre içinde ‘özlem’ ve ‘yurtsama’ artıyor. Bu da, nereden bakarsanız bakın, iyi bir şey...

Kötü olan, özlem öznesinin oralı olmaması...
 
star



Bu yazı 230 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,071 µs