En Sıcak Konular

İbrahim Karagül


İbrahim Karagül
0 0 0000

 Şubat-11 Eylül bağlantısı



28 Şubat 1997'deki Milli Güvenlik Kurulu toplantısından bu yana tam 10 yıl geçti. Söz konusu müdahalenin 4. yılına denk gelen Şubat 2001'de Ümran dergisinin hazırladığı “28 Şubat Özel Sayısı”na yazdığım “İslam'ın Meydan Okuyuşu ve Küresel Tasfiye” başlıklı yazıyı bir kez daha okudum. Yani henüz 11 Eylül saldırısı olmadan. ABD henüz dünyanın büyük bölümüne savaş açmadan. Afganistan işgal edilmeden. Terörle mücadele savaşı başlatılmadan. “İslam tehdidi” gerekçesiyle dünya genelinde olağanüstü hal ilan edilmeden.

O zaman da bugünkü yazılar yayınlanıyor, tartışmalar yapılıyordu. O zaman da “müdahale” sadece Türkiye'deki iç iktidar çekişmeleriyle sınırlı olarak ele alınıyordu. Tartışmalar, bu iktidar mücadelesinin Osmanlı'dan günümüze kadar izlediği seyrini bile hatırlatmaktan acizdi. Güncel gelişmelerle, belli figürler üzerinden tartışıldı hep. Ama nedense 28 Şubat aktörlerinin uluslararası sistem tarafından neden ödüllendirildiği, neden bu sürecin yeni küresel eğilimlerle bu denli iç içe olduğu sorgulanamadı. ABD'nin Türkiye'deki askeri darbe süreçlerine verdiği geleneksel desteğe atıfta bulunulurken, Türkiye'de uygulanan bu rafine müdahalenin Türkiye'nin ve dünyanın yeni şekillendirilmesinde nasıl bir ön adım olduğu algılanamadı.

Şimdilerde pek kimse ciddiye almaz ama ben yine de, Anglo-Amerikan cephenin yeni İslam algısına ilişkin örnekler hatırlatayım da, 28 Şubat'ı olgunlaştıran atmosferi tekrar yaşayalım:

“Varşova Paktı'nın çökmesinden sonra fundamentalist İslam tehdidi büyüyor. Ancak Batı, komünizmi kuşattığı gibi bu tehdidi de kuşatmayı bilecektir.” (Sunday Times. 10 Temmuz 1990) “İslam fundamentalizmi en az komünizm kadar tehlikeli. Bunu hafife almayın” (Willy Cleas, NATO eski Genel Sekreteri). “Fundamentalizm tehdidi bugün yüz yüze bulunduğumuz en büyük tehditlerden biridir.” (Helmut Kohl) “İslam fundamentalizmi, Nazizm kadar tehlikelidir.” Fransa Savunma Bakanı Francois Letord) NATO'dan sıradan bir Afrika ülkesine kadar her ülkede çok sayıda liderin benzer açıklamalarını hatırlatmaya gerek yok.

O yazıda bu süreci “Küresel Haçlı Seferi” olarak tanımlamış, dünya ölçeğinde tasfiye operasyonları yaşandığını, ileride bu savaşın farklı boyutlarını göreceğimizi belirterek, bugün yaşadığımız dünyaya ilişkin çok önemli perspektifler sunmuştum. Bu yeni dalga ile İslam, kaynaklar ve iktidar mücadeleleri arasındaki ilişkiye dikkat çektim. Maalesef, endişelerimin ve uyarılarımın hepsi bugün yaşanıyor. Bu yazıdan 7 ay sonra 11 Eylül saldırıları oldu ve sözünü eteğim dalga açık savaş dönüştürüldü. Mesela;

“Küresel Haçlı Savaşı'nın muhatabı sadece marjinal gruplar, silahlı hareketler ve sistem dışı güçler olmadı. En ılımlı Müslüman topluluklar bile hedef tahtasına konuldu. İslam'ın hayatın bütün safhalarından çıkarılması hedeflendi. Müslüman ülkelerin hiç birinde sistemle uzlaşmak isteyen Müslüman oluşumlara izin verilmedi. Ne iktidar, ne kaynak, onlarla hiçbir şey paylaşılmadı. İslam coğrafyasındaki pilot ülkelere “İslam'la mücadele projeleri” sunuldu. Sadece Türkiye'nin değil, her ülkenin 28 Şubat'ı var. Türkiye'deki 28 Şubat'ın benzerlerinin hemen aynı zaman dilimleri içinde Fas'tan Endonezya'ya kadar bu dünyanın öncü ülkelerinde uygulanması her ülkenin iç siyasi ve sosyal şartlarıyla açıklanamaz. Bütün bunlar İslam'a karşı yürütülen Haçlı Savaşı'nın birer uzantılarıdır….”

Türkiye'nin bu aşamadan sonra “İslam'la mücadele tecrübesi” ihraç etmeye başladığını belirttiğim söz konusu yazı şu cümlelerle bitiyor: “28 Şubat'ı, etkileri ve sonuçlarıyla uluslararası düzeyde İslam'a karşı yürütülen kampanyanın etki ve sonuçlarını karşılaştırdıktan sonra, Türkiye'de uygulanan süreci ne kadar bağımsız ve yerli görebiliriz? İslam'ın meydan okuyuşu sürdükçe, bu Küresel Haçlı Savaşı da devam edecektir.”

On yıl sonra bugünün dünyasına bakalım. Savaşların, işgallerin, talanın yanısıra 'Yeryüzünün Orta Kuşağı'nı oluşturan Müslüman coğrafya Batı'nın 21. yüzyıl hedefleri için ehlileştiriliyor, dönüştürülüyor, direnç merkezleri tasfiye ediliyor. 1996'lardaki ABD, İngiltere, İsrail, Türkiye, Ürdün, Mısır'ın oluşturduğu eksen tarafından planlanan yeni Ortadoğu şimdi dizayn ediliyor. Hep birlikte karşı koyduğumuz bu insafsız sürecin ilk adımlarının Türkiye'de atıldığını, öncelikle Türkiye'nin hizaya getirildiğini hala algılayamadık.

Birileri bu ülkede küçük hesaplar peşinde koşarken birileri hem Türkiye'yi hem de İslam dünyasını dizayn etmeye devam ediyordu. Bizim aklı evveller, bu uluslararası bağlantıyı kavrayamadıkları, hazırlanan “küresel 28 Şubat”ı algılayamadıkları için sürece mahalle kavgalarıyla geçiştirdi. Şimdilerde Büyük Ortadoğu Projesi, Ilımlı İslam, Ilımlılar İttifakı, demokrasi projeleri gibi paketlerle süreç işlemeye devam ediyor. Ne yazık ki, sürece destek verenler, üzerinde yaşadıkları ülkelerin bile nasıl tartışmalı hale getirildiğini anlamaktan hala acizler. Onlar ülkeyi kurtardıklarını sanıyorlar!

28 Şubat bir ABD-İngiliz-İsrail projesiydi ve başarıyla uygulandı. Figüranları değil gerçek aktörleri hatırlayalım ve bu aktörlerin bugün bu topraklarda ve yakın çevremizde neler yaptıklarını bir kez daha okuyalım.

yenişafak



Bu yazı 185 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Nisan 2012 Türk-Kürt-Sünni..
    • 30 Mart 2012 Suriye satrancı, İsrail'e askeri üs
    • 16 Şubat 2012 En tehlikeli ihtimal: Ya savaş tersine dönerse!
    • 10 Şubat 2012 Hesaplaşma: Kim kimi tasfiye edecek?
    • 2 Aralık 2011 Bitti Esad, gerçekten bitti..
    • 18 Kasım 2011 Artık, Suriye ile savaş halindeyiz!
    • 9 Eylül 2011 Evet, Tahrir'de konuş! Tarihi değiştir! De ki...
    • 18 Ağustos 2011 İran-Suriye ve PKK: O 'kart' yine masada..
    • 10 Ağustos 2011 Altı saat ne konuştular?
    • 27 Temmuz 2011 Ölüm koalisyonu Haçlı savaşçıları..
    • 22 Temmuz 2011 Avrupa Birliği parçalanıyor..
    • 29 Nisan 2011 Cuma, öfke, kan...
    • 10 Şubat 2011 Barış beklerken savaş gelmesin!
    • 31 Aralık 2010 Bir casusa bu kadar para veriliyor mu!
    • 29 Aralık 2010 İki not ve bir kirli ittifak!
    • 24 Eylül 2010 İsrail-PKK bağlantısı bu işi bozabilir mi?
    • 3 Şubat 2010 Bu toplantı hiç de hayra alamet değil!
    • 17 Aralık 2009 İran-Suudi savaşına doğru mu gidiyoruz?
    • 8 Aralık 2009 Reşadiye'den kim ne mesaj veriyor?
    • 28 Ekim 2009 Birileri tarih yapıyor, bunu kimler yazacak?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,151 µs