En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

İllüzyon mu, gerçek mi?



'Sansür' mü, aman aman... Türk televizyon tarihinin en fazla izleyici çeken dizisi 'Kurtlar Vadisi' yeni bölümüyle vizyona girdi, ama girdiğiyle kaldı. RTÜK'ün kendisine ulaşan şikâyetleri paylaştığı kanal yönetimi diziyi yayınlamaktan vazgeçti; aynı bilgilerin aktarıldığı yapımcı şirket ise gösterimde ısrarlı. Şirket, uygulamanın 'sansür' olduğu görüşünde; görüşmeler sırasında, RTÜK üyeleri, ekran karartma ve lisans iptali gibi cezaların söz konusu olabileceğini hatırlatmışlar çünkü...

Her şeyden önce kaydedilmesi gereken gerçek şu: RTÜK Yasası, RTÜK üyelerine, yayından önce sansür uygulama hakkı vermiyor; o hak yalnızca yargıya ait. Yapımcı şirket diziyi çekebilir, istekli bir kanal bulup yayınlatabilir de... RTÜK ancak yayından sonra devreye girebilen bir kurumdur.

'Kurtlar Vadisi' konusunda aylardır süregiden tartışmalar dizinin ülkemizin siyasî hayatıyla paralel çizgiler taşımasıyla yakından ilgili. İlk döneminde ekrana taşıdığı tipler “Susurluk Skandalı'nda Kim Kimdir?” sorusuna cevap teşkil edebilecek özelliklere sahipti. Polat Alemdar ve arkadaşları, eski bir başbakanın deyimiyle, “Kurşun yese de kurşun atsa da şerefli” kabul edilen özgür takılanlardan...

Polat ve arkadaşlarının Irak'ta çuvalın intikamını almasını işleyen filmi de hayli gürültü koparmış ve neredeyse uluslararası bir ihtilâfa sebep olmuştu... Şimdi de 'Kürt sorunu' diye bilinen konunun peşinde, PKK'yı ortadan kaldırma çabasındalar...

Film/dizi kahramanı değil çağdaş Battal Gazi mübarek...

Bizdekine benzer bir dizi Amerika'yı da kasıp kavuruyor. '24' adlı Amerikan dizisi ile 'Kurtlar Vadisi' arasında temel bir fark var: 24'ün kahramanları, 'durumdan vazife çıkartan' Polat Alemdar ve arkadaşlarından farklı olarak, Los Angeles'taki Terörle Mücadele Birimi – CTU'ya mensup devletin resmî görevlileri... Buna rağmen, her bölümde fazlaca dökülen kan, işkence ve sergilenen yasadışılık Amerika'da bazı çevreleri isyan haline getirdi. Orada da şikâyet konusu aynı: Dizi gençlere kötü örnek oluşturuyor...

Sivil toplum kuruluşları, '24' dizisinden sonra, devletin güvenlik birimlerinin vatandaşlara davranışlarının olumsuz etkilendiği görüşündeler...

Bu konudaki tepkiler, insanların ekranda gördükleri ile hayatın gerçeklerini her zaman ayıramadıklarından kaynaklanıyor. Kurtlar Vadisi de 24 de sonuçta insan muhayyilesinin ürünü sanal gerçeklikler; ancak izleyici televizyonda gördüğünü gerçek sanabiliyor.

Bizde sanal-gerçek ayrımını zorlaştıran bir nokta daha var: Dizinin pazarlanması... 24 projesinin arkasındakiler, başrol oyuncuları, her fırsatta yaptıkları işin bir 'seyirlik' olduğunu vurguluyor; Kiefer Sutherland daha ileri gidip oynadığı rolü tasvip etmediğini de söylüyor... Kurtlar Vadisi dizisinin sorunu, başarılı bir tanıtım kampanyası eşliğinde sunulurken, gerçeklik dozunun biraz fazlaca vurgulanması; anayasal görevi gençlerin beden ve ruh sağlığını korumak olan devlet birimlerini teyakkuza geçiren de bu yön. Yapımcı firma 'Susurluk' ile birebir irtibat kurmasa, ya da 'Kürt sorunu' üzerinde son sözü söyleyecek bir yapım olarak sunmasa diziyi, kimse küçük parmağını bile kaldırmazdı.

Yapımcı firma süregiden tartışmaları da sanal-gerçek dengesini bozacak biçimde yönlendiriyor. Oysa yapması gereken, Kurtlar Vadisi'nin bir tv dizisi, bir sanal dünya malzemesi, bir hayal ürünü olduğunu ısrarla vurgulamak olmalıydı.

Sansür elbette tasvip edemeyeceğimiz kötü bir yöntem, ancak illüzyonu gerçek diye yutturmak da öyle değil mi?

 


yenişaak



Bu yazı 384 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,578 µs