En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Türkiye'yi utandıran (!) adam...



Nuri Bilge Ceylan "İklimler"le Altın Palmiye'yi kaçırınca, ben de büyük bir fırsatı kaçırmış oldum. Bendeki, biraz da, bencilce bir fırsat yaratma telaşıydı. Daha doğrusu, bir ödeşme vesilesi...

Nuri Bilge Ceylan sinemasını seviyorum. Filmlerinin hepsini izledim. Fotoğraflarıyla katkıda bulunduğu "Taşraya Bakmak" kitabını ve yine "Mayıs Sıkıntısı" filminin oluş serüvenini anlattığı kitabı (ve tabii senaryosunu) okudum. İyi yapmışım.

Bir görüntü fenomeni olan "Uzak"ı, ilk gösterime girdiği günlerde, 25 koltuklu bir cep sinemasında izlemiştim. Ve "cep sineması"nın üçte ikisi boştu. At kuyruklu bunalımlı orta yaşlı birtakım herifler ve cool olmaya özen gösteren gençler... Bir de, şimdi ismini çıkaramadığım üçüncü sınıf bir Yeşilçam yönetmeni vardı; "Bakalım Nuri ne çekmiş" kıskançlığıyla oturuyordu koltukta!

Film, 20 bin izleyiciyi geçemedi.

Ne farkederdi ki? Bu işler dünyanın her yerinde böyleydi. Kieslowski'yi ülkesinde kaç kişi izlemiş, ünlü "renk üçlemesi" kaç paralık hasılat yapmıştı ki?

Sonra "Uzak", Cannes'da ikinci büyük ödül sayılan "Jüri Özel Ödülü"nü aldı. Filmin başrol oyuncuları Muzaffer Özdemir ve (rahmetli) Mehmet Ali Toprak da En İyi Erkek Oyuncu dalında "Altın Palmiye" kazandılar.

Bu sene "İklimler" Altın Palmiye'ye yaklaştı ama, karşısında devasa Almodovar filan vardı. Almodovar'ı Türk sinema izleyicisi "Annem Hakkında Herşey" filminden hatırlayacak. Başka birileri daha vardı; İnarruti, Loach filan gibi... Ödülü de zaten Loach'a verdiler. "İklimler" de Film Eleştirmenleri Derneği (Fipresci) ödülünde kaldı.

Kaçırdığım fırsat şu:

Nuri Bilge Ceylan, 1999'da, "Mayıs Sıkıntısı"yla Sinema Yazarları Derneği'nin en iyi film ve en iyi yönetmen ödülünü, Antalya Altın Portakal Yarışması'nda da en iyi laboratuvar ve en iyi ikinci film ödüllerini almıştı. Filmin tüm oyuncuları da "Jüri Özel Ödülü"ne layık görülmüşlerdi. Bir diğer favori yönetmenim olan Zeki Demirkubuz da bir-iki ödül almıştı.

O günlerde Ertuğrul Özkök, ödüllerle ve ödül gecesiyle ilgili şöyle bir şeyler yazdı: "Televizyonda ödül törenini izlerken çok üzüldüm. Her şeyden önce o sahnede muazzam bir ikiyüzlülük gördüm. Sanatçı beyefendi ödül kazanmış, sahneye davet ediliyor. Sanki büyük bir favör yaparmış havasında sahneye geliyor. Verilen ödül sanki bir angarya. Yüzünde ilgisiz bir ifade, lütfen iki kelime ediyor. Ağzında yapış yapış bir ciklet. Üzerinde rengi kaçmış bir tişört, haftalardır yıkanmamış bir blucin, biraz daha insaflısı ütüsüz bir gömlek ve ondan ütüsüz bir pantolon. Kimi sakal bırakmış. Hadi ona sözüm yok. Ama kimisi de sırf bunun için, bize inat üç günden beri tıraş olmamış. Ödülü yan cebine koymuş, pejmürdeliğin sınırında volta atıyor. Oysa Cüneyt Arkın, Ekrem Bora, Hülya Koçyiğit gibi sanatçılar her zamanki gibi düzgün kıyafetli ve saygılı davranış içindeydiler."

Evet, aynen bunları yazdı.

Kastettiği sanatçılar da Nuri Bilge Ceylan'la Zeki Demirkubuz'du.

Ceylan "Altın Palmiye" kazansaydı, büyük bir ihtimalle, Ertuğrul Özkök'ün hoşlanmadığı bir kıyafetle, üstelik ona inat "üç günlük sakalla" kürsüye çıkıp ödülünü alacak, ben de yukarıdaki satırları hatırlatarak, bir "terakki saplantısı" olan "kılık-kıyafet fetişizmi"nin aslında "hiçbir şey" olduğunu birilerinin yüzüne vuracaktım.

Bu fırsatı yine de kaçırmış sayılmam:

Vaktiyle, Sting tarafından "Tarkovski'nin, Fellini'nin, Angelopoulos'un varisi" olarak taltif edilen Nuri Bilge Ceylan, sahneye çağrıldığında yine pejmürde bir görüntü içindeydi, yine kravat takmamıştı ve yine yaka-bağır açıktı. Üstelik, Ertuğrul Özkök'e inat, suratında üç günlük sakal vardı.

Sahneye çıktı ve kısacık konuşmasını yaptı.

Kimse kılığıyla kıyafetiyle ilgilenmedi. Kimse "Ne bu suratındaki sakal, ne bu pejmürdelik?" diye sormadı.

Hayır, asla saygısız bir davranış içinde değildi. Olabildiğince saygılı ve mesafeliydi. Sadece şunu söylüyordu: "Kılık-kıyafet fetişistleri ne düşünürse düşünsün, asla terakkilerinin bir parçası değilim..."

Bilmiyorum, kılık-kıyafetle "yüksek insanlık değerleri" arasında irtibat tesis eden arkadaşlar bunu anlar mı? Anlayabilir mi?

Bu yazı 62 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,876 µs