En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
0 0 0000

Dizel okul servisleri kanser yapıyor



Okul servisleri sosyal hayatın, ekonominin ayrılmaz bir parçası oldu son yıllarda. Büyük şehirlerimizde okula servisle gitmeyen çocuk neredeyse kalmadı gibi.

Herkesin de kendince haklı bir nedeni var.

Kimi çocuğun okulu uzaktır, bu yüzden servis gerçekten de kaçınılmazdır. Her sabah Fatih Köprüsü’ nden karşıya geçen onlarca okul servisi görüyorum. Ama, hayrettir aynı zamanda başka servisler de karşıdan bu tarafa doğru geliyorlar akın akın.

Kimi öğrencinin okulu yakındır, ama okula varmak için çocuğun yoğun trafiğin olduğu caddelerden geçmesi gerekir. Servis bu durumda da gene olmazsa olmazdır.

Kiminin de hem annesi hem babası, her ikisi de çalışıyordur, çocuğu ne okula bırakmaları ne de almaları mümkündür. Verirsiniz servise getirir, götürür; gözünüz arkada kalmaz. Bu da anlaşılabilir.

Ama, ya ‘Okul yakınımızda, ama çocuğumuzu çok özendiği, ben de servise binmek istiyorum diye günlerce ağladığı için servise vermek zorunda kaldık’ diyen anne babalara ne demeli?

İşte böyle; kimi anlaşılabilir kimi anlaşılmaz nedenlerle neredeyse tüm çocuklarımız okula servisler ile taşınıyorlar artık.

Bu girizgahtan sonra, sözü Amerika’ da yapılan bir araştırmanın sonuçlarına bağlamak istiyorum.

DİZEL OTOBÜS EGZOZLARI ÖLÜM SAÇIYOR

Kaliforniya’ da yapılan bu araştırmada dizel okul otobüslerinde seyahat eden çocukların, bu aracın önünde seyreden bir araçta bulunan kişilere  göre 4 misli fazla toksik dizel egzozuna maruz kaldığı belirlenmiş. Otobüslerdeki egzoz düzeyi şehir havasındaki düzeyden 8 misli fazla bulunmuş. Üstelik, otobüsün arkasında oturulması ve otobüs camlarının kapalı olması durumunda solunan egzoz çok daha fazla oluyormuş.

Otobüs, camları açık iken boşta çalışırken, camları kapalı olarak giderken, yokuş yukarı seyrederken, yoğun trafikte beklerken ve durup kalkarken… otobüsteki çocukların soludukları egzoz miktarı daha da yüksek oluyormuş.

İşin ilginç tarafı, test edilen otobüslerin çoğunda dizel araçlarda görmeye alışık olduğumuz ‘egzozdan siyah duman’ çıkmasına da rastlanmamış. Yani, görünüşte egzozu temiz olan araçlardan bile tehlikeli düzeylerde egzoz gazları çıkmaktaymış.

Bu verilerden çıkarılan sonuç ise tüyler ürpertici: 10 yıl süreyle, yılın 180 günü, günde 1-2 saat dizel otobüste seyahat edilmesi, 1 milyon çocukta fazladan 23-46 kanser ölümüne neden oluyormuş.

İstanbul’ da bir yakadan diğerine taşınan binlerce çocuğun bu kadar kirli havayı soluması için 10 yıl değil, birkaç yıl bile yeterli.

DİZEL EGZOZUNUN ZARARLARI

Dizel egzozunun sağlığımıza zararlı etkileri yıllardan beri biliniyor. Uluslararası Kanser Araştırma Merkezi, 1989’ da dizel egzoz emisyonlarının insanlar için muhtemel kanserojenlerden olduğuna karar vermiştir. Amerika’ da hava kirliliğine bağlı kanser riskinin %70’ inden fazlasından tek başına dizel egzozunun sorumlu olduğu ve yılda 125 bin insanın bu nedenle kansere yakalandıkları hesaplanmaktadır.

Meslekleri gereği dizel egzozuna maruz kalanlarda akciğer kanseri riskinin arttığı birçok araştırma ile gösterilmiştir.

Dizel egzozunun kansere neden olan özelliklerinden başka, astım krizlerine yol açan küçük partiküller de içerir. Azot oksitleri çocuklarda akciğer gelişiminde gecikmelere ve akciğer fonksiyonlarında kötüleşmelere sebep olur. Bronşit, zatürree… gibi solunum yolları enfeksiyonlarının oluşumunu kolaylaştırır. Egzoz kalp ve damar sistemi için de zararlı bir maddedir.

Dizel araçlar ekonomik oldukları için daha çok tercih ediliyor, ama egzozunun sağlığımıza verdiği zararların hiç farkında değiliz.



Bu yazı 710 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 14 Mayıs 2013 Akademik sahtekârlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 11 Aralık 2012 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 9 Ekim 2012 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 3 Ekim 2012 Burun damlaları ile aldatılıyor muyuz?
    • 2 Ekim 2012 Kimi kime şikâyet edelim?
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 16 Eylül 2012 Mamografi taramalarına karşıyım
    • 10 Eylül 2012 Modern tıbbın son numarası: Aşırı teşhis
    • 8 Eylül 2012 Mamografi kanser riskini arttırıyor
    • 7 Eylül 2012 Benzer ilaç nedir?
    • 28 Ağustos 2012 Meme taraması saç taramaya benzemez
    • 14 Ağustos 2012 Antibakteriyel ürünlerdeki büyük tehlike
    • 6 Ağustos 2012 Sağlıklı suda hiçbir mikrop olmamalıdır
    • 30 Temmuz 2012 Enerji içecekleri yasaklanmalıdır
    • 23 Temmuz 2012 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 10 Temmuz 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 23 Haziran 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 13 Haziran 2012 Ot-Çöp tüccarlarından alacağımız dersler de var
    • 17 Nisan 2012 Sönmez gene döndü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,936 µs