En Sıcak Konular

Ahmet Hakan


Ahmet Hakan
0 0 0000

Kötü bir şaka gibi



MERSİN’de bir düğün salonu... Bir tarafta çoluk çocuk oyun oynuyor, bir tarafta ise "Bir emekli albay", olanca ciddiyetiyle etrafına topladığı "12 gariban havari"ye oyuncak silah, bayrak ve Kuran üzerine yemin ettiriyor.

Bu yönüyle "bizim albay", ırkçılığa bulaşmış kötü niyetli bir Donkişot’a benziyor.

Yani bir "şaka", ama "kötü bir şaka" ile karşı karşıyayız!

Ne ölme-öldürme üzerine edilen o sersem yemini, ne "Soyunda dönme olmayan Türk oğlu Türküm" cümlesini ve ne de masanın etrafına toplananların yarı inanmış, yarı şaşkın biçimde yemini tekrarlamalarını ciddiye alabiliriz.

Tablo ürkütücü olmaktan çok "gülünesi" bir tablodur... Yasal takibattan çok "klinik tedavisi"nin devreye sokulması gereken bir olayla karşı karşıyayız!

Yani ortada öyle mühim bir hadise yok.

Başta kendisi olmak üzere her şeyi ama her şeyi gereğinden fazla ciddiye alan "Gaza gelmiş bir emekli albay"ın, etrafındakileri gaza getirme çabası ve girişimi deyip geçmeliyiz.

Peki "emekli albay"ın etrafına adam toplayabilmesini de mi önemsemeyeceğiz?

Evet, evet... Bunu da önemsemeye gerek yok.

Eğer bu memlekette "Ben peygamberim" diyen kadın etrafına adam toplayabiliyorsa... Cin çıkararak hasta tedavi ettiğini söyleyen soytarı, müşteri sıkıntısı çekmiyorsa...

"Bizim emekli albay"ın da bir "potansiyel" yakalamasını yadırgamamalıyız.

Yani telaşa mahal yoktur. Bu sefer olay hakikaten münferittir ve memleketimizin olağan tuhaflıklarından birini yansıtmaktadır.

Eh be Kıraç

MÜZİK konusunda acayip kabiliyetsizimdir. En bilindik şarkılarda bile şöyle bir şey olur: Melodi başlamıştır, neredeyse sözler devreye girecektir, ama ben hálá "Neydi bu ya" diye tepinip durmaktayımdır. Ancak...

Şu "sıfır kabiliyet" halimle bile Kıraç’ın "Fenerbahçe Yüzüncü Yıl Marşı"nın "çalıntı", hadi daha kibar bir ifade kullanalım, "esinlenme" ürünü olduğunu fark ediverdim.

Nasıl fark etmem? Bir ara sol popüler kültüre merak sarmış ve Grup Yorum’un en esaslı albümü olan "Marşlarımız"a kafayı takmıştım. O albümün ilk marşı, meşhur "1 Mayıs Marşı"dır. Hani nakaratı "1 Mayıs, 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı" olan marş var ya, ondan söz ediyorum.

Kıraç’ın "Fenerbahçe Yüzüncü Yıl Marşı"nı dinlerken, müzik konusundaki kabiliyetsizliğime karşın, "Ulan bu marş araklama!" diye feryat etmekte zerre kadar tereddüt etmedim.

Ancak yine de temkinli olmalıydım: Madem serde "kabiliyetsizlik" var, bu işlerden "çakan" arkadaşlara da bir sormalıydım.

Sordum da... İki marşı peş peşe dinlemeler, bir daha dinlemeler, vakıf olmadığım müzik terminolojisiyle yapılan yorumlar ve sonunda "ulema"nın vardığı, "Evet, evet resmen çalıntı yahu" kararı...

Bu durumda Kıraç’a, "Eh be Kıraç kardeş! Komünizm bittiyse nostalji duygusu da mı öldü? Bir hatırlayan çıkmaz mı sandın birader?" demekten başka elden ne gelir.

Kurtlar komedisi

"KURTLAR Vadisi Terör" adlı diziden bir muhabbet:

BÜYÜK BİRADER: Böleceğiz dediniz hálá bölemediniz ülkeyi.

ÖRGÜT BAŞI: Böleceğiz, böleceğiz! Bize bir şans daha verin.

BÜYÜK BİRADER: Bu kaçıncı şans. Beceremiyorsunuz bir türlü bölmeyi.

ÖRGÜT BAŞI: Sadece belli bir bölgeyi değil büyük şehirleri de böleceğiz. İstanbul’dan hak talep edeceğiz.

BÜYÜK BİRADER: Sen bana İstanbul’u ver, ben sana bütün bir Ortadoğu’yu vereyim.

ÖRGÜT BAŞI: Tamam, anlaştık.

Şimdi sorumuzu soralım:

Eğer "Kurtlar Vadisi Terör" adlı dizi, birçok memleket evladının "terör olgusu" üzerine fikir edinmelerini sağlayan "yegáne kaynak" ise...

Söyler misiniz: Biz Aziz Nesin’e neden çok kızmıştık?
hürriyet



Bu yazı 554 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 1 Temmuz 2010 Yeter ki Tayyip gitsin duygusu
    • 3 Eylül 2009 Umreden mahrem notlar
    • 26 Şubat 2009 28 Şubat bitti mi?
    • 22 Şubat 2009 Aydın Doğan’la bir fasıl gecesi
    • 9 Şubat 2009 Hastasıyım bu istismarın
    • 18 Ocak 2009 Benim gözümle Kemal Gürüz
    • 24 Kasım 2008 CHP’nin Tayyip’i
    • 6 Ağustos 2008 Ahmedinejad’ın Anıtkabir’de ne işi var
    • 23 Temmuz 2008 Kandıra’dan mesaj var
    • 9 Temmuz 2008 Gaza gelme Latif Abi
    • 4 Haziran 2008 Önder Sav’a açık mektup
    • 25 Mayıs 2008 Kısa Türkiye tarihi
    • 19 Mayıs 2008 Ağustosta rapsodi
    • 7 Mayıs 2008 Asılmışların paylaşımı
    • 5 Mayıs 2008 Biri Tayyip’e fısıldadı: Parti kapatılmayacak
    • 10 Nisan 2008 Organize’de iki saat
    • 13 Mart 2008 Bayan Çölaşan yalan söylüyor
    • 7 Mart 2008 Da Vinci Baykal’ın şifresini çözdüm
    • 2 Mart 2008 Yaşar Paşa’ya da bir şey söylenir mi?
    • 17 Şubat 2008 Artık şu İranlılara yüz vermesek diyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,806 µs