En Sıcak Konular

Ahmet Hakan


Ahmet Hakan
0 0 0000

Bir AKP’li var canı sıkılan



ÖZELLİKLE "Milli Görüş" akımından gelen bazı AKP’liler, iflah olmaz bir "kimlik krizi" yaşıyorlar.

Bazen bir efkar basıyor bu "eski Milli Görüşçülerimiz"i ve şöyle akıl yürütmeye başlıyorlar:

"Acaba fazla demokrat mı takılıyoruz? Nerede kaldı bizim farkımız? Biz bir zamanlar İslamcı idik. Şimdi bütün iddialarımızdan mı vazgeçtik yani? O zaman ANAP’tan ne farkımız kaldı?"

İçselleştirilmemiş ve hesabı tam olarak verilmemiş değişimin yarattığı bir kimlik krizidir bu.

Abdullah Çalışkan isimli AKP milletvekili de işte böylesi bir kriz içinde. Çalışkan, "yeşil devrim" özlemi içinde olduğunu söylemiş.

Bu ne demektir?

Abdullah Çalışkan "Şeriat özlemi içinde yanıp tutuşan bir adam" mıdır?

Hiç sanmıyorum.

Bunun anlamı şudur:

Abdullah Bey’in canı sıkılmaktadır.

Eski kimliğini tam olarak bırakamamıştır.

Yeni kimliğini tam olarak benimseyememiştir.

Değişmiştir ama bu değişimi içselleştirememiştir.

Hesaplaşmamıştır.

Mesela kendi kendine "Bir İslam devleti mümkün müdür?" sorusunu sormamıştır.

Ancak...

Bu "kimlik krizi" yaşayan milletvekilimiz, kafası hayli karışık olduğu halde, hızla ilerlemekte olan AKP trenine kendisini atmakta zerre kadar tereddüt etmemiştir.

Yani işin bu noktasında kafası hiç de karışık değildir.

Bence yaptığı asıl ayıp da işin bu noktasındadır.

Selam sana büyük şair

ŞAİR Sezai Karakoç, öyle şık şıkırdım giyinip ödül törenlerine gidecek bir adam değildir.

Öyle "Aman efendim, bu ödülü bana layık gördüğünüz için hepinize çok teşekkür ederim" falan diyecek bir adam da değildir.

Ödül parasını iade etmesi, tören talep etmemesi falan tam da ondan beklenen bir tutumdur.

Çünkü Sezai Bey...

Bu çağın gerçek bir soylusudur.

Sadece yazıp çizdikleriyle değil hayatıyla da ders verir.

Hepimizin bir biçimde görünmek için şekilden şekle girdiğimiz şu "ilginç çağda", o görünmemeyi tercih etmiştir.

Ve işin en güzel tarafı, bu "görünmeme" olayından kendisine şahane bir efsane türetmeye tenezzül etmemesidir.

İşte görüyorsunuz:

Kültür Bakanlığı’nın verdiği "Yılın Sanatçısı" ödülünü, nasıl da gürültüsüz bir şekilde savuşturdu.

"Para ödülünü bakanlık uhdesine bırakıyorum" dedi.

"Tören istemiyorum" dedi.

"Plaketi adresime postalamanız yeterli" dedi.

Bu cümleleri de "Bakın, nasıl da klas bir duruş sergiliyorum" edasıyla kurmadı.

Sessizce, fısıltıyla söyledi.

Yani...

Bir ödülü reddetmeden savuşturmanın en klas örneğini sundu.

İnsanın içinden "Selam sana büyük şair" demek geliyor.

Cinayetten sonra İstanbul

ARTIK bu şehrin kafelerinde otururken içeri birden Nobelli yazar Orhan Pamuk, üstelik hayli gösterişsiz bir şekilde giremeyecek...

Artık korumasız, korunaksız bir şekilde bu şehrin karanlık sokaklarında serazat dolaşamayacağız.

Artık bu şehrin kalabalık mekanlarında tek kaşı kalkmış beyaz bereliler gördüğümüzde "Acaba mı?" demeden edemeyeceğiz.

Yüzükoyun yere yatmış adamı hatırlamamak için artık bu şehrin Halaskargazi Caddesi’nden geçmeyeceğiz.

Artık bu şehrin sokaklarında gezerken birden kulağımıza çalınan "Sarı Gelin" türküsünü duyduğumuzda o "Dağ gibi adam"ı anımsayıp iç çekeceğiz.


hürriyet



Bu yazı 308 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 1 Temmuz 2010 Yeter ki Tayyip gitsin duygusu
    • 3 Eylül 2009 Umreden mahrem notlar
    • 26 Şubat 2009 28 Şubat bitti mi?
    • 22 Şubat 2009 Aydın Doğan’la bir fasıl gecesi
    • 9 Şubat 2009 Hastasıyım bu istismarın
    • 18 Ocak 2009 Benim gözümle Kemal Gürüz
    • 24 Kasım 2008 CHP’nin Tayyip’i
    • 6 Ağustos 2008 Ahmedinejad’ın Anıtkabir’de ne işi var
    • 23 Temmuz 2008 Kandıra’dan mesaj var
    • 9 Temmuz 2008 Gaza gelme Latif Abi
    • 4 Haziran 2008 Önder Sav’a açık mektup
    • 25 Mayıs 2008 Kısa Türkiye tarihi
    • 19 Mayıs 2008 Ağustosta rapsodi
    • 7 Mayıs 2008 Asılmışların paylaşımı
    • 5 Mayıs 2008 Biri Tayyip’e fısıldadı: Parti kapatılmayacak
    • 10 Nisan 2008 Organize’de iki saat
    • 13 Mart 2008 Bayan Çölaşan yalan söylüyor
    • 7 Mart 2008 Da Vinci Baykal’ın şifresini çözdüm
    • 2 Mart 2008 Yaşar Paşa’ya da bir şey söylenir mi?
    • 17 Şubat 2008 Artık şu İranlılara yüz vermesek diyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,179 µs