En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Irak'ın papatya falı



“Irak'ta bir şeyler oluyor, ama ne?” diye sorulduğunda cevabı bir çırpıda vermek hayli zor; ancak imkânsız da değil. Olan şu: Amerikalılar Irak'tan bıktılar... Çatışmalarda can veren her asker, ülkesinde esasen varolan “Yeter artık” hissini daha da koyulaştırıyor... ABD'de son seçimle siyasetin dengesi radikal biçimde değişti; güçlenen Demokratlar Bush'a zorluk çıkartmak için alesta bekliyor... Washington'da ipleri elinde tutanların da Irak'ta hevesleri kaçtı, gözleri İran'da...

Amerika Irak'taki yükümlülüklerini azaltmak, imkânı varsa elini-eteğini çekmek niyetinde. Irak'taki askerî operasyonların yaygınlaşması, ölü-yaralı sayısının rekor seviyelere çıkması da bunu gösteriyor. Vietnam'da çekilme öncesinde de Amerikan operasyonları had safhaya ulaşmıştı. Irak'taki operasyonların bir başka pratik sebebi daha var: Amerikan ordusu, son karar verilmeden önce, yetiştirdiği Iraklı askerlerin kabiliyetini deniyor.

Hepimizin dikkati PKK sebebiyle Irak'ın kuzeyine çevrildiği için tablonun bütününü gözümüzden kaçırıyoruz. Fazla bir anlam taşımayan şirketler arası yazışmalar da dikkat dağınıklığımızın pekişmesine yol açıyor. Washington Irak'la ilgili kendi kararını vermeden önce, Türkiye'nin de tercihini yapmasını çabuklaştırmak istiyor gibi...

Serinkanlı olmanın ve ayrıntılarla uğraşmak yerine tablonun bütününü gözden kaçırmamanın zamanıdır.

Şu sıralarda cevabını aramamız gereken esas soru şu: İster ABD'deki siyasî dengeler artık müsaade etmediği, ister Neo-Çılgınlar tayfası “Nasıl olsa Irak'ı çökerttik, şimdi gerçek hedefe odaklanalım” hevesine kapıldığı için olsun, Washington yükümlülüklerini azaltmaya karar verip askerlerini çekmeye başlarsa Irak ne olur?

Bugünden yarına olmasını beklediğimiz bir gelişmeden söz etmiyoruz; ama kaç vâdede gerçekleşeceği öngörülemese de, ABD'nin Irak'tan elini-eteğini çekme hazırlığı içerisine girdiği ve bu amaçla çok yönlü planlar yaptığı da gözden kaçmıyor. Washington'da şu sıralarda yüksek sesle cevabı aranan soru burada sorduğumuz sorudur: Amerikan askerleri büyük çapta çekilirse Irak ne olur?

Amerika Irak'ta umutlarını ayakta tutan hemen bütün opsiyonlarını tüketmiş gibi. Sonuncu umut, seçimle işbaşına gelmiş hükümetin ülkenin bütününe hâkim olması, direnişi bastırması, ulusal bütünlüğü sağlamasıydı. Hükümet, beklendiğinin tersine, bir mezhebî grubun güdümüne girdiği görüntüsünü verdiği için ulusal bütünlüğü sağlayamadı, direniş bu yüzden azdı, ülkenin bütünü üzerinde bir hâkimiyet de kurulamadı. Adı konmamış 'iç savaş' bütün hızıyla sürüyor, etkisini azaltacağına dair hiçbir umut ışığı da yok.

Türkiye'nin dikkatini esas bu tablo üzerinde yoğunlaştırması gerekiyor. Irak'ın şirazesi çıktığında en kötü senaryo ne olabilir; merkezî yönetimin çöküp ülkenin üçe bölünmesi mi? Böyle bir durumda Türkiye'nin gelişmeler üzerindeki gücü ile bugünkü belirleme gücü arasında mutlaka bir fark olacaktır. Elbette Irak'ın bütünlüğüdür Türkiye'nin ilk tercihi; ancak bölünmüş Irak'ın parçalarına dönük bir güç yansıtmasında Türkiye çok daha üstün bir konumda olacaktır.

Şunu bugünden söyleyebiliriz: Irak'tan elini-eteğini çekme hesapları yaparken, ABD, Türkiye'yi ve olası gelişmelere vereceği tepkiyi mutlaka hesaba katmak zorunda. Sadece ABD değil, Irak'ta yaşayan ve değişik rüyalar görenler de...

Kuzey Irak'taki yapılanmanın da şimdilerde bu hesabı yapıp, Washington'a, “Çekilme durumunda bizi koruyacağınıza söz verin” mektupları yazdığı duyuluyor. Amerikalılar 1960'larda Güney Vietnam'a o sözü vermişlerdi de ne oldu? Şunu herkes bilmeli: Irak'ın -özellikle de Kuzey Irak'ın- güvencesi ancak ve ancak Türkiye olabilir.


yenişafak



Bu yazı 54 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,753 µs