En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Yanarım, yanarım...



Acaba sevinmek için erken mi, bu kez de hüsran mı yaşayacağız? Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 'derin devlet' açıklamaları Hrant Dink suikastı sonrası ortalığa saçılan bilgilerin sergilediği ilişkiler ağıyla denk düşünce umuda kapıldığımız bir gerçek. Nicemiz, “Türkiye artık eskisi gibi olmaz” düşüncesine kapıldık. Son 50 yıl içerisinde yaşanan siyasî cinayetlerin, kitle eylemlerinin dosyaları açılacak, kâtiller ve azmettiricileri neredeyseler yakalanıp yargı önüne çıkarılacak, Osmanlı'dan beri varolan 'paralel devlet' yapılanması tasfiye edilecek... Beklentimiz bu.

Galiba biraz fazla ve biraz erken seviniyoruz. Bu noktaya Başbakan Erdoğan'ın “Emniyet güçlerimiz -varsa- hatalarını telâfinin yolunu bulacaktır” şaşırtıcı cümlesi yüzünden de gelmiş değilim.

Türkiye'de derin devletin tarihi bilinmiyor değil, biliniyor. 'Derin devlet' yapılanmasıyla ilgili yüzlerce kitap yazıldı. 'Derin devlet' olgusuyla yüz yüze gelmiş politikacılarımız çok; gıdım gıdım da olsa bildiklerini bizlerle paylaştılar, paylaşıyorlar. 'Paralel devlet' yapılanması içerisinde yer alanlar da satır aralarını okumayı bilenler için altın madeni değerinde anı kitapları yayımladılar.

Bunları bir yana koysak, kendimizi yalnızca TBMM çatısı altında yapılmış konuşmalar ve çalışmalarla sınırlı tutsak bile malzeme çok. TBMM'de kurulan araştırma komisyonları Susurluk Skandalını, Uğur Mumcu suikastını ve fâili meçhul siyasî cinayetleri didik didik etti; en son Şemdinli'de yaşananları mercek altına aldı TBMM. Bu çalışmaların raporları okunduğunda 'derin devlet' denilen paralel yapılanmayla ve yaptıklarıyla ilgili yeterince bilgi bulunabilir.

Bakmayın bazılarının bilmezden gelmelerine, Türkiye'de 7'den 77'ye hemen herkesin iyi bildiği -ama bilmenin fazla anlam taşımadığı- konuların başında gelir 'derin devlet'...

Sorun bilgisizlikte değil çünkü, irade yokluğunda... Refahyol döneminde Susurluk Skandalı patladığında herkesin burnunun direğini kıracak kadar sert pis kokulara politikacılar aldırmamıştı. Bilenlerin, “Siz onun hakkından gelmezseniz, o sizin hakkınızdan gelir” uyarısına rağmen hem de... Kim kimin hakkından geldi, hepimiz yaşayarak öğrendik.

Benzer bir durum bundan yaklaşık bir yıl önce Şemdinli'de patlayan olayda da görülmedi mi? Mahkemenin 40 yılla cezalandırdığı bir takım insanlar var, ancak o insanların içinde yer aldığı mekanizmanın üzerine gidilmedi, gidilmiyor. Susurluk Skandalı için kullanılan “Faso fiso” deyimi bu defa söz konusu değil, ama iktidar bütün ihtişamıyla karşısına çıkan 'derin devlet' görüntüsünün üzerine gidecek iradeyi de göstermiyor.

Biz buradan ne kadar, “Eğer üstüne gitmezseniz, bir sonraki eylem sizi hedef alacak” diye yırtınsak da, Hrant Dink suikastının üstü de kaba güdülerle hareket eden birkaç çulsuzun eylemi olarak kapatılırsa hiç şaşmamak gerekiyor.

İktidarın elinde geçmişteki siyasî cinayetlere de ışık tutabilecek birbirine çok benzeyen üç eylem var: Rahip Santoro cinayeti, Danıştay baskını ve Hrant Dink suikastı... Bu eylemlerde kullanılanlar, azmettirenler, planlayıcılar ortada; onları harekete geçiren motif de sırıtıyor zaten... Üç eylem etrafındaki örgütlenmeden hareketle daha büyük tabloya ve örgütün devlet içindeki uzantılarına ulaşılabilir.

Türkiye'de son bir hafta içerisinde başlayan “Hepimiz Ermeniyiz” pankartı ile ilgili tartışma, stadyumlara yansıyan garip tepkiler, bazı gençlerde depreşen beyaz bere merakı, o büyük tabloyu gözlerden gizlemeye yaramamalı. Tersine, bu yeni gelişmeler bile, tasfiye edilmesini beklediğimiz yapılanmanın ellerinin ne kadar uzun ve ne kadar mâhir olduğunun işareti.

Hiçbir şeye yanmam, bu kez de fırsat kaçırılırsa işte ona yanarım.



Bu yazı 29 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,906 µs