En Sıcak Konular

Ahmet Hakan


Ahmet Hakan
0 0 0000

Gurur duy Malatya



EY Malatyalılar!

Ben Ahmet Hakan...

Şahadet ederim ki hemşeriniz Hrant Dink gurur duyulacak bir adamdı.

Delikanlıydı... Hakikatliydi...

Çifte standart ile işi olmaz, kimseyi arkadan vurmazdı.

Kılıçsızdı. Kahpelik, kalleşlik bilmezdi.

Baba adamdı... Hem de yetimler babasıydı.

Ne "öteki"si! "Öteki" de neymiş! Nasibini yerlilerin yöresinde bulmuş biriydi.

Bırakın altı delik ayakkabı edebiyatını... O "her türlü satış" imkánlarının hepsini elinin tersiyle itebilmiş bir adamdı.

Ve yine şahadet ederim ki, hemşeriniz Hrant Dink, hep klas bir duruş sergiledi.

Bakmayın siz o mahkeme kararlarına...

Yeryüzünün hangi mahkemesi, hangi kararı verirse versin, ben öyle bilirim ki, hemşeriniz Hrant Dink, başkalarının etnik kimliğine hakaret edecek kadar küçük bir adam değildi.

Hemşeriniz bu toprağın çocuğuydu: Öfkesi de, sevinci de gürül gürüldü.

En az 12 Anadolu türküsünü, kafasını gözünü yarmadan söyleyebilirdi.

Malatya’ya gelmemeye yeminli falan da değildi. Daha geçen yıl şehrinize gelip doğduğu mahalleyi gezmişti.

Vicdansızlık yapmazdı. Ayrımcılığa prim vermezdi.

Yeri gelir başörtülü olur, yeri gelir bir dakika aydınlık için ışık söndürür, yeri gelir Ermeni sorunu üzerinden politik oyunlar çevirenlere posta koyardı.

İşte tüm bu nedenlerle...

Ey Malatyalılar!

Geçen gün bir futbol maçında, "Ermeni Malatya" diye pankart açarak sözüm ona sizi aşağılamaya kalkan o zavallılara dönüp şunu söyleyin:

"Biz Malatyalılar, Hrant gibi bir Ermeni hemşerimiz olduğu için sonuna kadar gurur duyuyoruz."

Çünkü...

Onun gibi bir hemşeriniz olduğu için ne kadar gurur duysanız azdır.

Yok aslında farkları

GENELKURMAY Başkanlığı, "dinci" dediği gazete ve televizyonları kışlasının kapısına yaklaştırmaz.

Cumhurbaşkanı, sadece bir televizyon kanalına kilitlenir.

Başbakan uçağına aldığı gazetecileri keyfine göre seçer.

Meclis Başkanı, kahvaltı yapacağı gazetecileri belirlerken kılı kırk yarar.

Muhalefet lideri, adının üstünü çizdiği gazetecilerle sıfır temas kurar.

Yani...

Siz bakmayın "eşit mesafe" nutuklarına...

Ülkemiz adamakıllı bir "akreditasyon cenneti"dir.

Meraklısına üç not

BİR: Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Afrika Birliği toplantısına çadırı ve devesiyle katılan Kaddafi’yi kastederek gazetecilere, "Biz olsak tefe koyarsınız" diye takılmış... Yani bakan demek istemiş ki, "Biz sadece apronda deve kestik, yapmadığınızı bırakmadınız ama bakın elin adamı neler yapıyor!" Bu "takılma"dan benim çıkardığım sonuç şudur: Bakan Yıldırım apronda deve kesilmesinin neden büyük tepki çektiği konusunu tam olarak kavrayamamış. Ne dersiniz? Bu kavrayamama hali, yeni vukuatların geleceği konusunda sizi de tedirgin etmiyor mu?

İKİ: Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Ruhat Mengi’nin Star’daki "Her Açıdan" adlı programında "Hrant Dink’in ardından rahmet dilenir mi?" sorusunun yanıtını verdi. Bardakoğlu, "Allah’ın rahmeti geniştir. Dolayısıyla gayrimüslime de rahmet dilenir" dedi. Ben de Ali Bardakoğlu gibi bir Diyanet İşleri Başkanımız olduğu için Allah’a hamd ediyorum.

ÜÇ: Gazetecinin derin devletten söz etmesini anlarım. Eski bakanın "Ben bakanken" muhabbetlerinin arasına derin devlet mevzusunu sıkıştırmasını anlarım. Araştırmacı-yazar familyasının derin devlet konusunda esrarengiz mi esrarengiz sözler söylemesini anlarım. Ancak anlamadığım şudur: Halen görevdeki bir Başbakan, nasıl olur da bir "aydın saptaması" yapar gibi "Derin devlet vardır" der ve bu açıklamanın yaratacağı elektrikten sakınmaz?



Bu yazı 632 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 1 Temmuz 2010 Yeter ki Tayyip gitsin duygusu
    • 3 Eylül 2009 Umreden mahrem notlar
    • 26 Şubat 2009 28 Şubat bitti mi?
    • 22 Şubat 2009 Aydın Doğan’la bir fasıl gecesi
    • 9 Şubat 2009 Hastasıyım bu istismarın
    • 18 Ocak 2009 Benim gözümle Kemal Gürüz
    • 24 Kasım 2008 CHP’nin Tayyip’i
    • 6 Ağustos 2008 Ahmedinejad’ın Anıtkabir’de ne işi var
    • 23 Temmuz 2008 Kandıra’dan mesaj var
    • 9 Temmuz 2008 Gaza gelme Latif Abi
    • 4 Haziran 2008 Önder Sav’a açık mektup
    • 25 Mayıs 2008 Kısa Türkiye tarihi
    • 19 Mayıs 2008 Ağustosta rapsodi
    • 7 Mayıs 2008 Asılmışların paylaşımı
    • 5 Mayıs 2008 Biri Tayyip’e fısıldadı: Parti kapatılmayacak
    • 10 Nisan 2008 Organize’de iki saat
    • 13 Mart 2008 Bayan Çölaşan yalan söylüyor
    • 7 Mart 2008 Da Vinci Baykal’ın şifresini çözdüm
    • 2 Mart 2008 Yaşar Paşa’ya da bir şey söylenir mi?
    • 17 Şubat 2008 Artık şu İranlılara yüz vermesek diyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,193 µs