En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Özür dilemek o kadar da kötü bir şey değilmiş...



Kim ne derse desin, erdemli bir davranıştı... Ertuğrul Özkök’ün ‘Tesettür Faciası’ haberinden dolayı, mağdur konumuna düşürdüğü hanım doktorlardan ve okurlardan özür dilemesi, bence şıktı.

Bu işte...

Hep böyle olmalı...

Bu rikkati sürdürmek kimseyi küçültmez. Bilakis yüceltir.

Fakat, benim de bir alacağım var...

Hayır, özür beklemiyorum. ‘Kendisine önem atfediyor’ dedirtmek istemem. Sadece bir ‘dikkat’ istiyorum.

Ertuğrul Özkök’ün, bu ‘dikkat’e ilişkin de bir açıklama yapmasını bekliyorum.

Küçücük bir açıklama...

İsmimi zikretmesi gerekmez, ismimi zikrederek de benden kurtulamayacağını anlamıştır artık, yok saymaya devam etmesi onun yararına olur...

Bir tavzih sadece...

Hatırlayacaksınız, bir zamanlar medyadaki ağzı bozuk yazar makulesinden yakınıyordu, ‘Gelin bu şerefsiz mirası reddedelim, mahallemizdeki ağzı bozuk kabadayıları kovalım’ şeklinde yüreklere seza yazılar yazıyordu.

Haklıydı.

Türk basınına musallat olmuş bu hastalıktan, daha doğrusu ağzı bozuk yazar makulesinden bir an önce kurtulmalıydık, bunlara prim vermemeliydik, dahası geçmişten tevarüs ettikleri ‘şerefsiz mirası’ reddetmeliydik.

İyi de, nasıl olacaktı bu?

Ertuğrul Özkök işe niçin kendisinden, kendi yazdıklarından başlamıyordu?

Buna benzer şeyler yazdığımı hatırlıyorum...

Gel gör ki, ‘Tesettür Faciası’ haberinden dolayı özür dileyerek büyük bir olgunluk örneği gösteren ve durduk yerde medyaya örnek olan Ertuğrul Özkök, bu yöndeki uyarılarımı aynı olgunlukla karşılamadı.

Ne yaptı?

En ucuz yolu seçti. Yani küfretti.

Daha önce de birkaç kez yazmıştım; değerli Özkök’ün sıklıkla kullandığı ‘azgın azınlık, yaygaracı, despot’ ifadelerini görmezden geliyorum, 12 Eylül ve 28 Şubat’la ilgili darbe güzellemelerini hesaba katmıyorum, Atilla Yayla’yı muaheze etmeye çalıştığı ‘Keşanlı Galileo’ yazısını kurcalamıyorum, ‘testis-teslis’ konusundaki cehaletini bağışlıyorum, ama ‘ayağımıza dalaşanlar’ ifadesini (buradaki ‘gizli özne’ ben oluyorum) bir türlü affedemiyorum.

Hem affedemiyorum, hem de kendisine yakıştıramıyorum.

Biz üç-beş serseri köpek, işi gücü bırakmış, sırf ünlü olmak, kendimizden söz ettirmek, ‘merkez medya’ tarafından ciddiye alınmak için Ertuğrul Özkök’le uğraşıyormuşuz.

Direkt olarak böyle demiyor da, bunu demeye getiriyor...

O da bizi muhatap almayarak, daha doğrusu yazdıklarımızın hiçbirini ciddiye almayarak bizi cezalandırıyormuş.

Zaten bizim gibilerle uğraşamazmış.

Kendisi büyükmüş, hep ileri bakarmış, geriye dönüp gereksiz ayrıntılarla uğraşamazmış, ‘bu tür sataşmaları da aslında doğal karşılamak gerekir’miş, çünkü birçok yeniliğe imza atan bir gazetede yönetici olarak çalışıyormuş, yöneticilikte tamı tamına 16 yılını doldurmuş, ‘bu bir rekor’muş, estekmiş köstekmiş.

İşte bu konuda bir ‘açıklama’ bekliyorum kendisinden.

Niçin böyle gereksiz böbürlenmelere tevessül ettiğini...

Niçin ‘öteki’ni aşağılamayı üstünlük saydığını...

Niçin cehaletini hatırlatanlara küfürle mukabelede bulunduğunu...

Bekliyorum. Çünkü kimseye iftira atmıyorum, ağzımı bozmuyorum, ismini anmaya değer bulmadığım muhataplarıma ‘köpek’ filan diye hakaret etmiyorum...



Bu yazı 64 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,769 µs