En Sıcak Konular

Rüşdü Paşa



Rüşdü Paşa
0 0 0000

It’s the Economy, Stupid!



“Sayısız güneş sistemlerinin ateşiyle yıkanmış evrenin bir köşesindeki bir kıvrımda bir gün bir gezegen ortaya çıktı, gezegenin üzerindeki zeki hayvanlar bilgiyi keşfettiler. Bu ‘evren tarihi’nin en gurur verici ve en yalancı dakikası oldu.”
Nietzsche

Türkiye iktisadına dair yanlış olan, Türkiye’nin bir iktisat politikasının olmamasıdır. Türkiye’de uygulanan ikisat siyaseti, IMF’nin iktisat siyasetidir.  Türkiye’de  uygulanan IMF iktisat siyaseti IMF için doğru, Türkiye için ise yanlıştır.

Uygulanmakta olan dalgalı kur siyaseti Türk iktisatçıların ortaya attıkları, Türkiye hükümetine tavsiye ettikleri bir siyaset değildir. Dalgalı kur siyasetini Türkiye’de uygulattıran güç, IMF’dir. Türkiye hükümeti kendi iktisatçılarınca, politika oluşturan birimlerinde oluşturulmuş bir siyaset değildir. Türkiye hükümetleri, Türk iktisatçıları istihdam etmiyor. Bunun yerine, Türkiye’de uygulanan iktisat siyaseti, Amerika Birleşik Devletleri başkenti olan Washington, D.C.’deki IMF memurları tarafından tasarlanıyor, oluşturuluyor ve Türkiye hükümetinin önüne konuyor. Türkiye hükümeti ise programı uyguluyor. Uygulanan IMF politikası Türkiye’yi batırıyor. 2001 Krizi, böyle oldu.

IMF’nin amacı, Türkiye’nin daha çok borçlandırılması ve Türkiye’nin yabancı yatırımcılara daha çok faiz ödemesidir.

25 milyon rençberin, 5 milyon işçinin, 20 milyon işsizin refah durumu IMF’yi hiç ilgilendirmez. IMF’nin işi para babalarının para kazanmasını sağlamaktır.

Ne oldu

2005 yılında Türkiye’ye 40 milyar dolar yabancı para girdi. 40 Milyar sayısı Türkiye için olağanüstü bir sayıdır. Paranın önemli bir oranı ‘sıcak para’ olarak adlandırılan paradır. Parayı sıcak para yapan şey, paranın Türkiye dışından Türkiye’ye girmesi ve Hazine kağıtlarına yatırılmasıdır. Para sahinbinin amacı, hazine kağıtlarından faiz geliri elde etmektir. Geliri belirleyen faizdir. Ancak para dönem başında Türkiye’ye getirildiğinden ve dönem sonunda Türkiye dışına aktarılacağından, paranın getirildiği ve paranın aktarıldığı günkü iki ayrı kur para sahibinin elinen geçen geliri belirler.

Geçen sene Türkiye dış açık verdi. Açık, bu tür para ile kaşılandı. Ekonomik işler iyiydi. Ancak iyi olan şeylerin iyi olarak devam edebilmesi için Türkiye’ye para girişinin devam etemesi gerekmektedir. Giren para sayısındaki bir azalma dahi işlerin kötüye gitmesine neden olacaktı. Bu biliniyordu. İktisatçılar ve siyaset adamlarının bunu bilmesi gerekir.

Türkiye bir propaganda memleketidir. Türkiye’de gerçek olan herşey herkesten saklanabilir ve sahte olan bir şeyin gerçek olduğuna herkes inandırılabilir.

Türkiye’de uygulanan bu politika, IMF politikasıdır. Belirtilmesi gereken, ezilen kitleden yana olduğu havasıyla hükümette olan partinin politikayı tereddütsüz benimsemesi ve uygulamasıdır. Kitleden saklanan ise şudur: Türkiye’de sıcak para olduğu sürece Türkiye’de para krizi riski vardır. Kiteleye söylenen ise şudur: Doğru politika izliyoruz, işler iyidir. İzlenen politika, sıcak para politikasıdır. Kur ve faiz, politikanın araçlarıdır.

2006 Mayıs ayında sıcak paranın küçük bir kısmı Türkiye’den çıktı. İki nedeni vardır. Bir: İçerideki paranın elde ettiği gelir doyma noktasındadır. İki: Amerikan ve Japon merkez bankalarının faiz oranlarını yeteri kadar yükseltmesi olayıdır.

Türkiye’de kur yükselmesinden sonra alınan önlem, faizlerin yukarı çekilmesi oldu. Bunu anlamı, Türkiye’de sıcak para siyasetine devam edilmesidir. Diğer yandan döviz kuru aynı seviyede tutulmaya çalışıyor. Amaç, sıcak para sahiplerinin Türkiye’de para kazanmasının sağlanmasıdır. Faiz oranı yüzde 20. Oldukça yüksek bir orandır. Amerika’da bu oran yüzde 5. Buna rağmen para babaları Türkiye’ye para getirmiyorlar. Nedeni, Lira’nın dolar ve euro karşısında değer yitireceği beklentisidir.

Ne Olacak

Türkiye’de iktisat bilgisi üretmek ve iktisat siyaseti oluşturmak önündeki en ciddi engel, seçkinlerin aydınların idarecilerin beyinlerinin yıkanmış olması durumdur. Beyin yıkama, bir iktidar tekniği olarak Türkiye’de etkin kullanıldı. Bugün Türkiye’de herkes, ‘iktisatın zorunlulukları’ndan söz ediyor. İktisatın zorunluluklarından söz etmek, propaganda dünyasında yaşamak demektir. Sosyal alanda ‘zorunluluk’lardan söz etmek akıl hastalığı sayılmalıdır, öyledir. Batı’da iktisatın ortaya çıkışında hiristiyanlık doktrininin söylemi kullanıldı. Söylem, açık olarak dinidir ve Türkiye’de uygulandı. Görünmez el, kaçınılmazlık kavramları gibi birçok kavram hiristiyanlıktan ithal edilen kavramlardır. Söylem dinidir. Dünyanın lordları ve oligarkların dayattıkları iktisat siyasetinin dini söylem kullanması uyumlu, gerekli ve anlamlı olmalıdır.

Önümüzde yeni bir para krizi var. Gelecek olan kriz, son yaşanan 2001 krizinden daha derin ve yaygın olacaktır. Kriz olacaktır, çünkü Türkiye’de 40 milyar dolar sıcak paranın Türkiye dışına çıkma zamanı geldi. Bunun böyle olacağı az çok iktisat okumuş, beyni propaganda makinalarına maruz kalmamış herkes tarafından beklenmektedir. Yalnızca bu sıcak paradan para kazananlar ve onların köleleri, memurları propaganda yapmaya devam ediyorlar.

Bugün Türkiye’de tehlikeli olan, iktisatla ilgili bilgi ve politika oluşturma alanının propaganda altında olmasıdır. Almaşıklığın imkansızlığı olarak sunulan duruma kitle, daha önemlisi seçkinler inandırıldılar. Buradan çıkış, bilgiye dair bir devrimle mümkündür.

Propaganda, gerçek amacın gizlenmesi ve kamuoyunun duymak istediği yalanlarla uyutulması tekniğidir.

Çoğu kere sistem olarak ortaya çıkar. Yani, bir değişik tekniklerin bir arada uyumlu çalışmasıyla. İçinde mutlaka kurgu vardır.

Propanda sistemi, Türkiye’de, oligarklar tarafından kuruldu,  hükümetler tarafından normal bir devlet kurumu olarak etkin şekilde kullanıldı. Media’nın kamuoyu oluşturmaya yönelik inşaası ve üniversite sisteminin eylülist darbe ile dönüştürülmesi, bunun için oldu. Kullanılan sistemin iki unsuru şudur:

I: Türklerin yaptıkları yanlıştır, Türkler ne yapacaklarını bilmezler.
II:Batı’daki herşey doğru ve güzeldir, yapılması gereken Batılıları dinlemektir.

Böylece, Türkler bilmedikleri Batı’lıları dinleyen köle konumuna rıza ile getirildiler. Türklerin yaptığı, uzun süredir, sorgulamadan, tartışmadan, ne olduğunu bilmedikleri modele uymaya çalışmaktır. Batılı söylüyor, Türk yapıyor. İnanarak yapıyor.

Türkiye iktisadının çıkışı, Batı yörüngesinden çıkışla mümkündür. İlk hareket, bu olmalıdır. Dünya sistemi içinde Türkiye’nin çıkış yapması imkansızdır.  Mevcut gidiş yolunda Türkiye için çıkış imkansızdır. Ve gidişatın sonunda olacak olan Türkiye iktisadının nihai çöküşüdür.

IMF tarafından hazırlanan ve Türkiye’de uygulanan iktisat siyasetinden kazançlı çıkan Türkler de vardır. Hazine’ye borç veren Türkler, ithalat yapan Türkler IMF siyasetinden para kazanmaktadırlar. Başka bazı küçük gruplar da IMF politikasından nemalanırlar. Türklerin büyük bir çoğunluğu ise uygulanan politika sonucunda gelir kaybına uğramaktadırlar. Ancak, Türkler başlarına gelenin ne olduğu konusunda propagandanın yarattığı yanılsama altındadırlar. Uygulanan IMF siyasetinden refah kaybedenlerin bir araya gelememesi, parti kuramaması politik bir durumdur.

Üniversitesi yok edilmiş, aydını olmayan, media’sı kontrol altındaki toplum köledir. Türkiye’nin oligarşisi 1960’lı ve 1970’li yıllarda yaşanan sosyal olaylardan ders çıkarmış görünüyor. Eylülist darbeden bu yana Türkiye’de herşey oligarşinin istediği doğrultuda gerçekleşiyor, hakimiyet tamdır. Türkiye, böylece çok iyi, etkin ve kolay yönetiliyor. Başarıyorlar.



Bu yazı 1,016 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 4 Temmuz 2012 korku zamanın kaybedilmesidir
    • 4 Nisan 2012 Nietzche bir gelecek tarihçisidir
    • 7 Mart 2012 Mesele Bir Şapka Meselesidir
    • 6 Şubat 2012 Yerliler 1986 Nereye
    • 26 Ocak 2012 Bakış açın yoksa, sen yoksun
    • 9 Ocak 2012 kıyamam sana
    • 22 Kasım 2011 İtalyan Düşü
    • 16 Kasım 2011 evine dön
    • 3 Kasım 2011 İktisatçı
    • 1 Kasım 2011 Arzu
    • 27 Ekim 2011 Ayakta kalmak
    • 11 Ekim 2011 Yöntem
    • 29 Eylül 2011 yalan
    • 16 Temmuz 2011 Kendin olmak bir saldırıdır
    • 22 Haziran 2011 kaçış
    • 26 Mayıs 2011 obama’ya açık mektub
    • 23 Mayıs 2011 kafka’nın dûnyasındayım (*)
    • 18 Mayıs 2011 geçmiş sonradan gelir
    • 14 Mayıs 2011 hakikatin rengi yeşildir
    • 11 Mayıs 2011 halk günü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,908 µs