En Sıcak Konular

Oray Eğin


Oray Eğin
0 0 0000

Sezercik düşman parçası  



Sezercik daha küçük bir çocukken, film yıldızıyken de çok antipatikti. Dünyanın sevimli olmayan tek çocuk yıldızıydı belki de. Buram buram şımarıklık akan yüz ifadesi, “dayaklık” diye açıklanacak davranışlarıyla birleşirse başka bir karışım çıkmazdı zaten. Hiçbir zaman bir Webster değildi mesela; hep kötü, hatta kötülükle beslenen bir ‘karakter’ çizdi. Ama burası Türkiye’ydi ve bu kadar yeteneksizlik ve böylesi bir arsızlığı nepotizm duvarları koruyordu. Ancak bir akrabalık bağı bu çocuğun varlığını meşrulaştırabilirdi, nitekim de öyle oldu. Sezercik’i tanıyor olmamızın tek sebebi soyadı. Film endüstrisini tek başına yöneten bu soyad her türlü kapıyı açıp, bunu da önümüze çıkardı.

Şimdi Sezercik’in başına gelen çok şaşırtıcı gelebilir, oysa cinayeti çok daha önceden görebilirdik. Türkiye, starların rolleriyle kendi hayatlarını çok kolay karıştırdığı bir ülke sonuçta. Uyuşturucuyla ilgili rollerde oynayan biri, aniden uyuşturucu kaçakçılığından gözaltına alınıyor. Fahişe rollerinden ünlenenler basılıyor. Oktay Kaynarca rolünü hayata taşıyıp Sedat Pekerler’le arkadaş oluyor, “Aliye” aynen dizideki gibi bir aşk-aldatma entrikalarına bulaşıyor.

Sezercik de aynı hesap. O birbirinden kötü filmlerinde hep antipatik, yaramaz ve her yaptığının yanına kâr kalan bir kültürün temsilcisiydi. Ahlaki değerlerin film gerçekliğinde şekil değiştirdiği bu sanal dünyada küçücük çocuk koskocaman adamlarla mücadele ediyor, gerekirse silah kullanıyor, yaşından beklenmeyecek cinsel altmetinli tacizlerle kimi kadınlara dünyayı dar ediyordu. Bunun bir bedeli olmalıydı ama bu ona hiç ödettirilmedi.

Böyle büyüyen bir çocuk, hayatta ne yaparsa yanına kâr kalacağını düşünmez mi? Sezercik filmlerinin en travmatik sonucunun başrol oyuncusuna olması çok doğal.

Mafya filmlerine özgü araba kovalama sahneleri, uyuşturucu bağımlılığı, aksiyon filmlerini gerçeğe adapte etme çabası. Bu kimliğine bir de faşist kartını ekleyin.

Birkaç sene önce, televizyonda sunucu olan eşi belki de bu hayata tanık olamadığından, kaldıramadığından intihar etti. Gerçekten neden öldüğünü hiç bilemedik, hiç açıklamadılar. Ama Sezercik’in dokunanı yakacak kadar tehlikeli bir insan makinesine dönüştüğü de aşikârdı.

Michael Jackson’dan Drew Barrymore’a, Macaulay Culkin’den overdose’la hayata 23’ünde veda eden River Phoenix’e kadar değişmez gerçek çocuk yıldızların ilerki hayatlarının problemli olacağı. Erken yaşta kazanılan şöhret ve paranın faturası gibi adeta Michael Jackson’ın yeni doğan bebeğini camdan sarkıtması: Hayatta en çok babasından çektiğini söyleyen birinin yapacağına inanmadığımız ama yaptığını gördüğümüz bir tuhaflık.

Öte yandan, Jackson’ın bugün bir uzaylıya dönüşmesinin, River’ın intiharının ve Drew Barrymore’un bir türlü sevilemeyeceğine inanmasının da bir bakıma ‘anlaşılır’, hatta ‘kabul edilir’ tarafları var.

Jackson çocukken parkta oynayanlara gıptayla baktığında ve yanlarına gitmek istediğinde babasından dayak yemiş; sahneye çıkmak istemediğinde de. River Phoenix, garip takıntıları olan (çocuklarına doğa isimleri vermek) pasifist-çevreci ailesinin arasından çıkıp Hollywood şaşaasına katıldığında “Bazen kafamı bu suyun altından çıkaramayacağımı düşünüyorum” diye uyarı sinyalleri çakmıştı.

Ama insan kalkıp da Sezercik’e “Senin derdin neydi” demek istiyor doğrusu. Onun en büyük özelliği, diğer bütün çocuk yıldızlara kıyasla hiçbir derdinin olmayışıydı. Hepsinden daha yeteneksiz, ama hepsinden daha rahattı. Çocuk yıldızı dönemi travmayla değil, daha fazla şımartılarak, daha çok el üstünde tutularak, ekmek elden su gölden, İnanoğlu soyadının gücüyle yaşamıştı. Bugün dönüştüğü korku karakterinin hiçbir altyapısı, açıklaması da yok bu yüzden. Tabii arsızlık dışında. Onun arsızlığını çocukken de sevmezdim, büyüdüğünde de hiç “Scarface”e benzemiyor.

Eline silah alıp adam kovalamaya erken yaşta başlayanlar, filmlerin dışındaki dünyada iyi-kötü bir şekilde cezalandırılıyor ama. Ogün Samast için de, Sezercik için de yazgı aynı.
 
akşam



Bu yazı 40 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 11 Mayıs 2007 Değişen kartvizitler ve dönemsel zenginler 
    • 30 Mart 2007 İlginç bir ailenin iflası 
    • 7 Mart 2007 Bir kanal ölü doğarsa... 
    • 26 Şubat 2007 Mehmet Barlas'ın şefkatli elleri
    • 8 Şubat 2007 Hürriyet'in fotoğraf hilesi
    • 7 Şubat 2007 Bu kadar ucuz mu?  
    • 29 Ocak 2007 Sezercik düşman parçası  
    • 23 Ocak 2007 Atlas bebek neden doğdu? 
    • 17 Ocak 2007 Bir komplo teorisi
    • 27 Aralık 2006 Vesikalı yarim 
    • 21 Aralık 2006 Bu kodları çözmemiz gerek  
    • 6 Haziran 2006 Haber kanalları tehlikenin farkında mı?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,626 µs