En Sıcak Konular

Taha Kıvanç


Taha Kıvanç
0 0 0000

Kararlılık, kararlılık, kararlılık…



Her ikisini de tanımam, ama yine de Trabzon Valisi ile Emniyet Müdürünün görevden alındıklarını öğrenince biraz umuda kapıldım. Siyasî irade kendini belli ediyor galiba. Neden olmasın?

En iyisi, bizde de terörle mücadele için yeni bir bakanlık oluşturmak… Dün anlatmaya başladığım üzere, 2004 Olimpiyatları kendisine “17 Kasım terör örgütünü hallet” gizli şartıyla verilen Yunanistan böyle yaptı ve sonuç aldı.

Abdullah Öcalan Kenya'da yakalandığında, Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis'in eline fırsat geçti: Öcalan'la flört eden Kamu Güvenliği Bakanını değiştirdi, yerine gözüpek birini getirdi; 25 yıl boyunca Yunanistan'ı kana bulayan örgütü yoketmeyi kafaya koyan yeni bakan ülkenin terörle mücadele mekanizmasını baştan sona yeniledi.

Sıradan bir örgüt değildi 17 Kasım. Bir kere, bazı Yunanlılara da hoş gelen 'ulusalcı' eylemleriyle ön plana çıkmıştı. Yunan 'ulusalcı' anlayışına göre Türkiye Kıbrıs'ı işgal altında tutuyordu; 17 Kasım'ın ilk hedefi Türkler'di. Türkiye'nin yaptıklarından ABD ve İngiltere'yi de sorumlu sayıyordu 'ulusalcılar'; 17 Kasım da habire Amerikalı diplomatları ve işadamlarını öldürüyordu, terörden nasibini alanlar arasında 1 İngiliz diplomat da vardı.

Düşünün, bugünün Dışişleri Bakanı Dora Bakoyannis'in kocası Pavlos'u bile 17 Kasım örgütü öldürmüştü. Hedefinde Yunanistan'ı güçsüz düşürdüğüne inandıkları muhafazakâr politikacılar ile para için her şeyi yapacağına inandıkları büyük sermayeyi temsil eden Yunanlı işadamları da vardı.

17 Kasım örgütünün Yunan 'gizli devleti' ile irtibatlı olduğuna neredeyse herkes inanıyordu Yunanistan'da. 1991 yılında, Atina'nın Beyoğlusu sayılan Kolonaki'de içi silâhlı adamlarla dolu bir minibüsün etrafa korku saçtığını haber alan polis tâkibe başlamıştı. Aracın arka kapısı açılıp içindekilerin bayağı silâhlı oldukları görülünce… Yukarıdan gelen emirle polis izlemeyi bırakıverdi…

Görgü tanıklarının başına iş açılıyor, 17 Kasım örgütünün başını ağrıtacak en ufak olaya geçit verilmiyordu. Pek çok Yunanlı'nın gözünde 17 Kasım 'kahraman' bir örgüttü çünkü…

Böyle bir örgütün bile sonu gelebildi.

İyi eğitilmiş ve kararlı bir kadro oluşturduktan sonra, ilk yapılan, daha önce ayrı ayrı ele alınmış dosyaları tek birimde toplamak oldu. Bizde de yapılacak şey aynı: Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu ve Hrant Dink dosyalarını ayrı ayrı ele almak yerine tek elde toplamak... Bu cinayetlerden bazısı farklılık gösterebilir, ama çoğunda ortak unsurlar ön plana çıkacaktır.

Yunanistan'da dosyalara ayrı ayrı değil de tek gözle bakılınca ortak noktalar fark edilmeye başlandı. Sözgelimi, eylemlerden sonra olay mahalline bırakılan veya birkaç güç geçince gazetelere gönderilen bildirilerde hep aynı dönemin Fransız sol düşünürlerinden alıntılar yapılması dikkat çekiciydi; “O dönemde Fransa'da okuyan biri bunları yazıyor olabilir mi?” diye düşünülünce ilk kapı aralanıverdi. En tepe sorumlu, “Cunta döneminde Paris'te yaşayan Yunanlı öğrencilerden teröre bulaşan olmuş muydu?” sorusunu Fransız istihbarat örgütüne yönelttiğinde, “Nihayet aklınıza gelebildi” tepkisiyle karşılaştı.

Toplumun 'ulusalcı' kesiminden destek gören, devletin içinde uzantıları bulunan bir örgütün tasfiyesi siyasî irade belirgin hale getirilmeden gerçekleşemez. Kamu Güvenliği Bakanı Michalis Chirisohoidis, göreve gelmesinden sonra görülen ilk 17 Kasım eylemini, siyasî iradeyi sergilemek üzere akıllıca kullandı.

8 Haziran 2000 tarihinde İngiltere Büyükelçiliği savunma ataşesi Stephen Saunders yanına motosikletle yanaşan iki 17 Kasım militanı tarafından aracı içerisinde öldürüldü. Motorun arka koltuğunda oturan militan kurşunları Saunders'in karnına boşalttı. Bakan Chirisohoidis, İngiliz subayın kaldırıldığı hastaneye koştu; ölüm açıklandıktan sonra “Bu eylemi yapanlar mutlaka yakalanacak” mesajını açıkça verdiği gibi, hükümette herkesin aynı kararlılığı sergilemesini de sağladı. İki ayrı cenaze töreni düzenlendi Saunders için ve bütün partilerden çok sayıda politikacının katılması sağlandı.

Sydney Olimpiyatları (2000) bittiğinde, gözler bir sonraki yer olan Atina'ya çevrilince, korkunun dağları beklediği dünya medyasına egemen hale geldi. “Bir yılda yabancılara dönük 40'tan fazla eyleme sahne olan Yunanistan Olimpiyatları yapabilir mi?” diye soran bir kapakla çıktı TIME dergisi…

Kararlılık, akıllı politikalar, ince taktikler 17 Kasım örgütünün sonunu getirdi.

“Acaba” diyorum, “Türkiye'deki çetelerin sonunu getirmek için gelecek Olimpiyatları bize vermezler mi?”


yenişafak



Bu yazı 347 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 17 Eylül 2012 Hem okudum, hem de yazdım
    • 4 Eylül 2012 CIA başkanı neden geldi?
    • 16 Temmuz 2012 Vicdanım buna da elvermiyor
    • 2 Temmuz 2012 Suriye nasıl bir ülke, Suriyeliler nasıl insanlar...
    • 21 Mayıs 2012 Bir geziden ilk notlar
    • 15 Mayıs 2012 ‘Yeni CHP’ nihayet sözcüsünü buldu
    • 16 Nisan 2012 Hangi patron, hangi yönetici, hangi yazar içeri alınır?
    • 23 Mart 2012 Ben demedim, o dedi
    • 13 Mart 2012 Köşemi bugün Cumhurbaşkanı Gül’e bırakıyorum
    • 9 Mart 2012 TR325 kodadlı becerikli uzman...
    • 20 Şubat 2012 ‘Operasyon’ diye ben buna derim
    • 30 Ocak 2012 Davos’ta Türkiye dersi
    • 27 Aralık 2011 Bu yılın Cumhurbaşkanlığı büyük ödülü...
    • 12 Aralık 2011 Ak Parti üzerine hesaplar
    • 9 Aralık 2011 Gül vetoya ne zaman karar verdi?
    • 14 Kasım 2011 Kriz çıkaranlar gidiyor, ama yerlerine gelenler de yabancımız değil
    • 24 Ekim 2011 Kaddafi’nin son demleri...
    • 3 Ekim 2011 Dr. Sallaso’nun kunduzunun izinde
    • 29 Ağustos 2011 Ben meraklı bir insanım, özür dilerim
    • 26 Ağustos 2011 Bütün kepazeliklerin anasını açıklıyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,177 µs