En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Giderayak iyilik...



Hatırlarsanız, İsmail Cem’in ‘Sol sosyolojik tabanını kaybetti; demokrasi ve insan haklarında önceliği sağa kaptırdı, son seçimler de bunu açıkça gösteriyor’ tespitine CHP’li Bülent Tanla sert tepki göstermiş, ‘İsmail Bey bu tespitin gerekçelerini de mutlaka ortaya koymalıdır’ demişti.

Söylenecek her şey, malumu ilam olurdu aslında.

İsmail Cem de öyle yaptı.

Mesela, ünlü bir araştırmacı olarak bilinen Bülent Tanla, partisinin niçin sadece Beşiktaş, Bakırköy, Şişli ve Kadıköy ilçelerinde oy aldığını, Gaziosmanpaşa, Ümraniye ve Bağcılar’da kaybettiğini araştırmalıydı.

Diyeceksiniz ki, ‘Madem İsmail Cem CHP’nin konumunu doğru saptıyordu, sonradan neden bu partiye katıldı? Burada bir çelişki yok mu?’

Burada bir sürü çelişki var.

Bir defa İsmail Cem, ‘Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi’ni yazan İsmail Cem değildi; politikaya girmiş ve deyim yerindeyse zehirlenmişti; kariyer ve bilgi bu ülkede hiçbir şey olduğu için, ‘sığınacak güvenli limanlar’ arıyordu. Karaoğlan’la olmamıştı, bir aile partisi olan DSP’de de sebat etmemişti, YTP’yle de olmayacaktı, eh Dışişleri Bakanlığı’ndan da hevesini almıştı, ne yapsın, o da eski dava arkadaşlarının kapısını çaldı; hem emekliliğin keyfini sürecek, hem de kendini yazacağı kitaplara hazırlayacaktı.

Böyle oldu.

Fakat böyle olması söylediklerinin değerini eksiltir mi?

Mesela şöyle diyordu:

‘Sol partiler (özellikle CHP) kendi tabanını ısrarla ihmal ederken, dini hassasiyetleri yüksek olan sağ partiler bu boşluğu doldurdu. ‘İnsan hakları ve demokrasi duyarlılığı’ gibi konular üzerindeki solun tekeli 90’lı yıllardan itibaren kırılmaya başladı. Sol, kendi özü olan ‘emek’ten uzaklaşarak ‘devlet solculuğu’, ‘seçkincilik’ ve ‘bürokratik solculuk’ gibi sapmalar yaşamaya başladı. Değişimin değil statükonun temsilcisi haline geldi, devletle gereğinden fazla uyumlu göründü. Laikliğin özgürlükçü, çağdaş, demokrat yorumu yerine dışlayıcı, baskıcı ve yasakçı yorumunu sahiplendi.’

Şunları da söylüyordu:

‘Türkiye’de sol partiler, özgürlükler arasında ‘bize ait’, ‘başkalarına ait’ ayrımı yapıyor. Özgürlükler bir bütündür ve hepsine aynı şekilde sahip çıkılır. Batı bu meseleyi çoktan çözdü. Orada ‘Bireyin özgürlüğü ile liberal partiler uğraşsın, inanç özgürlüğü ile Hıristiyan demokratlar uğraşsın, ben de işçi haklarıyla uğraşayım’ denmez. Türkiye’de maalesef o noktaya biraz zor geliniyor.’

Rahmetlinin giderayak CHP’ye yaptığı iyilikten sonra ben de şu soruları düşünmeye başladım:

CHP bundan sonra devletten torpilli seçkinlerin ‘fikir kulübü’ haline mi gelecek, yoksa gerçekte yoksulların, köylülerin, varoşların partisi mi olacak?

Deniz Baykal ne zaman pes edecek?

Değerli emekli müsteşar Onur Öymen ‘Savunur gibi göründüğümüze bakmayın, biz aslında özgürlüklere ve Avrupa Birliği’ne karşıyız’ diye açıkça ne zaman itiraf edecek?

Partinin okumuş Grup Başkan Vekili Profesör Haluk Koç bu sefer hangi ilginç çıkışı yapıp hükümeti hangi komik fıkrayla zor duruma (!) düşürecek?

Artık bağımsız bir milletvekili olan Zülfü Livaneli sözlerinin arkasında ne zaman duracak?

star



Bu yazı 112 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,408 µs