En Sıcak Konular

İbrahim Karagül


İbrahim Karagül
0 0 0000

Türkiye nasıl susturuldu?



Ne oldu? Üç hafta Kuzey Irak'la, Kerkük ve PKK ile geçti. Hrant Dink cinayeti olmasaydı şu anda neleri konuşuyor olacaktık? Bütün bu tartışmalar, tehditler balon muydu, blöf müydü? Gerçek idiyse değişen ne oldu? Bir hafta önce var olan tehdit bir anda ortadan kalktı mı?

Dink cinayeti, doğal olarak Türkiye'nin dikkatini kendi iç kamuoyuna çevirdi, bu anlaşılabilir bir şey. Hedeflenen bu muydu, bilinmez ama sonuç ortada. Kim yaparsa yapsın; ister bireysel bir cinayet olsun, ister dar bir çevrenin eylemi olsun, isterse dış bağlantılı karmaşık ilişkilerin sonucu olsun cinayet, hem Türkiye'nin iç huzuruna hem de çevresindeki olağanüstü gelişmelere yönelik dikkatine ağır darbe indirdi.

Önceki gün, Türkiye Büyük Millet Meclisi Irak için kapalı oturum yaptı. Yani Dink'in cenazesinin olduğu gün. Kimse bundan söz etmedi bile. Ne konuşulduğu merak bile edilmedi. Hani Türkiye yeni durumlara göre bir “ulusal güvenlik stratejisi” belirleyecekti? MİT Müsteşarı Emre Taner'in “artık savunmada kalamayız, yeni durumları iyi okumalıyız, okuyamayan ulus devletler yok oluş sürecini yaşıyor” mealindeki sözleri, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ABD ve Irak konusundaki sözleri, Irak'ın Avrupa Birliği'nden bile önemli hale geldiğine ilişkin açıklamaları, bir anda buhar olup uçtu.

Dink cinayetine kadar olan siyasi ve askeri gündeme bakalım: Türkiye'nin en önemli meselesi Irak'tan, güneyden yani Türkiye'nin müttefiklerinden gelen tehdit değil miydi? Devlet PKK için, Kerkük için veryansın etmiyor muydu? Televizyonların, gazetelerin, siyasetçilerin, aydınların, askerlerin gündemi hep aynı değil miydi? Ne oldu bu sözlere, açıklamalara, sert ifadelere? Bu tansiyon nasıl lükseldi, nasıl düşürüldü? Ne değişti? Türkiye ile ABD, Türkiye ile Kuzey Irak yönetimi arasındaki atışmalar, tehditler nasıl gündemden çıkarıldı?

TBMM'nin kapalı oturum yaptığı gün Kuzey Irak Kürk Yönetimi de Türkiye konulu olağanüstü toplantı kararı aldı. Ve dün bu toplantı yapıldı. Ne demek bu? “Sen Kuzey Irak'a karışırsan, PKK gerekçesiyle bölgeye müdahil olursan, sen Kerkük'le ilgili baskılarını artırırsan aynı şekilde biz de Diyarbakır için bunları yaparız, Türkiye topraklarındaki birilerini harekete geçiririz” anlamına mı geliyor? Yoksa “artık burada bir örgüt değil bir devlet var, ayağını ona göre denk al” anlamına mı? ABD bu gerekçeyle mi Barzani birliklerini ağır silahlarla donatıyor?

Peki, Irak sınırına askeri yığınak yapılırken, özel harekat birlikleri Kuzey Irak içinde operasyonlara devam ederken, bir çok bölgede çatışmalar yaşanırken, ABD ve müttefiklerinin askerleri Türkiye sınırlarına nakledilirken, Barzani birlikleri aynı bölgelerde konuşlanırken ne düşüneceğiz?

Bağdat'tan dönen Kürt birlikleri sınır bölgelerine yoğunlaşırken, füzelerle donatılmış birlikler Kerkük civarında mevzilenirken, İran Kuzey Irak sınırına yığınak yaparken, ABD askerleri İran sınırlarında birikirken ne düşüneceğiz?

Türkiye sınırına helikopterlerle indirilen Ankara'nın iki müttefikine ait askeri birimler ölçümler yaparken, bazı bölgelerin koordinatlarını belirlerken, uydu üzerinden hedef noktalar netleştirip ülkelerine aktarırken ne düşüneceğiz?

Lübnan'daki son olay, bütün bölgeye bir uyarıydı. Beyrut'un kuzeyinde Hristiyanlar birbiriyle çatıştı, Trablus'ta Hariri yanlısı Sünniler Suriye yanlısı Alevilerle, Şiiler ise hem Hristiyanlar hem de Sünnilerle çatıştı. Her an yaşanabilecek bir Lübnan kaosunun ürpertici senaryosunu gördük. Şimdilik durdu ama her an bir daha durdurulamayacak şekilde patlayabilir. Hizbullah-Beyrut hükümeti çatışmasında Türkiye'nin da aralarında bulunduğu asker gönderen ülkeler ne yapacak? Bu aşamada, Hazır Hrant Dink cinayeti olmuşken Türk askerine yönelik bir saldırı olması halinde Türkiye ne yapacak?

Bağdat'ta ABD-İran çatışması yaşanıyor. Şii-Sünni çatışması yaşanıyor. Şimdi Sünni Kürt-Sünni Arap çatışması başlatılıyor. Herkes herkesle savaşacak yani. Kürt birlikler bu çatışmadan kaçmaya çalışıyor. Güney'de ABD adına çatışmaya sokuluyorlar. Kuzey'de Türkiye tehdidiyle hazırlık yapıyorlar. İsrail kaynakları, İran'ın yıl sonuna kadar nükleer deneme yapacağını iddia ediyor. Bu da büyük patlamanın yaklaştığı ihtimalini güçlendiriyor.

Bütün bunlar; Türkiye'nin hayati sorununun Güney'e yönelmek, Güney'e ilişkin strateji belirlemede yaşadığı tedirginlik olduğunu, tehdidin buradan geldiğini, bütün enerjisini bu tarafa yönlendirmek zorunda olduğunu, siyasi ve askeri başarısının da, hezimetinin de buradan geçtiğini net bir şekilde ortaya koymuyor mu?

Öyleyse neden ve nasıl susturulduk?

yenişafak




Bu yazı 186 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Nisan 2012 Türk-Kürt-Sünni..
    • 30 Mart 2012 Suriye satrancı, İsrail'e askeri üs
    • 16 Şubat 2012 En tehlikeli ihtimal: Ya savaş tersine dönerse!
    • 10 Şubat 2012 Hesaplaşma: Kim kimi tasfiye edecek?
    • 2 Aralık 2011 Bitti Esad, gerçekten bitti..
    • 18 Kasım 2011 Artık, Suriye ile savaş halindeyiz!
    • 9 Eylül 2011 Evet, Tahrir'de konuş! Tarihi değiştir! De ki...
    • 18 Ağustos 2011 İran-Suriye ve PKK: O 'kart' yine masada..
    • 10 Ağustos 2011 Altı saat ne konuştular?
    • 27 Temmuz 2011 Ölüm koalisyonu Haçlı savaşçıları..
    • 22 Temmuz 2011 Avrupa Birliği parçalanıyor..
    • 29 Nisan 2011 Cuma, öfke, kan...
    • 10 Şubat 2011 Barış beklerken savaş gelmesin!
    • 31 Aralık 2010 Bir casusa bu kadar para veriliyor mu!
    • 29 Aralık 2010 İki not ve bir kirli ittifak!
    • 24 Eylül 2010 İsrail-PKK bağlantısı bu işi bozabilir mi?
    • 3 Şubat 2010 Bu toplantı hiç de hayra alamet değil!
    • 17 Aralık 2009 İran-Suudi savaşına doğru mu gidiyoruz?
    • 8 Aralık 2009 Reşadiye'den kim ne mesaj veriyor?
    • 28 Ekim 2009 Birileri tarih yapıyor, bunu kimler yazacak?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,282 µs