En Sıcak Konular

Tamer Korkmaz


Tamer Korkmaz
0 0 0000

Kızılmaske'nin Yüzü



Hrant Dink Suikastı'nı dönüp dolaşıp tetikçi Ogün Samast'ın portresine zum yaparak izah etmeye çalışmak neticede provokasyonu yapanların ekmeğine yağ süren bir tercih olmaktan kurtulamaz...
Bu suikast "kendine misyon yüklemiş bir mahalle kabadayısı"nın "kafasına esip" giriştiği silahlı bir saldırı/münferit bir eylem değildir.

Perde arkasında sinsice ve ihtimamla yazılmış bir Alacakaranlık Kuşağı Senaryosu olmasaydı, tetikçiyi azmettiren bir "ara kablo" da olmayacaktı. Yani, Ogün Samast'ı "dolduruşa getiren azmettirici ağabey" rolü de senaryoya/hesaba dahildir.

Tetikçiye, sondan bir önceki bağlantı olan azmettiriciye veya ondan bir evvelki aktöre büyüteç tutarak; bütün bu maşaların toplumsal özellikleri veya siyasal duruşlarından yola çıkarak arzın merkezine ulaşamayız...

Tetikçinin annesinin "Oğlum sana bu işi yaptıranları açıkla!" diye feryat etmesi beyhudedir, tabiatıyla...

Ogün Samast'ın -kanlı suikast filminin yapımcısını, yönetmenini, senaristini bilmesi söz konusu dahi değildir...

"Hrant'ı birçok gazeteci ve analistin dediği gibi Türkiye'yi karıştırmak, istikrarsızlığa sürüklemek için öldürmediler. Hrant'ı bu ülkede gündelik hayatın her alanını faşizm ele geçirmiş olduğu için öldürdüler" şeklindeki devrimcilik günlerinden kalma duygusal tepkiler de tersinden provokasyonun amacına hizmet eder...

Abdi İpekçi'yi öldürmeye karar veren "Büyük El" yazdığı senaryoda tetikçi rolünü "ülkücü" antetli M.Ali Ağca'ya vermişti: Böylelikle, kamuoyunu Ağca'nın siyasal etiketine yönlendirerek suikastın perde arkasını saklamayı garanti altına almıştı. O dönemde ve sonrasında İpekçi'nin katlinden "faşizm-faşistler" sorumlu tutuldu; böylelikle Sam Amca ile içerideki işbirlikçilerinin dolmuşuna binmek pek kolay oldu. İpekçi Suikastı'nı iyi araştıran ama aynı zamanda gerçeği öğrenmekten çekinmeyecek herhangi bir gazetecinin bu cinayetin NATO/CIA temelinde gerçekleştirilen kontrgerilla eylemi olduğunu görmemesi imkansızdır...

O nedenle, örneğin Egemen Medya'nın (özelde ise Milliyet gazetesinin) ardında bariz kanıtlar, bağlantılar bırakmış bir İpekçi Suikastı'nın üzerine bunca yıldır gidememesini/gitmemesini sorgulamaya niyet etmek gerçeğe/arzın merkezine ulaşabilmek için son derece elverişli bir başlangıç demektir...

Son provokasyon için de hemen hepimiz "Nereye kadar gidiyorsa oraya kadar gidilmeli, en derine inilmeli" diyoruz. Acaba hepimiz (bütün kesimler) gerçekten son noktaya kadar gidilmesinden yana mıyız? Bir başka deyişle "Kızılmaske'nin yüzünü görmeye cesaret edebilecek miyiz?"

Bu soruya ne yazık ki "evet" cevabı veremiyorum...

Sebebi gayet basit: 1980 öncesinde kontrgerilla tarzı eylemleri imal eden -Atlantik'in Öte Tarafı ile ruh ikizi olarak yaşamış Gayrımilli Derin Mekanizma'nın deşifre edilmesini gerçekten isteyen bir toplum, siyasal yapı, medya vesaire bambaşka davranırdı...

Sonrasında onlarca Susurluk Kamyonu'nu dolduracak kadar 'Gayrı Nizami Harp' çalışan aynı mekanizmanın icraatlarına karşı çıkıyormuş gibi davranıp da tarihi skandalın örtbas edilmesine büyük katkılarda bulunan yine bizim egemen medyamızdır.

Bir de 28 Şubat'ın derin hücreleri mesabesindeki yapının perde arkasında çok karanlık işler çeviren kirli mekanizmaları var ki; bu sonuncusu, 80 Öncesinin Kâbus Yılları'nı artı Susurluk'u Üreten Yapı ile yakın akrabadır...

Final: Hrant Dink Suikastı'nı Danıştay Saldırısı ile bir elmanın iki yarısı gibi düşünmek gerekir. Uluslararası Odağın içimizdeki tarihi bağlaşıkları ile beraber giriştiği gücü yeniden elde etme hamlesi idi, bu kanlı provokasyon...

Hrant Dink'i katlederek hepimizi can evinden vurdular ama Asıl Amaçları'na ulaşamadılar. Ulaşmaları mümkün değildi. Çünkü, artık "Bağımsız Türkiye"den geriye dönüş yok!
 
Zaman



Bu yazı 847 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 18 Eylül 2012 Otuz beşe bakla
    • 24 Ağustos 2012 Arkadakiler
    • 17 Ağustos 2012 ''Düğme''li olsun!
    • 10 Ağustos 2012 Kumpas
    • 3 Ağustos 2012 Yıldızın parladığı o sahne
    • 20 Temmuz 2012 Steril
    • 6 Temmuz 2012 Bir ıslık da biz çalalım!
    • 3 Temmuz 2012 Hava sahamıza giren Wall Street J'eti
    • 5 Haziran 2012 Hayal Teknesi!
    • 15 Mayıs 2012 Büyük Satranç Sahnesi!
    • 8 Mayıs 2012 Hükümete ''Tomahawk'' atmışlardı!
    • 4 Mayıs 2012 Gözlerimiz tamamen kapalı!
    • 24 Nisan 2012 ''ABD Karışmadı'' Yalanı
    • 10 Nisan 2012 Kime, ne lazımmış?
    • 6 Nisan 2012 Şapkanın Altındakiler
    • 20 Mart 2012 Hokus, pokus...
    • 6 Mart 2012 Kafasını koparalım, diyorlardı!
    • 28 Şubat 2012 28 Şubat'ın Balans Ayarları!
    • 17 Şubat 2012 Anahtar
    • 14 Şubat 2012 Hedef tahtası

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,488 µs