En Sıcak Konular

Taha Kıvanç


Taha Kıvanç
0 0 0000

Ergenekon



Danıştay'a saldırı sonrası, "Eylemci avukatın örgütü ne?" sorusuna cevap Hürriyet'ten geldi: Ergenekon. Ergenekon eski bir örgütün yeniden harekete geçmişi. Raporu ilk kez Kulis'te (30 Nisan 2001) anılan Ergenekon ilginç bir örgüt. "Ne kadar ilginç?" merakında olanlara beş yıl eski yazımı sunuyorum. Okuyalım:

Sanki ben çıkarmışım gibi, dün, bütün gün, "Bu Ergenekon da nereden çıktı?" sorusuna cevap vermek zorunda kaldım. (..) "Yeniden kurulsun" diye hakkında rapor hazırlanan Ergenekon çok kapsamlı, bir partiyle irtibatı bulunmayan 'devleti yapılandırma' amaçlı bir örgüt...

Bilen biliyor, devlet içinde aynı adı taşıyan güçlü bir örgüt geçmişte vardı. Deniz kuvvetlerinden ayrılan Erol Mütercimler, "Ben ilk kez 1980'de varlığından haberdar olmuştum" demişti Ergenekon için... Can Dündar ile Celal Kazdağlı, belgeleri konuşturarak, 'Ergenekon' adıyla bir kitap (İmge Yayınları, Ankara) bile yazdılar...

"Neden böyle bir örgüt olsun istenir?" sorusunun cevabı, raporda açık biçimde veriliyor: "Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığını tümüyle ortadan kaldırmaya yönelik çabalar, dış odaklı olmaktan çıkıp yerli işbirlikçilerin gönüllü katkılarıyla ülke içinde de yıkıcı güç odaklanma noktasına ulaşmıştır. 1914 yıllarında İstanbul, dış ülkelerin istihbarat ajanlarının cirit attığı, pek çok yandaşlarının olduğu, dileklerini gerçekleştirebildikleri bir dünya kentine dönüşmüştü. Bugün de böyledir. Çünkü savaş sürdürülmektedir. Ve bu savaşın tek amacı vardır: Bölerek/parçalayarak Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak!"

Cumhuriyet'i yıkma faaliyetinin ciddiyetine işaret etmek için, rapor yazarı, "Yabancı güç odaklarının yerli işbirlikçileri devletin her kademesine sızarak TBMM'ne girebilmiş ve hatta siyasi platformda iktidar dönemleri yaşamışlardır" demekte.

Rapor yazarı, hem hayal gücü müthiş biri, hem de çok açık sözlü. Şimdiye kadar kimselerin aleni telâffuz ettiğini duymadığım düşünceleri dile getirebilmiş... "Yurtdışında eğitim görmüş olanlar negatiftir" diyor meselâ... Okuyun: "Türlü özverilerle yurtdışında eğitim görmeleri sağlanan yetişkin insan kaynakları, ne acıdır ki, ülke çıkarları için 'negatif' veriler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle devletin en önemli yapı taşları çökmüş ve işlemez hale getirilebilmiştir. Ergenekon bünyesinde yurtdışında eğitim görmüş personel bulundurulmaması zorunluluğu vardır."

Bereket, "Yurtdışında eğitim görenleri ülkeye almayalım" dememiş!

'Sivil toplum örgütleri'nin (stö) varlığından da rahatsız bu yazar... "Dünya Bankası ve Avrupa Birliği, başka ülkeler tarafından finanse ediliyor, dış istihbarat örgütleriyle ilişkili" dediği stö'leri dışlamak yerine, "Ergenekon'un kendi kuracağı sivil toplum örgütlerine ihtiyacı vardır" diyor... Hatta ekliyor: "Ergenekon, Türkiye'de faaliyet gösteren tüm sivil toplum örgütlerini kontrol altına almalıdır. Bu bir zorunluluktur. Çünkü bu örgütlenmelerin finans kaynakları dış ülkelerdir." Ne yani, "Sivil toplum devletin olsun" görüşü size de orijinal gelmedi mi?

Sadece sivil toplumu değil medyayı da bütünüyle devlet kontrolüne almak istiyor Ergenekon; "Kontrol edemediğimizi doğal işleyişi içinde örtülü biçimde etkileyelim, denetleyelim" diyor... "Uluslararası ticaret önemli" tespitinde bulunduktan sonra ise, "Ergenekon doğrudan kendi örgütüne bağlı holdingler ve bankaları süratle kurup ideolojiye uygun ekonomik/politik denge sağlayabilmelidir" demeyi de ihmal etmiyor...

Açık sözlülüğü ise 'ifrat' sayılacak boyutlarda "Kullanacağımız ajanlar merhametsiz olmalı" diyor sözgelimi. "Naylon şirketler kurulmalı (..) elde edilen ekonomik girdiler, öz kaynak olarak örgütün kuracağı legal şirketlerde değerlendirilerek aklanmalıdır" cümlesi de rapordan alınma.

"İllegal işler bütün istihbarat örgütlerinin ilgi alanı" görüşünde yazar, vardığı doğal sonuç, "Biz neden farklı davranalım?" oluyor. "Türkiye silâh üreten bir ülke durumunda olmadığından, jeo/stratejik açıdan kaçınılmaz olarak ve iradesi dışında zorunlu olarak uyuşturucu satışında köprü durumundadır. Uyuşturucu ticaretini denetim altına almalıdır. Türkiye'nin bir başka şansı da kimyasal silâh üretimi olabilir. Çünkü bu alanda başarılı sonuçlar elde edebilecek insan kaynaklarına sahiptir." (..)

En açık sözlü tespit ise şu: "Kişisel çıkarlar adına siyasete yönelmiş ve hedefe ulaşabilmek adına her şeyi mübah sayabilen siyasilerin engellenebilmesi için, geriye kalan tek yol suikasttır." Gözleriniz faltaşı gibi açıldı, değil mi? (..)

Deli saçması gibi gelse de, "Atatürk ilkeleri doğrultusunda, Kemalizm'in tek gerçek olduğuna inanarak" yazılmış taş gibi bir rapor bu... Gereği yerine getirildi mi acaba?

Bu yazı 198 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 17 Eylül 2012 Hem okudum, hem de yazdım
    • 4 Eylül 2012 CIA başkanı neden geldi?
    • 16 Temmuz 2012 Vicdanım buna da elvermiyor
    • 2 Temmuz 2012 Suriye nasıl bir ülke, Suriyeliler nasıl insanlar...
    • 21 Mayıs 2012 Bir geziden ilk notlar
    • 15 Mayıs 2012 ‘Yeni CHP’ nihayet sözcüsünü buldu
    • 16 Nisan 2012 Hangi patron, hangi yönetici, hangi yazar içeri alınır?
    • 23 Mart 2012 Ben demedim, o dedi
    • 13 Mart 2012 Köşemi bugün Cumhurbaşkanı Gül’e bırakıyorum
    • 9 Mart 2012 TR325 kodadlı becerikli uzman...
    • 20 Şubat 2012 ‘Operasyon’ diye ben buna derim
    • 30 Ocak 2012 Davos’ta Türkiye dersi
    • 27 Aralık 2011 Bu yılın Cumhurbaşkanlığı büyük ödülü...
    • 12 Aralık 2011 Ak Parti üzerine hesaplar
    • 9 Aralık 2011 Gül vetoya ne zaman karar verdi?
    • 14 Kasım 2011 Kriz çıkaranlar gidiyor, ama yerlerine gelenler de yabancımız değil
    • 24 Ekim 2011 Kaddafi’nin son demleri...
    • 3 Ekim 2011 Dr. Sallaso’nun kunduzunun izinde
    • 29 Ağustos 2011 Ben meraklı bir insanım, özür dilerim
    • 26 Ağustos 2011 Bütün kepazeliklerin anasını açıklıyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,171 µs