En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Deniz baba bizi Kerkük’e götür!



Onu (yani CHP lideri muhterem Deniz Baykal’ı) iki konuda çok başarılı ve cesur buluyorum.

Birincisi, inanmadığı şeyleri söylediği dış politika konusunda (‘yeni bir tezkere çıkaralım, Kerkük’e girelim, sınır ötesi hareket yapalım’, vs...), ikincisi bir sosyaldemokrat mazmununa dönüştürdüğü ‘laiklik’ konusunda.

Bu enerjiyi nereden aldığını hep merak etmişimdir.

Mutlaka ‘saklı tutulmuş’ ve hin-i hacette devreye sokulacak bir şeydir bu. Daha doğrusu, zamana ayarlanmış ve patlayacak mecra bulduğunda patlayan bir şey...

Bunun dışa çıkması için de, yukarıda da söylediğim gibi, ya kendisini inanmadığı şeyleri söylemek zorunda bırakacak olağanüstü bir gelişme yaşanması (Kuzey Irak ve Kerkük olayı gibi), ya da tartışmanın mihverinin (ne tür bir tartışma olduğu önemli değil) laikliğe kayması gerekiyor.

Laiklik dediğimiz şey, Baykal için ‘muharrik’ unsur.

Karşısına geçin, sadece ‘laiklik’ deyin, başka da bir şey yapmayın, Baykal’ın birden canlandığını, kutsal muhalefet görevini hatırladığını göreceksiniz.

Fakat, bu kadar ‘cevvaliyet’ şu kadarcığını hesap edemiyor.

Bu ülkede hiç kimse, kitabına uygun laikliğe itiraz etmedi/etmiyor.

Hiçbir Başbakanın, hiçbir milletvekilinin, hiçbir vatandaşın, hiçbir kanaat önderinin Türkiye Cumhuriyeti’nin bulabildiği en önemli ‘denge unsuru’ laiklikle bir alıp veremediği olmadı.

Problem, defaatle yazıldığı ve söylendiği üzere, ‘uygulamadan kaynaklanan bazı sorunlar...’

Bu sorunların ne olduğunu tekrar tekrar yazmayalım.

Hem kabak tadı verdi, hem de sıkıcı bir konu.

Kaldı ki, Baykal da biliyor, tek tek dercetmenin de yararı yok.

Fakat, ‘aş’ ve ‘iş’ meselelerini bu kadar dert etmemiş görünen Baykal’ın bilmediği ve hesap edemediği başka bir şey var:

Bu ülkede inanç ve değer tercihleri yargılanan, sırf öyle oldukları için aşağılanan kesimler, 1950’de DP’yi, 1965’te AP’yi, 1983’te ANAP’ı, 1996’da RP’yi, 2002’de AK Parti’yi iktidara taşıyarak önemli bir mesaj verdi.

Görüldü, anlaşıldı ve test edildi ki, makul çoğunluk (‘teslis’le ‘testis’i karıştıran arkadaşın kavramsallaştırdığı ‘çoğunluk’la ilgisi yok bunun; adına ‘halk’ denilen kara kalabalıklardan sözediyorum), laiklik ve daha pekçok konuda Baykal gibi düşünmüyor.

Üstelik, kaderini, hapislere atılmış, siyaseten dışlanmış, birtakım anlamsız yasaklara rağmen varolmayı başarmış siyasetçilerle tevhid ediyor.

Bazıları bunu ‘karşıdevrim’ tabir ediyor ama korkarım bu ülkede karşıdevrim hiç bitmeyecek; yani halk, değer tercihlerine uygun adamları seçmeye devam edecek.

Bunu celadetli ve cevval Baykal görmüyor mu?

Görüyorsa, neden ‘aş’ ve ‘iş’ meselelerini de içeren yeni bir ‘muhalefet dili’ geliştirmiyor?

Statüko nasıl düşünürse düşünsün, Türkiye’nin çıkışı ‘siyaset’ten, siyasetin çıkışı da ısrarla yok etmeye çalıştığımız bazı değerlerle barışık olmaktan geçiyor.

Bu değerlerle imtizaç edebildiğinde Baykal da seçim kazanıp Başbakan olabilir, söz verdiği üzere Beyaz Show’a katılabilir.

Fakat böyle bir işaret görülmüyor.

1950’den başlayarak, bütün ana, ara ve yerel seçimleri kaybeden CHP, bizi Kerkük’e sokmayı başarsa bile, önümüzdeki seçimi de kaybedecektir
 
 

Star



Bu yazı 335 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,795 µs