En Sıcak Konular

Nuray Mert


Nuray Mert
0 0 0000

Bir büyük yazarın küçük hesapları



'İnce Memed'i 14 yaşında büyülenerek okumuştum, Yaşar Kemal'in hafta sonu 'Türkiye Barışını Arıyor Konferansı'nda yaptığı konuşmayı, bu kez, içim bulanarak okudum.
O destansı dilden, politika esnafı diline geçişe tanık olmak hüzün verici oldu. Keşke dağa çıkan gençlerden birinin hikâyesini destansı diliyle
öyle bir anlatsaydı ki, onlardan birine, kimse bir daha, kolay kolay 'terörist' diyemeseydi. Bir büyük yazardan bu beklenirdi. Bir büyük yazardan, politikanın pazarlık dilinin ucuz tekrarlarını değil, bir insanlık dersi alsaydık, Kürt meselesinin halli konusunda umutlanmak için çıkış bulsaydık.
Bir büyük yazarın, 20. yüzyılın insanlık adına tanık olduklarını sayıp dökerken düştüğü sıradan, baştan savma savaşa itiraz hattı bir yandan,
insanlık onuru adına yapılanlara geldiğinde işaret ettiği yerin Avrupa Birliği olması, diğer yandan tüm söyledikleri, çok ama çok hayal kırıcıydı. Evet, Yaşar Kemal'in konuşmasında, 'Korkular, acılar içinde geride bıraktığımız bir yüzyılda', 'İnsanlığımızı onurlandıran işler de yapıldı' dedikten sonra, bu onurlandıran işlerin yekûnü Avrupa Birliği etrafında özetleniyor. Sadece kötü bir Avrupa Birliği broşür ağzı değil söz konusu olan, bir büyük görmezden gelme. Sadece, geçen yüzyılın insanlık onuru adına yapılan bir sürü kavgasını, direnişini görmezden gelme değil, Avrupa Birliği denilen siyasi birliğin bugün içinde bulunduğu savaşı görmezden gelme.
Irak'tan bahsediyorum, kendi aralarındaki savaşlara son verme adına bir araya gelen Avrupalıların bir bölümü, Irak'ı işgal edenler arasında. Irak yakın tarihin gördüğü en kanlı, en vahim insanlık olayı olmaya devam ediyor. Savaşlara dur demek için bir araya gelmiş Avrupalılar, yazın ortasında, 33 gün Lübnan'ın bombalanması karşısında parmaklarını kıpırdatmadılar. Bu mu
20. yüzyılın insanlık onuruna hediyesi? Olabilir mi?
Hem nedir, Atatürk'le başlayıp, Malazgirt ile devam eden yolu Kuzey Irak'taki petrol kuyularından geçen Türk-Kürt kardeşliği masalı? Klişeler, milliyetçiliği okşama, petrol hesabı üzerinden mi kardeş olacağız? Olmaz olsun. 'Türk'ün Türk'ten başka dostu olmadığı'nı düşünen marazi
kafadan, onun yanına 'Kürt'ten başka dostu yok'u ekleyerek mi kurtulacağız? Yaşar Kemal, "Ey milliyetçi ırkçılarımız, dünyada bir tane dostumuz varsa diyelim, o da güneyimizde petrol kuyularının üstünde oturan Irak Kürtleridir" demiş.
Araya petrol hesabı sıkıştırarak mı kardeşliğe ikna edeceğiz 'ırkçıları'? Bundan, Türk veya Kürt kime ne hayır gelecek? Bağımsızlık istemeyip, federe devletin 'işlerine gelmesi'ne mi bağlayacağız, barış umutlarımızı? Kardeşlik, barış ve 'işine gelmek' lafları aynı cümle içinde kulağınızı tırmalamıyor mu?
Hem Irak'ta direnenler için 'terörist' diyenlere, 'Gerillaya terörist demeyin' diyebiliyor musunuz?
Ben öteden beri, şiddete dayalı siyasete karşı olmama karşın, direniş hareketlerinin hiçbirine 'terör' denmemesinde ısrar ediyorum, siz Irak'ta işgale karşı direnenlerden neden hiç bahsetmiyorsunuz?
Ne Irak kuzeyden, ne bölge Kürtlerden ve Türklerden ibaret değil. Dünyadaki tek dostumuz Kuzey Irak'taki Kürtlerse, Araplar neyimiz?
Yaşar Kemal, "Bir de Lozan Konferansı var. Kürtler, Türkiye'yi değil de İngilizleri tutsalardı, bugünkü durumları böyle mi olurdu?" demiş. Sahi, 'Türkiye barışını ararken' neyin pazarlığını yapıyoruz? Söz konusu olan, İngilizlerle işbirliği yapmamış olmanın hesap pusulası mı? Bu her şeyden önce, işbirliği yapmayanların onurunu zedeleyecek
bir ifade. Hem emperyalistlerle işbirliği sonucu Ortadoğu'nun ne hale geldiği ortada, aynı şeyleri mi tekrarlayacağız? Bu kez Türklerle Kürtler başkalarının canları, kanları üzerine mi barış ve kardeşlik tesis edecek? Bu ülkenin ötesinde, bu bölgenin halklarının hepsini kucaklayacak bir barışa ihtiyacımız olduğunu, böyle bir çabanın dilinin bu olamayacağını hâlâ fark etmediniz mi?

Radikal



Bu yazı 204 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Temmuz 2009 Bir başka açıdan başörtüsü meselesi
    • 16 Ocak 2007 Bir büyük yazarın küçük hesapları
    • 3 Ekim 2006 AB ve soykırım
    • 7 Eylül 2006 Siyasete düşen ak leke
    • 5 Eylül 2006 İhanet değil, gaflet
    • 31 Ağustos 2006 Asker gönderME
    • 29 Ağustos 2006 Asker gönderme meselesi
    • 11 Mayıs 2006 'Rejim krizi'
    • 5 Mayıs 2006 Türkiye-İran hattı

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,912 µs