En Sıcak Konular

Mehmet Barlas


Mehmet Barlas
0 0 0000

Siyasi kaderimizi neden Papadopulos'un eline bıraktık?



Sık sık "Türkiye'yi kim yönetiyor" sorusuna cevap ararız da, "Türkiye'yi kimler yönlendiriyor" sorusunu cevaplamayı pek düşünmeyiz.
Çok deneyimli bir diplomatla konuşurken, onun şu gözlemlerini seslendirdiğini duydum geçen gün:
- 1974'ten bugüne Yunanistan ve Kıbrıs Rumları, Kıbrıs'ı kullanarak Türkiye' nin hem iç hem de dış politikasını yönlendirdiler. Kıbrıs merkezli bazen yoğun bazen hafif krizler yaratarak, Türk siyasetinin de, toplumunun da, diplomasisinin de enerjisini harcattılar. Türkiye bu krizlere bağımlı olarak zaman içinde patinaj yaparken, önce Yunanistan sonra da Kıbrıs Rumları Avrupa Birliği'ne üye oldular. Ne yazık ki, Türkiye' de karar merkezleri bu oyuna gelip birbirleri ile didişirken, bir büyük akıl devreye sokulamadı. Ve şimdi Kıbrıs' taki bir teneke üst geçit dolayısıyla hala birbirimizle didişip, ulusal ve toplumsal enerjimizi ziyan ediyoruz.
Bir sorunu çözmek yerine, onu kronik kriz konusu halinde onlarca yıl gündeme iliştirmek, gerçekten hayat tarzımızın bir parçası. Bu kriz konusu üzerinde kamplaşarak, birbirimizle gölge boksu yapmamız da, siyasetimizin doğasında var.

ÇÖZÜM YERİNE KRİZ
Yukarıda gözlemlerini aktardığımız diplomatın söyledikleri çarpıcı değil mi? Türkiye'nin tüm dış ilişkilerinde Kıbrıs hala bir engelleyici ipotek oluşturmuyor mu? Geçmişte defalarca olduğu gibi, bugün de Kıbrıs'ta çözüm arayışları iç politikamızın kamplaşmalarında birileri tarafından "Ver-kurtulculuk" biçiminde kullanılmıyor mu?
Ve bu arada Romanya ile Bulgaristan da bizi sollayıp, AB üyesi olmadılar mı?
Aynı durumu bizim "Güneydoğu Sorunu"muz ile "Kuzey Irak" bağlantıları yapılırken de görmekteyiz.
Türkiye'nin Güneydoğu Sorunu veya "Kürt Realitesi", Cumhuriyetimizin kurulduğu günden beri var. Belirli bir döneme kadar bunu bir "İç mesele" olarak kabul edip, bugünlere taşıdık. Ama şimdi bu sorun, Irak'taki ve Ortadoğu'daki yeni yapılanmalar dolayısıyla "Uluslararası mesele"nin bir parçası haline dönüştü.
Biz bu sorunu, Kuzey Iraklı Kürtlerin ve Amerika'nın hamlelerine dayalı olarak bundan sonra ele aldığımız takdirde, Kıbrıs'takine benzer bir "Dışarıdan yönlendirilme" durumuna düşmeyecek miyiz?
Kuzey Irak'taki oluşumlara ve Kerkük'e değinen Başbakan Erdoğan'ın iki gün önce AK Parti Grup toplantısında "Oldu-bittiye seyirci kalmayız" içerikli konuşmasına, dünkü Milliyet'te Hasan Cemal, asıl yapılması gerekenleri sıralayarak şu katkıda bulunmuştu:

SEYİRCİ KALMAK
"Başbakan Erdoğan'ın deyişiyle, oldubittiye seyirci kalmak istemeyen bir Türkiye ne yapmalı diye... Benim öteden beri çizdiğim bir çerçeve var. Bir kez daha özetliyorum:
(1) Türkiye' nin kendi Kürt meselesini çözüm rayına oturtması... Dağdakileri indirip ' sivil siyaset' yolunu açması...
(2) Kuzey Irak' a askeri bir müdahaleden kaçınması...
(3) Irak Kürtleriyle dostluğa dayalı bir ilişki yapısı geliştirmesi...
(4) Irak' ın toprak bütünlüğü, Kerkük' ün statüsü ve PKK' nın Kuzey Irak' taki varlığıyla ilgili konularda diplomatik çabalarını, çevre ülkeleriyle birlikte, hiç kuşkusuz ABD' yi, İngiltere' yi ve AB' yi de katarak sürdürmesi..."
Açıkçası sürekli "Derin devlet" üzerinde çeşitlemeler yaparken, arada bir "Büyük akıl" konusunu irdelemeyi de denemeliyiz artık.
Örneğin başı örtülü genç kızların üniversiteye girişlerinin yolu açılsa, siyasi gündemde "Sıkmabaş" tartışması da kalmayacak.. Ama siyasi ve toplumsal enerjimizi boşuna harcayacağımız böyle bir konuyu bitirmeyi de göze alamıyoruz.
Bizler burada sorunlarımıza çözüm üretmek yerine birbirimizle rejim kavgaları yaparken, Türkiye'nin kaderinin Papadopulos, Barzani ve Talabani tarafından yönlendirilmesine seyirci kalmanın ayıbı da, hepimize yetmez mi? 



Bu yazı 188 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 29 Eylül 2012 Sakın "Erdoğan'sız AK Parti" hesabı yapmayın!
    • 28 Temmuz 2012 "Büyük Kürdistan" bir Amerikan sorunudur
    • 16 Ocak 2012 Kıbrıs'ı da Kwai Köprüsü'ne benzetmedik mi?
    • 9 Ocak 2012 Orta yaş sınırı yükselirken artık kimse yaşlanmayacak mı?
    • 4 Ocak 2012 AK Parti başarılı olursa tüm Türkiye başarılı olacaktır
    • 29 Ekim 2011 Cumhuriyet Bayramımız hepimize kutlu olsun
    • 31 Ağustos 2011 Yeniden açılım günlerinin üslubuna dönülmelidir
    • 17 Temmuz 2011 Asıl sorunumuz acaba ''Şarklılık'' mı?
    • 9 Temmuz 2011 Siz değişmezseniz koşullar sizi değiştirir...
    • 26 Şubat 2011 İktidar iddiası bulunmayan muhalefet olur mu?
    • 25 Kasım 2010 CHP'nin sivil paşalarının sivil darbe ürküntüsü...
    • 11 Ekim 2010 Kılıçdaroğlu'nun önündeki tarihi fırsat
    • 22 Eylül 2010 Sentetik beyaz Türklerin dayanılmaz hafifliği
    • 11 Eylül 2010 Kim yalancı? Anayasa Mahkemesi mi, CHP lideri mi?
    • 9 Eylül 2010 İktidarı 'Evet' mi yoksa 'Hayır' mı güçlendirir?
    • 28 Haziran 2010 Üslubu tırmandırınca kelimeler kifayetsiz kalabilir
    • 12 Haziran 2010 Yeni dünyada eksen de merkez de farklı yerlerdeler
    • 7 Mayıs 2010 Teşekküre karşı benden de bir teşekkür...
    • 5 Ocak 2009 Basın ''Medya'' olmadan önce kol kırılır yen içinde kalırdı...
    • 3 Kasım 2008 Türk demokrasisinin sabırla imtihanında geçer not alabilecek miyiz?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,786 µs