En Sıcak Konular

Hasan Tevfik



Hasan Tevfik
0 0 0000

Bir Türk subayı ile bir Amerikan subayının farkı!



Havai Fişek saldısını savuşturduktan sonra misafirler geceye devam etmeye başladılar. Bu arada Amerikan elçiliği mensupları ev sahipliğinin gereği olarak konukların arasında dolaşıp, hem “hoş geldiniz” diyorlar hem de hal hatır soruyorlar. Ne de olsa Amerika görmüş zarif insanlar!

Biz tam üzüremizdeki fişek kurumlarını temizlerken bunlardan biri bizim yanımıza geldi.. Kibar bir çocuk.. “Nasıl buldunuz?” dedi. Bizde dandik bir fıkra vardır ya, hani aşçı küçük bir bifteği servis ettiği müşteriye “nasıl buldunuz” diye sorar, müşteri de “patateslerin arasından zorlukla” diye cevap verir. Benzer soğuklukla, “adresi önceden biliyordum, kolay oldu burayı bulmam” diye cevap verecektim, vazgeçtim. Fıkra boktan ama artı olarak espri anlayışları farklıdır bunların. Aval aval suratıma baka kalır, ben de açıklamak için yırtınırım diye hiç bulaşmadım.

Şimdi bunları niye söylüyorum merak edeceksiniz.. Cevap olarak dedim ki, “Herşey harikaydı fakat havai fişek saldısında çok zaiyat verdik”. Ne oldu biliyor musunuz? Yine dona kaldı! Yıllardır bunların içindeyim, şakadan ne anladıklarını çözemedim vesselam.

Neyse...

Şimdi ciddi birşey anlatacağım. Hakikaten etkilendiğimi söylemeliyim. Bence siz de etkilenmelisiniz.

İsim vermiyorum. Davetliler arasında bir Türk Korgenarali var. Elbette etrafı hep dolu. Zaten arkasında bir Albay bir de emir astsubayı hazır bekliyor. Törende yerli yabancı subay çok olduğundan ve yine en üst rütbeli subay bizim paşa olduğundan, askerler gelip onunla tanışmak istiyor. O da herkesle ilgilenmeye çalışıyor.

Bu arada gözüme ince biraz da esmer bir subay ilişti. Çok genç. Tek başına Korgenaral’in biraz uzağında dönüp duruyor. Belli ki o da tanışmak istiyor ama bir türlü cesaret edemiyor.

Bu aklınızda dursun... Biraz sonra grubun yanına bir başka genç subay geldi. Amerikalı. Grubun içinden bir başka Amerikalı subayın (rütbesi albaydı, ABD askeri ateşesi gibi geldi bana ama hem loşluktan hem de kalabalıktan çıkaramadım.) sırtına dokunup kulağına birşeyler söyledi.

Bakın şimdi.. Askeri protokol çok farklıdır. Düşman ülkelerin savaşta karşılaşan subayları bile bu nizama özen gösterirler. Karşıdaki subay savaş halindeki ülkenin subayı olsa bile, üst rütbedense, askeri selam kurallarına uyarlar, onun yanında disiplin göstererek kendi ülkelerinin militer duruşunu yüceltirler.

Amerikalı Albay kulağına fısıldanan neyse, hemen o genç subayı kolundan tutup kalabalığın içine çekti, bizim Korgeneral’in karşısına dikti. Etraftakiler biraz açıldılar. Korgeneral’le bu “çitlembik” başbaşa kaldılar.

Yani Amerikali dostlar sakın alınmasın... Selam sabah faslını geçtik, genç subayın kıçından pantolunu düşüyor! Şaka yapmıyorum, gerçekten öyle. Alkollü herhalde deyip günahını almak istemiyorum. Askeri davranış biçimlerinin esamesi olmadığı gibi asgari nezaket kurallarının biri bile yok. Sanki yavuklusu ile sögüt altında muhabbet ediyor. Tören üniforması var üstünde, beline bir kuşak takmış önünden göbeğinin eti, ardından kıç çizgisi görünüyor. Şapka mapka hak getire. Elini kolunu sallaya sallaya birşeyler anlatmaya çalışıyor. Dediklerini duymuyorum ama zırvaladığına kalıbımı basarım.

Komutanın arkasındaki subaylar durumu fark ettiler ama yapacak birşey yok. Korgenaral’in canı sıkıldı ve başını çevirip bir başka konukla ilgilenmeye başladı. Subaylardan biri de bunu fırsat bilip araya doğru bir adım attı, ikisinin arasına girdi ve bir saçmalığın yaşanmasına izin vermedi. O hala gevrek gevrek sırıtıyor.

Gelelim diğer genç subaya. O hala kıvranıyor. Cesaretini bir türlü toplayamıyor. Dört döndüğü için bana doğru yaklaştı. Ben de hangi ülkenin subayı bu diye üniformaya bakıyorum ama nafile. Tam bu anda gözüme göğsündeki ufak bir rozet ilişti. Atatürk!

O zaman çözdüm. Bu genç subay Türk askeri değil. Ama Türki asker! Azerbaycan’ın bizim harp okullarına eğitim için gönderdiği genç teğmenlerden. Uzatmayayım. Sonunda cesaretini topladı ve halkayı yarıp içire girdi. Ve ne oldu biliyor musunuz? İnanın gözlerim doldu.

Bu genç subay bir “tekmil” verdi... Bir selam verdi... Oradaki yabancı subayların hepsi buz kesti. Herkesin tüyleri diken diken oldu. Konuşma boyunca bir an olsun “hazır ol”dan ayrılmadı. Sanki donmuş gibi milim oynamadan kendini tanıttı. Ve hep öyle kaldı. Peki bizim komutan? Bu genç subayın tekmilini aldı, kendisi de esas duruşa geçerek keskin bir baş selamı verdi ve sonra iki eliyle bu genç subayın yüzünü ellerinin arasına alıp yanaklarını okşadı.

Hasılı...

Askerlik biraz da sembolllerle ilgilidir. Bunların ruhuna varamazsanız, belki üniforma taşıyabilirsiniz ama askerliğiniz eksik kalır. O akşam Amerikalı subaylar biraz eksik kaldı.

Sonraki yazıya: Hollanda elçisi niye koşuyor?



Bu yazı 295 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 12 Ocak 2007 Diplomatik televole turu!
    • 12 Ocak 2007 Hangi bayan diplomat kan revan içinde bulundu?
    • 12 Ocak 2007 Diplomatik eşcinseller meselesi – II
    • 12 Ocak 2007 Diplomatik eşcinseller meselesi - I
    • 12 Ocak 2007 Harlem’le özel bir gece
    • 12 Ocak 2007 Ross Wilson’la başbaşa: Kuzey-Kuzeydoğu!
    • 12 Ocak 2007 İkinci perde!
    • 12 Ocak 2007 İkinci perde!
    • 12 Ocak 2007 25 diplomatın pastırma notları!
    • 12 Ocak 2007 Bir Türk subayı ile bir Amerikan subayının farkı!
    • 12 Ocak 2007 Elçilik Bahçesi’nde havai fişek saldırısı
    • 12 Ocak 2007 Born of the fourth of July-2
    • 12 Ocak 2007 Amerikan elçisinin kapısı kimlere açılır? (4 Temmuz-1)
    • 11 Ocak 2007 Amerikan tarzı kravat ve Westmacott’un kırmızı çorapları!
    • 11 Ocak 2007 Türk kadınların elini öpün; Türkiye’deki yabancıların üzerinde kıyafet durmuyor!
    • 11 Ocak 2007 ABD Büyükelçisi’nin eşine kendi adıyla seslenin!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,510 µs