En Sıcak Konular

Hasan Tevfik



Hasan Tevfik
0 0 0000

Amerikan tarzı kravat ve Westmacott’un kırmızı çorapları!



Bu sefer “flash-back” yok. Çalışsaydınız! Bu köşede yazılanları ne günlük basın da bulabilirsiniz ne de en baba diplomasi kulislerinde. Onun için kusura bakmayın, açın önceki yazıları okuyun bi zahmet.

Neydi?.. Ha.. Şimdi Batılı diplomatlarda ciddi bir “fashion” sorunu  var demiştik. Kaç ABD büyükelçisi gördüm hatırlamıyorum. Hiçbiri şişman değildi. Genel olarak zayıf olduklarını söylebilirim. Ama nedense hepsinin ceketi ne kadar uğraşırsanız uğraşın iliklenmez gibi durur. Alırken ölçüsüzlük yaptıkları için ya da terzinin kötülüğünden değil.

Çünkü bu takımların en yenisi 10 yıllıktır da ondan. Üstelik bu genelleme-istisnaları da olsa-tüm Batılı diplomatlar için-İngiltere hariç-geçerlidir. Hergün takım giymek zorunda oldukları bir mesleğin mensupları olduklarından, özel günler için bir adet Lacivert takımları, resepsiyonlar için de smokinleri vardır. Diğer günlerdeki kıyafetler için eskici çağırabilirsiniz.

Bu zevksizliğin sırrını çözmem uzun zaman aldı.... Yeni esvap için paraya kıyamıyorlar efendim! Doğru söylüyorum. Sizin aldığınız maaşın 10 katını alıyorlar ve ceplerindeki akrebin rahatını bozmamak için yeni elbise almıyorlar. “Yalan” diyen varsa, bana son altı ay içinde alınmış bir takımın faturasını göndersin aynısından hediye edeceğim.

Geçtik... Kravatlar! Amerikan siyasasının da iş hayatının da en kıl olduğu şeylerden biri yakası açık gömleğe  kravat takılmasıdır. Kravat “tok” olacaktır. Yani gırtlağa, boğaza takılmış yemek gibi oturacak.

Bu iyi... Ancak mesele şu ki, içlerinden bir tanesinin boyun bağı için “vayy” diyemezsiniz. Hiç küçümsemeyin. Bu kültür meselesidir ve Akdeniz işidir. Tıpkı ayakkabı meselesinde olduğu gibi. Milletvekillerimizi, bakanlarımızı hatta başbakanımı dilediğiniz gibi yerebilirsiniz. Ama işiniz düştüğünde TBMM’ye bir uğrayın bakalım. Uyumsuz bir tek kravat görebilir misiniz ve dahi hepsi hem kaliteli hem de orijinaldir.

Yani verevine renklerin kestiği kolej işi kravatlara pek denk gelemezsiniz. İstisna sayın Erbakan’dır. Sarılı ve Selçuklu işi kravatları sonradan marka çıktı da öyle kurtardı.

Uzatıyoruz yine... İşte efendim bu Batılı dostların kravatları boyunlarından dökülür. Garip kahverengiler mi istersiniz, takımla uzaktan yakından ilgisi olmayan, gardropta tek kravat var da mecburen bağlanıp gelinmiş havası yaratanlar mı.

Boylarını ayarlamayı da bir türlü tutturamazlar. Ya cücük gibi yukarıdan üçüncü düğmeye kadar ancak yetiştirirler-ki boyları da uzun olduğundan sinek konmuş gibi durur-ya da o kadar uzun bağlarlar ki-ters yere denk geldiğinden-ayıp olmasın diye kemerin içine sokmak gibi başka bir sonradan görmeliğe imza atarlar.

Hasılı ben bugüne değin daha kapıdan girerken, “işte bir diplomat geliyor” dediğiim anımsamıyorum. (Nasıl olunması gerektiği merak ediliyorsa, her hafta sonu geziler düzenleyip garip garip yerlere giden misafir dostlara daha yakın bir yer önereceğim. Balgat’a bir uğrasınlar! Türk dışışlerinin koridorları defile gibidir!)
Söz verdiğimiz Westmacot hikayesiyle bitirelim. Efendim sevin sevmeyin, takdir edin etmeyin. Diplomasi dediniz mi aklınıza Büyük Britanya gelecek. Budur. Bakın gazetelere, sabahtan akşama kadar diğer elçiliklerin yaptıklarını okursunuz. İngilizler nerede ne yapıyor duyanınız var mı? (Bak şimdi aklıma geldi. Bunu da unutturmayın. İngiliz elçiliğinden çok üst düzey bir diplomatın Ankara Sharaton Oteli’nde başka bir elçiliğin mensubuna sabahın beşinde yakalanış hikayesi var ki...)

Allah için şık da giyinirler. Artık “Burberrys” mi bilemem. İngiliz büyükelçileri de öyledir. İki dirhem hesabı. Westmacot Türkiye’ye ilk geldiğinde, halkla ilişkiler babından bir röportaj vereyim demiş. Sohbet faslından sonra fotoğraf çekimine gelinmiş. Elçinin üzerindeki lacivert takım müthiş. Kravat, manşet düğmeleri, gömlek dört dörtlük.

Sonra fotoğrafları gördük... Siyah ayakkabılarla lacivert takımın arasından kıpkırmızı, nar çiçeği havlu çoraplar çıktı. Röportajı yapan bayan arkadaşla konuşmuştum, “çok tereddüt ettim söyleyeyim mi söymeyeyim mi diye, ayıp olur diye vazgeçtim” demişti.

Son iki yazıdır “magazine” çok girdik. Önümüzdeki yazıdan itibaren biraz ortalığı karıştıralım. Kimin eli kimin cebinde onlara bakalım.



Bu yazı 364 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 12 Ocak 2007 Diplomatik televole turu!
    • 12 Ocak 2007 Hangi bayan diplomat kan revan içinde bulundu?
    • 12 Ocak 2007 Diplomatik eşcinseller meselesi – II
    • 12 Ocak 2007 Diplomatik eşcinseller meselesi - I
    • 12 Ocak 2007 Harlem’le özel bir gece
    • 12 Ocak 2007 Ross Wilson’la başbaşa: Kuzey-Kuzeydoğu!
    • 12 Ocak 2007 İkinci perde!
    • 12 Ocak 2007 İkinci perde!
    • 12 Ocak 2007 25 diplomatın pastırma notları!
    • 12 Ocak 2007 Bir Türk subayı ile bir Amerikan subayının farkı!
    • 12 Ocak 2007 Elçilik Bahçesi’nde havai fişek saldırısı
    • 12 Ocak 2007 Born of the fourth of July-2
    • 12 Ocak 2007 Amerikan elçisinin kapısı kimlere açılır? (4 Temmuz-1)
    • 11 Ocak 2007 Amerikan tarzı kravat ve Westmacott’un kırmızı çorapları!
    • 11 Ocak 2007 Türk kadınların elini öpün; Türkiye’deki yabancıların üzerinde kıyafet durmuyor!
    • 11 Ocak 2007 ABD Büyükelçisi’nin eşine kendi adıyla seslenin!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,536 µs