En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Rahatlamak mı?



Hükümet ve Ak Parti çevrelerinde müthiş bir rahatlama görülüyor. Danıştay 2. Dairesi'ne yönelik saldırıyı gerçekleştiren eylemcinin gerçek kimliğinin ayrıntıları ortaya döküldükçe dozu artan bir rahatlama bu. Saldırı 'türban' kararıyla ilgili olsaydı eylemden kendilerine de bir fatura kesilecekti; eylemcinin ortaya çıkan kimliği Ak Parti ile eylem arasına çelikten bir duvar örmüş oldu.

Rahatlamalı mı Ak Parti?

Bu soruyu sormamın sebebi eylem ve eylemciyle ilgili bilgilerden kuşku duymam değil. İlk gelen haberler ne kadar yanlışsa şimdilerde bize sunulan bilgiler de o kadar yanlış olabilir; ancak bu ihtimal bile eylemci ile Ak Parti arasındaki irtibatsızlığı tersine çevirmeye yetmeyecektir. Eylemin karanlık bir amaçla yapıldığı her yanından belli oluyor çünkü...

Her eylemin bir hedefi bir de amacı vardır. Eylemin hedefi Danıştay'a saldırmak ve üyeleri (veya yalnızca başkanı) öldürmekti; eylemin amacının ise ülkeyi istikrarsızlığa sürüklemek, bunu yaparken de erken seçimi zorlayarak gelecek cumhurbaşkanını bu Meclis'e seçtirmemek olduğu da açık. Saldırgan, eylemiyle hedefi gerçekleştirdi, ama gerçek yüzü ortaya çıkınca amacına tam ulaşamadı. Erken seçim ve cumhurbaşkanlığı için bir görüş belirtmek için erkense de, istikrarsızlaştırma operasyonunun yarım kaldığına hiç kuşku yok.

Bu sebeple iktidar partisinin rahat nefes alması anlaşılabiliyor; nefesini cömertçe harcamaması, zor günlere saklaması şartıyla... Çünkü, planlayıcılarının eylemle amaçladıkları bir yan ürünü elde ettikleri de göze çarpıyor: Ak Parti'yi belli konuların dâvâcısı, lider kadrosunun geçmişte saflarında yer aldığı ideolojik partilerden biri olarak göstermek... Benim hayli zamandır 'Refah Partileştirme' diye dikkat çektiğim gelişme...

Ak Parti, lider düzeyinde, çoğu geçmişte Refah Partisi saflarında yer almış siyasîlerden oluşuyor, ama başlarından geçenlerden ders almış bir kadro bu. Toplum içerisinde dar bir çıkar grubunu temsil etmiyor; inanç temelinde, cemaat türü bir örgüt değil Ak Parti. Yalnızca söylem değişikliğine gitmedi Ak Parti liderleri, davranış tarzları ve ilgilerini de kökten değiştirdiler; seçmenin üçte birinden fazlasının oy vermeye değer bulmasını da bu yolla sağladılar. Bugüne kadar izledikleri politikaların, destek tabanlarını daha da genişlettiği kamuoyu yoklamalarına yansıyor(du).

Danıştay eylemi ile 'türban' arasında ilişki kuran dezenformasyon ancak 24 saat gibi kısa bir süre devam etmiş olsa da, konu üzerinde ve etrafında sürdürülen tartışmalar, giderek Ak Parti'yi hiç istemediği bir taban daralmasına sürüklüyor. Belki yalnız menfur eylem değil, daha öncesinde başlayan, hemen hepsi bir biçimde 'kadın' konusuyla ilgili bir dizi haber de bu izlenimi uyandırmaya yaradı.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, partisinin grup toplantısını açarken, "Biz 73 milyonun hükümetiyiz" demesi, kurulan tuzağın farkında olduğuna işaret ediyor. Tek konulu, ya da sadece belli hassasiyetleri yansıtan bir parti, toplumun bütününü temsil edemez; böyle bir partinin uzun süre iktidarda kalması çok zordur. Ancak, ülkenin bütün dertleriyle dertlenen, herkesin sorunlarına sahip çıkan bir parti olursa veya olduğunu belli ederse, Ak Parti, ülke için belirlediği programını daha uzun yıllar hayata geçirme fırsatı bulabilir.

Bir şeyin farkında olmak, o konudaki eksikliğin ortadan kalkmasını otomatik olarak getirmiyor. Ak Parti, Danıştay eyleminin soğuk ikliminde, bazı çevrelerin ustaca manevralarıyla, 'farklı' bir parti konumuna getirilme tehlikesiyle karşı karşıya; zamanında tedbir alamazsa, seçime gidilirken, 'marjinal bir parti' muamelesi görmeye başlayabilir.

Tedbir için geç kalınmazsa iyi olur. Rahatlamak yerine, Ak Parti kadrosunun uykusu kaçsa yeridir.

Bu yazı 35 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,572 µs