En Sıcak Konular

Hasan Tevfik



Hasan Tevfik
0 0 0000

Türk kadınların elini öpün; Türkiye’deki yabancıların üzerinde kıyafet durmuyor!



Kaldığımız yeri unutmadınız değil mi?.. Efendim Ankara’daki ABD büyükelçiliğinden başlamıştık. Genel politik ve ekonomik toplantılar dışında Ankara’daki büyükelçilik bir kesim elite özel geceler düzenleyip tanışma fasılları tertip edince, çiçeği burnunda Wilsonlar’ı tanı(t)ma fırsatı bulmuştuk!

Devam... Bir masada Türklerle Amerikalıların tartışması popüler konu Irak üzerinden giderken, konuklardan biri, “günde kaç para harcıyorsunuz Irak’ta?” diye sormuş. Amerikalı dostlar da ardından nasıl bir densizliğin geleceğini sezemediklerinden, “milyonlarca dolar” diye yanıtlamışlar.

“E, peki be kardeşim bizim günahımız ne? Aç kaldık.. Şu yemeklere de biraz harcasaydınız ya. Koskoca süper güce ‘bezelye ile havuç’ yakışıyor mu” diye yarı şaka yarı ciddi serzenişte bulunmuş.

Olayı bana anlatan kaynağı tanımasam, “atıyorsun” diyeceğim.. Hatta ne olur ne olmaz diye, davetlere katılan bir-iki dosta daha teyit ettirdim. Doğruymuş.. Geçen yazıda bahsettiğim “Kızılderili toplantısı”ndan işleri yüzünden erken ayrılan bir dost , “vallahi doğru, havuç verdiler”diye teyit etti. Üstelik hem sıcağını hem soğuğunu servis etmişler.

Hayret... Amerikalı dostlar bu yemek işinde eli sıkı değildir pek. Demek prosedürü değiştirmişler. Sonraki toplantılara katılan bir başka gazeteci dost;-hadi ipucu vereyim; bu toplantılardan sonra Ankara’daki önemli pozisyonundan alındı. Tabii toplantıya katıldığı için değil. İpucu diye söylüyorum!-“Ohoo, o arkadaşın bu işlerde yeni herhalde. Biraz bekleseydi pizzalardan karidislere kadar bol kolesterollü mönüyü tatma fırsatını kaçırmazdı” dedi.

Bu davetlerin bir kısmı zaten ayakta. Onun için “asıl” yemekleri neden sona saklıyorlar anlamadım. Bazı akl-ı evvellere göre, ilerleyen saatlerde konuklar azaldığı için bir nevi tasarruf oluyormuş. Sonradan gelen yemeklerin daha pahalı ürünlerden oluşması bu teze haklılık veriyor gibi.

Yine de herkes içki bolluğunu teyit etti. Hangisinden isterseniz dilediğiniz kadar içebiliyormuşsunuz! Misafirlerini tıksırıncaya kadar yedirmeye alışık bir toplum olarak bize pek uymadığını söyleyip geçelim.

Not: Bağımsızlık Günü’nde yukarıda Allah var, herkesi doyurdular. Birkaç yazı konusudur. Ballandıra ballandıra anlatacağımdan emin olabilirsiniz.

Moda konusuna gelince.. Bu önemli. Söyleyeceğim sadece Amerikalılar için geçerli değil. Avrupa ülkelerinden gelen yabancılar için de geçerli. Allah için birisi şunların elinden tutsun. Artık İpekçi mi olur Mayruk mu bilemem. Yahu hepsinin mi kıyafeti dökülür?
Gerçi hiçbirinden İtalyan şıklığı beklemiyoruz ama en azından büyükelçileri, eşlerini, müsteşarları ve 1. katipleri giydirecek danışmanlar tutsalar ya.

Bir kere şu gerçekle yüzleşin artık. Batılı kadınlar filmlerde gördüğünüz gibi değil! Çoğunun yüzü güzeldir. Boyları da uzun. Bunlar tamam.

Ama...
 
Bakın bir Batılı kadının Türkten en bariz farkı nedir biliyor musunuz? Ellerine ve ayaklarına bakın! 30-35 yaşın altındaysa nispeten, fakat üzerindeyse bir daha bakamazsınız. Onun için, ister süper diplomat olsun ister elçiliğin vize memuru hepsinin ayakkabıları “de-forme”dir.

Özellikle başparmağın içe bakan kemiğinin ayakkabıda bıraktığı izi rahat görürsünüz. Irksaldır efendim! Bir yoruma göre-ki bunu o ülkelere de gidip görmüş en az 20 farklı kişiden duydum-bayanlara yönelik kozmetik eylemleri bu ülkelerde çok pahalıymış. Manikür ve pedikür gelenekleri, hatta kuaför zaten pek bulunmuyor. Olsa da pahalı. Bizde her sokakta iki tane kuaför bulunduğundan ve en dandik estetik sayılan “fön” 3-5 YTL. olduğundan, kocaları yıllar sonra gün yüzü görüyor! Hasılı burada güzelleşiyorlar.

Ayakkabı konusunda da neden bu denli zevksizler anlamak mümkün değil. İçlerinde tatil günleri beyaz çorabın üstüne sandelet giyen bir tomar adam bulabilirsiniz. (Çorap-ayakkabı görgüsüzlüğü ile ilgili İngiliz Büyükelçisi Westmacott’un da bir hikayesi var ki, Kraliçe’nin sarayına şenlik! Hatırlatın onu da yazayım sonra.)

Sonuç olarak buradakiler de dahil, filmlerde gördüğünüz en baba sarışınları bile 30’undan sonra dağılmaya başlar. Türkiye’deki bayan diplomatlar ve diplomat eşleri içinde iki tip kadın görebilirsiniz... Ya çok ama çok sıskadır.. “Kesin Afrika’lı bu, yardım istemeye gelmiş” dersiniz.. Ya inanılmaz bir basen sizi kapıda karşılar. Sakın ola, “biz yemeğin salçalısını, kadının kalçalısını” geyiğini yapmayın. Amerikalı kadınların basenleri bildiğiniz gibi değil. Dediğim gibi 30’un da “dönüşmeye” başlıyorlar.

Yine kaptırdık gittik... Amerikalıların dillere destan kravat zevkine, kıyafetlerine gelemedik bile. Hele “gerçek dedikodulara” hiç yaklaşamadık. Siz yine dersinizi çalışın. Soracağımdan değil de.. “Vallahi öyle” diyeseniz diye.



Bu yazı 128 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 12 Ocak 2007 Diplomatik televole turu!
    • 12 Ocak 2007 Hangi bayan diplomat kan revan içinde bulundu?
    • 12 Ocak 2007 Diplomatik eşcinseller meselesi – II
    • 12 Ocak 2007 Diplomatik eşcinseller meselesi - I
    • 12 Ocak 2007 Harlem’le özel bir gece
    • 12 Ocak 2007 Ross Wilson’la başbaşa: Kuzey-Kuzeydoğu!
    • 12 Ocak 2007 İkinci perde!
    • 12 Ocak 2007 İkinci perde!
    • 12 Ocak 2007 25 diplomatın pastırma notları!
    • 12 Ocak 2007 Bir Türk subayı ile bir Amerikan subayının farkı!
    • 12 Ocak 2007 Elçilik Bahçesi’nde havai fişek saldırısı
    • 12 Ocak 2007 Born of the fourth of July-2
    • 12 Ocak 2007 Amerikan elçisinin kapısı kimlere açılır? (4 Temmuz-1)
    • 11 Ocak 2007 Amerikan tarzı kravat ve Westmacott’un kırmızı çorapları!
    • 11 Ocak 2007 Türk kadınların elini öpün; Türkiye’deki yabancıların üzerinde kıyafet durmuyor!
    • 11 Ocak 2007 ABD Büyükelçisi’nin eşine kendi adıyla seslenin!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,608 µs