En Sıcak Konular

Engin Ardıç


Engin Ardıç
0 0 0000

Bu da keferenin içyüzü 



Yeni Köprü namıyla maruf, fakat şu anda Paris’in en eski köprüsünün tam ortasında durmuşum... Pont Neuf... Durmuşum da sırtımı şarapçıya vermişim, Paris’in en iyi şarapçısı... Az sonra takılıp içimi ısıtmak niyetindeyim tabii... Peynirleri de müthiştir. Üstü de Madam Roland’ın evi (Enis Batur, kulakların çınlasın.)

Hemen arkada, o yarısı sarı kumtaşı, yarısı kırmızı tuğlalı eski evlerden birinde, ellili yıllarda Yves Montand ile Simone Signoret çifti otururmuş meğer... Hani şu, yaşlar ilerleyince, gerek koca horultusu gerekse karı horultusu yüzünden yatak odalarını ayırmak zorunda kalan, yüzyılın en büyük aşklarından birinin kahramanları!...

Vermişim de, kafamda Angelique filmi çeviriyorum... Hava soğuk, nehrin bir ucundan kuru bir ayaz esiyor, ben oralı değilim; bomboş ve gepgeniş köprünün üstünde on yedinci yüzyıl dilencilerini, yankesicilerini, yolkesicilerini, cücelerini, tek gözü kapalı katillerini, memeleri pırtlak orospularını düşlüyorum...

Az sonra kardinalin adamları da sökün ederler... Yok yahu, kralları karıştırdım. Kardinalin adamları babasının dönemindeydi, on üçüncüsünün... Babası da Louis, oğlu da Louis... On dördüncünün zamanında basbayağı “sivil” bir polis örgütü kurulmuştu... (Polis müdürünü, Angelique’in kocasının avukatı, koca burunlu Jean Rochefort oynuyor, bir da kara köpeği vardır hani, Sorbonne...)

Kralları karıştıracak bir tek ben değilmişim meğer.

Tam karşımda, adanın sivri burnuna doğru, Dördüncü Henri’nin heykeli duruyor, at üstünde.

Onu da koca burunlu Daniel Auteuil oynamıştı hani, Kraliçe Margot’nun kocası... Kızı Henri’yle evlendiriyorlar da kocasından başka yatmadığı adam kalmıyor... Kız anadan oynak da kısır kahpe...

Sarayda verilen bir davette bizim Osmanlı elçisinin buna bir bakışı vardır... “İyi yere geldik, tarlasına düştük” gibilerden...

İşte ben de tam o heykele bakıp devrim sırasında ortadan kaldırılan o heykeli 1820’lerde, “restorasyon” döneminde nasıl yeniden yerine koyduklarını düşünürken... (Enis Batur, kulakların çınlasın.)

Arkamdan birileri gerçekten sökün ettiler.

Kardinalin adamları değil, belli ki Noel tatilini değerlendirmek için taşradan kalkıp Paris’e düşmüş bir karı koca... Genç bir çift... Yanlarında iki de çok şeker çocuk, biri kız biri oğlan... Belli ki sağı solu geziyorlar... Şehrin “tarihi ve turistik” yerlerini...

Kadın Dördüncü Henri’nin heykeline baktı baktı, “kim bu?” dedi, “Napoleon mu?”

Kocası “yok yahu,” dedi, “Napoleon’a pek benzemiyor”.

“Hadi canım, bal gibi Napoleon” dedi kadın.

“Değil,” dedi adam. “Değil de, kim acaba?”

Sonra kızının önü açılan anorağını düzeltti, üstünü başını sıkıladı.

Fransızlar’a Fransa tarihi öğretmekle övünen Engin de, sevinmedi, üzüldü.

Merhum Ege Ernart’ın merhum Attila İlhan’a söylemiş olduğu söz aklına geldi: “Bunlar genel olarak cahil, kaba ve bencil insanlar, parlak ve ışıltılı bireyler birer kuyruklu yıldız gibi zaman zaman gelip geçmiş...”

Napoleon’u Fransa kralı edip hayatta en çok istediği şey olan İstanbul’u ele geçirmek amacıyla gizlice Haydarpaşa’ya getirip inceleme yaptıran muhabir arkadaş da üzülmesin, onun servis şefi de, onun yazıişleri müdürü de, onun genel yayın müdürü de...

Çıkmaz ayın son çarşambasında Avrupa Birliği’ne girerlerse



Bu yazı 138 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Tayyip gitsin de Hitler mi gelsin?
    • 15 Ağustos 2012 Atraksiyon
    • 29 Temmuz 2012 Akşam diyordun Abbas
    • 23 Temmuz 2012 Özeleştirini yap Kemal arkadaş!
    • 16 Temmuz 2012 Fransa'nın Kılıçdaroğlu'su
    • 15 Temmuz 2012 Onları geri kazanalım
    • 4 Haziran 2012 Ay birbirinizden farkınız mı vardı?
    • 26 Mayıs 2012 İç savaş istediklerini söylemiştim
    • 29 Nisan 2012 Coşku duyulacaaak... Duy!
    • 13 Nisan 2012 Osmanlıca dersi de konulsun
    • 8 Nisan 2012 Osmanlı'da garaj mes'elesi
    • 23 Mart 2012 Hatırlayalım hatırlatalım
    • 7 Mart 2012 ''Haybeden Şef Gezisi''
    • 29 Şubat 2012 Senin de adın Kemal
    • 12 Şubat 2012 Lafının ardında dur
    • 19 Ocak 2012 Aman oğlum, vururlar ha
    • 6 Ocak 2012 Zurnanın zırt dediği yere henüz gelmedik
    • 5 Ocak 2012 İlker Paşa bize de ifade versin
    • 2 Ocak 2012 CHP'yi destekliyorum
    • 19 Aralık 2011 Olmayanı olduramazsınız

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,170 µs