En Sıcak Konular

Ahmet Hakan


Ahmet Hakan
0 0 0000

Küçük Türk yalanı



Gaffur yoksulların piridir: Baykal bile Gaffur için "Ezilenlerin piri oldu, otoriteyi takmıyor, pijamasıyla dolaşıyor" diyorsa, bu "yanlış algı"nın üzerine gitmek şart olmuştur:

Gaffur’a "Ezenlerle kafa bulan bilinç sahibi bir ezilen" muamelesi çekmek yerine, "Ezildikçe psikopatlaşmış tuhaf bir yoksul" muamelesi yapmak daha doğru olacaktır.

Levent Kırca bırakmıştır: Hayır, hayır... Levent Kırca alemde zuhur eden zıpçıktılıklara sinirlenip Büyükada’ya yerleşme kararı almış değildir. Onunki biraz Troçki’nin Büyükada günlerini anımsatmaktır. "Zorunlu sürgün" yani. Ama bir fark var: Levent Kırca, "iktidar" ile bozuştuğu için değil, devri geçtiği için zorunlu sürgüne tabi tutulmuştur.

Orhan Pamuk gergindir: Belki Nobel’den önceki Orhan Pamuk için bu yargı geçerli olabilirdi. Çünkü Nobel’den önce Orhan Pamuk, bazen bir "yeniyetme" gibi şakalaşmada kıvam tutturamama sorunu yaşardı. Ancak Nobel’den sonra iş değişmiştir. Tecrübeyle sabittir ki artık Orhan Pamuk, pamuk gibi bir muhabbet adamıdır.

Yalçın Küçük samimidir: Tıpkı Hülya Avşar’ın, gazeteleri açtığında hakkında olumlu ya da olumsuz kaç haber çıktığı meselesine kafa yoran bir "ilgi manyağı"na dönüşmesi gibi, bizim Yalçın Küçük hocamız da benzer bir hastalığa yakalanmıştır. Yani hocamız, televizyon programında takındığı skeç tadındaki tutumunda hiç de samimi değildir, kendileri ilgi manyağı olup Hülya Avşar hastalığına yakalanmışlardır. Acil şifa dileklerimizi gönderiyoruz kendisine.

Kasımpaşa racon semttir: Teşvikiye’nin öne çıkmasının ardından ne Kasımpaşa’nın, ne de Karagümrük’ün hükmü kalmıştır. Güvensiz kafelerinde raconun kralının kesildiği Teşvikiye, bütün bu semtlerin pabucunu dama atmıştır. Kimse meraklanmasın: Yeni Başbakan bu semtten çıkacaktır.

Serdar Ortaç ile bir hesaplaşma

SEVGİLİ Serdar Ortaç kardeşimiz...

Resmi internet sitenizde yazdığınız makalenizde Kenan Doğulu kardeşimize sahip çıkmışsınız.

İfade bozukluklarına falan kafayı takmadan makalenizin başını alıntılayalım.

Şöyle diyorsunuz:

"Kenan Doğulu arkadaşımızın Türkçe şarkı söylemek için ısrar etmek biraz geri kafalılıktır demesi üzerine alevlendi her şey... Sanki Kenan Türklüğümüze, demokrasimize, milliyetçilik gururumuza laf söylemiş gibi linç etmeye kalktık Onu sözlerimizle. Ve Bu ülkenin kanı ile doğmuş en yetenekli genç müzik adamlarımızdan birine yaptık bunu. O ki Onuncu Yıl Marşı’nı yeniden düzenlediği modern hali ile gururla okurken yıllarca alkışlanmış..."

Evet, makaleniz bu minval üzere devam ediyor.

Ardından "En yakın rakibiniz olmasına rağmen Kenan’a nasıl da sahip çıktığınızın" altını çiziyor ve bu alicenaplığınızı gözümüze sokuyorsunuz.

Makalenizin ana fikrine gelince...

Diyorsunuz ki:

"Kenan İngilizce şarkı ile Türkiye’yi temsil edecek diye bu kadar tepki gösterilir mi kardeşim! İngilizce dünyanın resmi dili olmuş, çocuk ne yapsın?"

Yahu Serdar kardeş...

Bilmem hatırlar mısınız?

Hani bir zamanlar Ahmet Kaya diye bir sanatçı yaşardı bu topraklarda.

Adamcağız, sizin şu magazin aleminde aldığı bir ödülün ardından Kürtçe klip çekeceğini söylemişti de ortalığı velveleye vermiştiniz.

Hani sen dahil birçok arkadaşın adamcağızın üzerine çatal bıçak bile fırlatmıştı.

Serdar kardeşim...

Kenan’ın "Türkçe’de ısrar etmek geri kafalılık" sözüne destek çıkarken bilmem o olayı anımsadınız mı?

Kenan’ın İngilizce söyleme özgürlüğüne sonuna kadar sahip çıkarken, acaba rahmetli Ahmet Kaya’nın Kürtçe söyleme özgürlüğüne karşı yaptığınız nobranlıktan dolayı pişman mısınız?

Gerçi iş işten geçti ama yine de bir pişmanlık belirtseniz, tutarlılık adına iyi bir şey yapmış olmaz mısınız?



Bu yazı 411 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 1 Temmuz 2010 Yeter ki Tayyip gitsin duygusu
    • 3 Eylül 2009 Umreden mahrem notlar
    • 26 Şubat 2009 28 Şubat bitti mi?
    • 22 Şubat 2009 Aydın Doğan’la bir fasıl gecesi
    • 9 Şubat 2009 Hastasıyım bu istismarın
    • 18 Ocak 2009 Benim gözümle Kemal Gürüz
    • 24 Kasım 2008 CHP’nin Tayyip’i
    • 6 Ağustos 2008 Ahmedinejad’ın Anıtkabir’de ne işi var
    • 23 Temmuz 2008 Kandıra’dan mesaj var
    • 9 Temmuz 2008 Gaza gelme Latif Abi
    • 4 Haziran 2008 Önder Sav’a açık mektup
    • 25 Mayıs 2008 Kısa Türkiye tarihi
    • 19 Mayıs 2008 Ağustosta rapsodi
    • 7 Mayıs 2008 Asılmışların paylaşımı
    • 5 Mayıs 2008 Biri Tayyip’e fısıldadı: Parti kapatılmayacak
    • 10 Nisan 2008 Organize’de iki saat
    • 13 Mart 2008 Bayan Çölaşan yalan söylüyor
    • 7 Mart 2008 Da Vinci Baykal’ın şifresini çözdüm
    • 2 Mart 2008 Yaşar Paşa’ya da bir şey söylenir mi?
    • 17 Şubat 2008 Artık şu İranlılara yüz vermesek diyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,394 µs