En Sıcak Konular

Ayşe Böhürler


Ayşe Böhürler
0 0 0000

Kadınlar üzerinden siyaset, güzellik, gençlik faşizmi!



Klişeler nasıl oluşur? Kıstasları kim koyar? Kesin doğrular diye sunulanlar her zaman doğru mudur? Doğrusu bu soruları sormaktan vazgeçmediğimiz zaman yeni ufuklarla tanışabiliyoruz. Bunları kadın meselesinde de sorduğumuzda cevaplar alışagelmiş fikirlerin sınırlarından bizi çıkartıyor.

Yazar Alev Alatlı klişelerin dışında kadın meselesine bakanlardan birisi. "Biz dünyanın kadınları diye bir şey yok. Biz hangi kültürdensek onun yarattığı bir kadın tipi var. O yüzden uluslar arası kadın dayanışması bana hep sakat gibi gelmiştir. Çünkü kadının ortak tarafı varsa o da çocuk doğurmasıdır. Mesela Madam Merkel, Sudan'lı bir çocuğa sütannelik yaptığı zaman biz kadınlardan söz edebiliriz."

Kadının siyasete girmesini de Alev Alatlı bir metropol miti olarak tanımlıyor. "Niye kadın siyaset girsin ki, kadın ille de siyasete girmesi gerekir diyen kim? Batı önce kriteri empoze diyor sonra da siz bu kritere göre gerisiniz diyor. Eğer kadın kendi egemenlik sahası içinde meseleyi götürüyorsa, siyaseti aşağılayamaz mı? İsteyen siyasete giriyor mu girmiyor mu? Bence giriyor. Ama birisi bir şeyi yapmak istemiyor diye suçlayamazsınız, aşağılayamazsınız."

Alev Alatlı'nın kadın özgürlüğü meselesine bakışı da farklı." Bilgi özgürlüktür, onun dışındakinin palavra olduğunu düşünürüm. Aksi takdirde özgürleşeceğim derken köleleşirsiniz. Çünkü sizi özgürleştirmeye çalışanlar kendilerine benzemediğiniz sürece özgür olmadığınızı düşünürler. "

Gülay Göktürk ise kadının siyasette güç kazanması gerektiğini inanıyor. Onun endişesi bu sürecin alacağı zaman ve bunun sonunda siyasetin belirleyici gücünün azalması. Diğer yandan ise kadınların siyasette hayal kırıklığı yaratmalarından endişe ediyor. "Kadınlardan farklı bir siyaset yapış tarzı çıkmadı. Kadınlar daha anti hiyerarşik siyaset yaparlar, barışçı politika izlerler, özel alana ilgi duyarlar, empati güçleri yüksektir gibi kadına özgü bir siyaset tarzından söz ediliyor. Bunu ispatlanmış bir örneği yok. Bu konuda mitler yaratmak yerine gerçeklere bakmakta fayda var."

Fatma Karabıyık Barbarasoğlu ise 21. yüzyılın en önemli sorununun güzellik ve gençlik faşizmi altında kadınların yaşlanma hakkının elinden alınması olarak görüyor. " Biz yaşlanma hakkını kaybetmiş ilk kuşağız. Yaşlanma hakkına sahip olamamamız bizim daima genç ve güzel olacağımız anlamına gelmiyor. Yaşlanınca elde edeceğimiz iktidarın elimizden alınması anlamına geliyor. Moderniteyle beraber siyaset ve ahlak birbirinden boşandırıldığı gibi güzellik ve iyilikte birbirinden boşandırıldı. Ne olursa olsun kadınlar ezilmemek için koca-karı payesini terk etmemek zorunda."

İlk duyduğumda soru işaretleri ile baktığım kadın sorunlarına klişelerin dışında yaklaşımlar, farklı röportajlarla yerine oturmaya başladı.

Aynı tartışmaya Gülay Göktürk'ün katkısı daha farklı. " 21. yy.da gençlik tapınması, yaşlılığın horlanması çok büyük bir ayırımcılığın olduğu bir tartışma alanı ortaya çıkartacak. Ben yenidünyanın en önemli çelişki ve ayırımcılığını yaş ayrımcılığı ve çelişkisi olduğunu düşünüyorum."

Alev Alatlı ise kadın özgürlüğü yaklaşımının sonuçlarını erkekler üzerinden değerlendiriyor. "Kadına benzetilemeye çalışan erkekler, metrosexuellik, zırıl zırıl ağlayan erkekler, silah taşıyamayan erkekler vs. Bütün bu geçici modun müthiş tahripkâr bir şey olduğunu, erkeği kadınlaştırmanın kimsenin işine yaramayacağını düşünüyorum. Çünkü hayat yiğit tanımı üzerine kurulur, kadının da vardır yiğidi sadece erkeğin değil. Şu Irak meselesine bakın. Amerikalılar kimleri gönderdiler orada savaşsınlar diye? Yeşil kart karşılığı gariban Hispanikleri. Bencilliğe bakın. Kendi erkeğiniz kalmadığı için veya kendi erkeğinizi feda edemediğiniz için. Eğer adamsanız gider kendi savaşınızı kendiniz yaparsınız."

Klişelerin dışında düşünmeye başlayınca tartışmalar renkleniyor, öngörüler genişliyor

Ve geleceği daha fazla kuşatıyor.

***

Bir kadın olarak Deniz Baykal'ı protesto ediyorum. Siyasi taarruzunda ki zayıflığı kadınları ve inançları kullanarak örttüğü için. Ve Türkiye'de kadın hakları için mücadele verenleri de protesto etmeye davet ediyorum.

Yoksa sizin kadın hakları söyleminiz de kendinize benzemeyenleri kapsamıyor mu?



Bu yazı 136 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 7 Nisan 2012 82 anayasasına evet diyene hayır!
    • 26 Kasım 2011 Şapka giymeyen kadın niye asılır?
    • 16 Ekim 2010 Fikri sabitler
    • 27 Şubat 2010 Ordu darbe yapar mı?
    • 30 Aralık 2006 Kadınlar üzerinden siyaset, güzellik, gençlik faşizmi!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,740 µs