En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Bu ayıbı ne örtecek?



Bu kadar hararetle seçim isteyen Baykal; ‘Başörtüsü sadece saçları örter, eşlerin ayıbını örtmeye yetmez’ sözleriyle sandıktan çıkacağını mı düşünüyor?

Bir de özür dilemiş, ‘Kastettiğim Başbakan’ın eşi değildi’ diye.

Buna da, dense dense ‘özrü kabahatinden büyük’ denir herhalde.

Kastettiği Başbakan’ın eşi değilse, kimdi?

Demek ki Baykal kavrayışına göre başörtüsü, eşlere ait günahları örten bir aparat. Başka da bir şey değil. Kendisi de Bosna’ya gittiğinde bol bol bu aparattan dağıtmıştı, ‘Örtümüzdür, namusumuzdur, simgemizdir’ gibilerden de laflar etmişti.

Hadi diyelim ki erken seçime gittik.

Ne olacak?

Baykal, ‘Türkiye’nin kader seçimi, 83 yıllık cumhuriyet birikiminin demokrasi ve sandık sınavından geçeceği bir seçim’ diye özel anlam yüklese de, bana göre periyodik aralıklarla tekrarlanan, sonucu önceden belli, zaman zaman kazananların değiştiği ama kaybedenlerin hiç değişmediği, bu gidişle de hiç değişmeyeceği sıradan bir seçim olacak...

Nasıl mı?

Bunu biraz açayım:

Elimizdeki örnek (yani CHP), her zaman ‘devleti kuran parti’ olmakla övünmüş, böylece hem benzerlerinden farkını vurgulamış, hem de ‘mahiyet üstünlüğünü’ korumuştur (korumak istemiştir).

Esasında demokratik parlamenter sistemde partiler arasında mahiyet farkı olmaz; onları türdeşlerinden ayıran, dünya görüşleri ve programlarıdır. Dolayısıyla, CHP’yi benzerlerinden ayıran da, mahiyeti (yani belli bir merkeze uzaklığı ya da yakınlığı) değil, öncelikle programı olmalıdır. Gelgelelim, CHP’liler, kendilerini ‘devleti kuran partinin müntesipleri’ saydıkları için, durduk yerde ‘merkeze yakınlık’ vehmediyorlar. Bu yakınlığın da, onlara, a priori olarak bir ‘üstünlük’ sağladığını düşünüyorlar.

Oysa tam tersi geçerlidir...

Tarih ve siyaset okumuş hemen herkes bilir ki, CHP ‘devleti kuran parti’ değil, ‘devletin kurduğu parti’dir ve ille de bir fark aranacaksa, onu benzerlerinden ayıran bu özelliğidir. Dolayısıyla, benzerlerine yaklaşmak için daha kırk fırın ekmek yemesi, demokratik olarak ‘rüştünü ispat etmesi’ gerekmektedir.

Şunu söylemeye çalışıyorum:

Benzerlerinden farkı, CHP’nin avantajı değil, dezavantajıdır. Böyle bir fark, dünyanın neresine giderseniz gidin, mutlaka bir ‘anomali’ye işaret eder...

CHP, yakınlık avantajıyla girdiği bütün seçimleri kaybetti. Yer elverseydi, 1946’dan başlayarak kaybettiği bütün seçimleri kalem kalem dercederdim.

Lüzum da yok.

‘Niçin kaybetti?’ sorusunun cevabını aramak bence daha anlamlı.

Kaybetmesinde önemli etken, evet, ‘devlete yakın olması’dır ama, asıl etken bir politikası, bir vizyonu, bir kurtuluş reçetesi bulunmamasıdır.

Baykal bize ne söylüyor?

Nasıl bir gelecek vaat ediyor?

Müşteki oldukları ‘cunta anayasası’ ve bu anayasanın ürünü olan antidemokratik kurumlar konusunda (örneğin YÖK) nasıl bir ‘iyileştirme’ düşünüyor?

Bunları bilmiyoruz.

Bunları bilmediğimiz için CHP önümüzdeki seçimi de kaybedecek.

Peki bu ayıbı hangi aparat örtecek?



Bu yazı 75 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,305 µs