En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
0 0 0000

Ozon da kolesterol gibi, iyisi de var kötüsü de



Hava kirliliğine neden olan pek çok madde var. Karbon monoksit, azot dioksit, ozon, partiküller, kükürt dioksit, aromatik hidrokarbonlar, uçucu organik bileşikler… bunların başlıcaları.
Bugün, bu kirleticilerden, üç oksijen atomundan oluşan bir molekül olan ve gökyüzünün mavi görünmesine sebep olan ozon üzerinde duracağım.
Ancak hemen belirtmek isterim ki, bu ozonun da aynı kolesterol gibi hem iyisi hem kötüsü var. İsterseniz önce ‘iyi ozondan’ bahsedelim.

İyi ozon
Atmosferin 15. ve 35. kilometreleri arasında stratosfer tabakasında bulunan ozon tabakası ‘iyi ozon’ olarak bilinir. Bu tabaka, güneşin insan sağlığına zararlı olan ültraviyole B ışınlarını emerek bunların yeryüzüne ulaşmalarını engeller.
Ültraviyole B ışınları, insanların bağışıklık sistemini zayıflatarak enfeksiyon oluşumunu kolaylaştıran, güneş yanıklarına, derinin yaşlanmasına, elastikliğinin kaybolmasına ve deri kanserlerine neden olan ve gözde katarakt riskini artıran ışınlardır.
İyi ozonun azalması sonucu, güneş ışınların emilimi de azalır ve dünyaya erişen ültraviyole B ışınlarının miktarı artar. Bu durum ‘ozon tabakasının delinmesi’ ismiyle bilinir.
Bu delinmenin nedeni, ozonun çeşitli endüstriyel faaliyetler sonucu açığa çıkan floroklorokarbon gazlar tarafından parçalanmasıdır.

Kötü ozon soluduğumuz havada
Soluduğumuz havada bulunan ozon, sağlığımız üzerine bir çok zararlı etki gösterdiğinden ‘kötü ozon’ olarak bilinir.
Ozon, araçların egzozlarından ve fabrikaların bacalarından atmosfere karışan azot oksitleri ve hidrokarbonlara güneş ışınlarının etkisiyle oluşur.
Sıcak, bulutsuz ve rüzgarsız havada ozon oluşumu daha fazladır. Buna karşılık, soğuk, bulutlu ve rüzgarlı günlerde ve geceleri ise atmosferde daha düşük seviyelerde ozon bulunur.
İstanbul’ daki yoğun trafiği ve sanayileşmeyi ve güneşin bolluğunu hesaba katarsanız, İstanbul’ luların sağlıklarının ne büyük bir tehdit altında olduğunu kolayca anlayabilirsiniz.

Ozonun zararları
Ozonun vücut dokuları için çok zararlı olması, ozonun çok etkili temizleyici, dezenfektan ve beyazlatıcı yapan özelliklerinden dolayıdır. Ozon, akciğerlerimiz gibi canlı dokularla temas ettiği zaman, orada şişmeye, iltihaba ve doku zedelenmesine neden olur.  Bu, güneş ışınlarının derimizde yaptığı ‘güneş yanığı’ nın akciğerlerin içinde olan şekli gibi de anlatılabilir.
Ozon göz, burun, boğaz ve özellikle solunum yolları için çok irritan bir maddedir. Ozon soluyan insanlarda boğazda tahriş, öksürük, göğüste sıkışma hissi gibi belirtiler ortaya çıkar.
Ozon, solunum fonksiyonlarının bozulmasına, astım krizlerine ve krizlerin ağırlaşmasına, KOAH’ lılarda ataklara neden olur. Ozona maruz kalınması ile hastaneye yatışların arttığı birçok araştırma ile kanıtlanmıştır. Ozon solunması saman nezlesi, egzama ve astım gibi alerjik hastalıkların ve solunum yolları enfeksiyonlarının oluşumunu kolaylaştırır.

En çok zararı çocuklar görüyor
 Yüksek ozon düzeyleri herkesi etkiler, ama en çok zarar gören çocuklardır. Çünkü, hem bunların akciğer gelişimi tamamlanmamıştır, hem çok hareketlidirler ve hem de zamanlarının önemli kısmını dışarıda geçirirler.
 Açık havada egzersiz ve spor yapan insanlar da çok nefes alıp verdikleri için ozondan daha fazla etkilenirler
Hastalarım diyorlar ki: ‘’Doktor bey, havalar maşallah yaz gibi… ne yağmur var, ne yaş… Ne bulut var, ne rüzgar… Güneş pırıl pırıl… Hava  yazdan kalma… Ama, gelin görün ki, hastalıktan kırılıyoruz. Bu güzel havada da hastalık olur mu?"



Bu yazı 7,437 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 14 Mayıs 2013 Akademik sahtekârlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 11 Aralık 2012 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 9 Ekim 2012 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 3 Ekim 2012 Burun damlaları ile aldatılıyor muyuz?
    • 2 Ekim 2012 Kimi kime şikâyet edelim?
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 16 Eylül 2012 Mamografi taramalarına karşıyım
    • 10 Eylül 2012 Modern tıbbın son numarası: Aşırı teşhis
    • 8 Eylül 2012 Mamografi kanser riskini arttırıyor
    • 7 Eylül 2012 Benzer ilaç nedir?
    • 28 Ağustos 2012 Meme taraması saç taramaya benzemez
    • 14 Ağustos 2012 Antibakteriyel ürünlerdeki büyük tehlike
    • 6 Ağustos 2012 Sağlıklı suda hiçbir mikrop olmamalıdır
    • 30 Temmuz 2012 Enerji içecekleri yasaklanmalıdır
    • 23 Temmuz 2012 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 10 Temmuz 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 23 Haziran 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 13 Haziran 2012 Ot-Çöp tüccarlarından alacağımız dersler de var
    • 17 Nisan 2012 Sönmez gene döndü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,287 µs