En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Boş işler...



Erken seçim, kriz zamanlarının söylemidir... Çünkü, icra yetersizdir, parlamento çalışamıyordur, muhalefet alternatif üretemiyordur, ekonomik göstergeler olumsuzdur, ‘vaktinden önce seçim’ o zaman gündeme gelir.

Öyle olması da gerekmektedir...

Onun dışında ‘erken seçim’ sadece bir siyasetçi geyiğidir.

Ne yapsın adam, söyleyecek sözü, yapacak işi yoktur, çıkıp erken seçim ister. Bunu isterken tabii bir taraftan da ‘ya ciddiye alınırsam’ korkusu taşır.

Erken seçim olursa, maazallah, yeniden parlamentoya girememe tehlikesi söz konusudur ki, bu da nerden baksan sekiz-on maaşa tekabül eder. Seyahat harcırahı, bedava uçuş, sağlık hizmeti cabası...

Hükümet, ikiden fazla partinin koalisyonundan oluşuyorsa, erken seçim muhabbeti bazen karşılıklı restleşmeye yahut duruma göre ortaklar arasında cilveleşmeye bile dönüşebilir. Bkz. Bundan önceki muhtelif partilerin koalisyonu ve kendi aralarındaki cilveleşmeleri...

Bir de ‘erken seçim’ söylemini mazmunlaştıranlar var.

Bunlar, genellikle seçim kazanma ihtimali bulunmayan eski partilerdir. ‘Halkın partisi’ olduklarını iddia ederler ama devletin söylediklerini tekrarlamak dışında dişe dokunur bir şey de söylemezler.

Durup durup ‘erken seçim şart’ derler...

İster geç, ister erken, ister baskın, hemen bütün seçimleri kaybetmişlerdir, içten içe iktidar korkusu taşırlar. Mesela genel başkanlık makamını işgal eden zat, dost sohbetlerinde, ‘Keşke Özal enflasyonu indirseydi de koalisyona öyle gitseydik’ yahut ‘İyi ki seçim kazanıp iktidara gelmedik... Enayiler yansın!’ türünden laflar eder.

Buna, konu birinci dereceden kendilerini ilgilendirmediği halde erken seçim isteyenleri de katmak lazım. Bunlar sivil toplum kuruluşlarıdır, kanaat önderleridir, gazetecilerdir. Niçin istediklerini bilmezler, erken seçimi zorunlu kılacak şeraitin ne olduğuna inandırıcı bir açıklama getiremezler ama isterler.

Hulasa, ‘erken seçim’ laflarını ciddiye almamak lazım... Boş iş bunlar.

Bugün de, birçok parti, birçok kuruluş, birçok kanaat önderi, birçok bürokrat erken seçim istiyor. Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer de istiyor.

Ben de bunu bekliyordum işte.

Sezer’e göre seçim Nisan ayında olmalıymış, yeni Cumhurbaşkanı’nı yeni Meclis seçmeliymiş.

Neden?

Mevcut seçim sistemi ‘temsilde adalet ilkesi’ne uygun değilmiş, ‘mevcut tabloya bakıldığında’ seçmen iradesinin büyük bölümünün TBMM’ye yansımadığı görülüyormuş, bu da temsilde adalet ilkesinin olmadığını gösteriyormuş. Kendisi ‘bir anayasacı olarak’ temsilde adalet istiyormuş.

Bunu, bir anayasacı olmadığım halde ben de istiyorum

Fakat, bir anayasacı olan Sezer mevcut tabloya bakma gereğini neden şimdi duyuyor?

Bir önceki yasama döneminde seçmen iradesi TBMM’ye yansıyor muydu?

O zaman da ‘temsilde adalet ilkesi’ gözetilmemişti... O zaman da irili ufaklı bir sürü parti dışarıda kalmıştı. Üstelik, temsilde adalet ilkesini gözetmeyen o Meclis kendisini Çankaya’ya taşımıştı.

İsteyen istesin, erken seçimi zorunlu kılacak bir durum yok.

Bu Meclis’in de Cumhurbaşkanı seçmesine bir engel bir durum yok...

Bu Meclis en zor şeraitte ‘kurtuluş savaşı’ vermiş, Cumhurbaşkanı mı seçemeyecek?



Bu yazı 52 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,421 µs