En Sıcak Konular

Mehmet Ali Birand


Mehmet Ali Birand
0 0 0000

Papadopulos yine kaybetti …



 Kıbrıs Rum lideri Papadopulos pek göstermek istemiyor, ancak şu sıralarda kendini odaya kapatıp herhalde duvarları yumrukluyordur. Büyük heyecanlarla beklediği sonucu alamadı. Bel bağladığı AB son anda yine Türkiye’yi tercih etti.


Şu sıralarda hiçbir lider, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Papadopulos’un yerinde olmak istemez. Herhalde evine kapanmış, duvarları yumrukluyor ve Avrupa Birliği’ne hakaretler yağdırıyordur. Fransızlar’ı ve Almanlar’ı “döneklikle”, AB’yi de çifte standart uygulamakla suçluyordur.

           

Doğrusunu söylemek gerekirse, hiç de haksız  sayılmaz.

 

Papadopulos 2004 yılı 17 Aralık’ındaki doruk toplantısına, özel bir gündemle gelmişti. Türkiye ile müzakerelerin başlamasına karşılık, Ankara’nın Rumlar’ı resmen tanıması koşulunu öne sürmüştü. Sırtı sıvazlanmış ve başta Avusturya olmak üzere, bazıları tarafından desteklenmişti. Ancak son dakikada satıldı. Zira Avrupa Birliği Türkiye’yi tercih etti. Türkiye tarafından resmen tanınmadan vazgeçti ve sadece Ankara Anlaşması’nın imzalanmasıyla yetindi. Dolaylı bir tanınma yolunu denedi. Ancak, o da olmadı.  Erdoğan bastırınca, AB liderleri “Ankara Anlaşması’nın imzalanması, Kıbrıs’ın tanınması anlamına gelmez” dediler.

           

Papadopulos, sonradan ikinci bir fırsat daha yakaladı.

           

Ankara Anlaşması’ndaki limanların açılmasını ön plana çıkarttı.

           

İlk başlarda şansı yaver gitti. Fransa, Almanya, Hollanda ve Avusturya, tamamen iç politika nedenleriyle Türkiye’yi sıkıştırmak için, Rumlar’ı kullanmak istediler. İşte Papadopulos’u heyecanlandıran da bu oldu. Kaçırdığı bir fırsatı yeniden yakalamıştı. Limanları açtırdığı taktirde, Türkiye’nin Güney Kıbrıs Hükümeti’nin bütün adayı temsil ettiğini dolaylı şekilde kabul ettiği sonucunu çıkaracak, bunun propagandasını yapacak ve bu sayede de 2008 yılı başkanlık seçimini de kazanabilecekti.

           

Önce, Türkiye ile tüm müzakerelerin askıya alınması isteğiyle ortaya çıktı.

           

Ardından 15 başlığın askıya alınması pozisyonuna geriledi.

           

18 aylık bir süre verilmesi ve Türkiye kıpırdamamışsa, yeni cezalar kesilmesi fikrinin peşine takıldı.

           

“BM çerçevesinde Kıbrıs çözümü” gibi cümlelerin edilmemesinde ısrar etti.

           

Sonuçta ne olduğu ortada.

           

Papadopulos, beklentilerinin ancak küçük bir bölümünü elde edebildi. Şimdi, yine son derece kızgın. Zira yine AB, Türkiye’yi tercih etti. Daha doğrusu, Türkiye’yi kaçıracak bir noktaya sürüklememeyi tercih etti. Rum lider yine hayal kırıklığına uğradı.

           

Papadopulos bu tutumuyla, sadece Kıbrıs’ı hukuken ikiye bölünmeye doğru götürmekle kalmıyor, aynı zamanda KKTC’nin resmen tanınmasını da zorluyor.

           

Rum lider ülkesine büyük zarar veriyor.

                                               *                                 *                                 *

 

AB, BU İZOLASYONLARI FAZLA TAŞIYAMAZ…

 

Rumlar çok yanlış bir politika izliyorlar. Eğer bu havada devam eder, Türkiye’yi ve Kıbrıs’ı sürekli şekilde gündemde tutarlarsa, sonunda  hiç beklemedikleri sonuçlarla karşı karşıya kalabileceklerdir.

           

Avrupa, uzun bir aradan sonra, Kıbrıs sorununu tekrar keşfetmeye başladı. Unutmuşlardı, şimdi zorla gündemlerine giriyor. Tabii böyle bir olasılıkta, Avrupa KKTC’ye uygulanan izolasyonun da farkına varacak. Binlerce insanın ambargo altında yaşamasının tersliğini de görecekler.

           

Bir noktayı gözden kaçırmamamız gerekiyor. Avrupa kamuoyu ve kurumları, KKTC’ye yönelik izolasyonları uzun yıllar boyunca hayatta tutamayacaklardır. Kıbrıs Türkleri göz göre göre, ambargo altında yaşatılamazlar. Hele Anan referandumundan sonra, hala cezalı tutulmaları kabul edilemez.

           

Alman Dışişleri Bakanı Walter Steinmeier’in son konuşmalarına dikkat edecek olursak, Kıbrıs Rumları’nın istedikleri gibi at koşturmalarının güçlüğü çok daha net şekilde ortaya çıkmaktadır.

           

 Papadopulos belki farkında değil, ancak Avrupa da, Kıbrıs’ta çözümün zorunluluk haline geldiğini görüyor.

           

Rumlar bu şekilde devam ederler, Papadopulos çözümsüzlük yolundaki baskılarını arttırırsa, günün birinde KKTC’nin resmen tanınması gündeme gelebilir. Bir veya iki ülkenin resmen tanıması da, gerisini pamuk ipliği gibi getirir



Bu yazı 564 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Eylül 2012 Türkiye, Suriye'de frene basıyor...
    • 25 Temmuz 2012 Türkiye'siz İsrail'in eski etkinliği kalmadı...
    • 20 Temmuz 2012 Esad için yer aranmaya başlandı, ancak henüz kabul eden ülke bulunamadı...
    • 13 Temmuz 2012 Washington Ankara'yı yavaşlatmaya çabalıyor
    • 27 Haziran 2012 Türkiye karizmasını çizdirmedi...
    • 21 Haziran 2012 PKK, vurdukça devre dışı kalıyor...
    • 25 Nisan 2012 23 Nisan müsamelerinden kurtulamayacak mıyız?
    • 19 Nisan 2012 Böyle subay yetiştirirseniz, Darbe'ye hayret etmeyin
    • 2 Mart 2012 ABD raporu: Ermenistan ile ilişkiler açılmalı...
    • 21 Şubat 2012 Bu defa MİT kazandı, ancak dikkat...
    • 9 Şubat 2012 Bırakın dindar nesli, tablet nesli geliyor...
    • 23 Aralık 2011 Biz neden kızıyoruz, asıl Sarkozy utansın...
    • 15 Aralık 2011 Gül 2014'e kadar Çankaya'da...
    • 10 Aralık 2011 Erdoğan çekildi, partinin haline bakın...
    • 30 Kasım 2011 Başbakan'ın ameliyat sonucu saklanmamalı...
    • 27 Ekim 2011 Devlet ne yapsa, bir türlü yaranamıyor...
    • 20 Ekim 2011 Bu açık bir cinayettir, bir savaş ilanıdır
    • 29 Eylül 2011 PKK vuruyor, ancak kışkırtamıyor...
    • 21 Haziran 2011 Erdoğan'ı tarihe asıl Kürt sorunu geçirir...
    • 22 Nisan 2011 Türkiye, BDP'ye sahip çıktı

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    9,706 µs