En Sıcak Konular

Ahmet Hakan


Ahmet Hakan
0 0 0000

Bu ikiliye dikkat!



AKP iktidarının ilk döneminde tezim şuydu:

Tayyip Erdoğan ile Abdullah Gül bir gün mutlaka çatışacak!

Çünkü...

İkisi arasındaki gizli-saklı rekabetin izlerini takip edebiliyordum.

İki ismin etrafını çeviren isimlerin, rekabet ve düşmanlık aşılayan tutumlarını görüyordum.

İş dünyasında bile "Tayyip’e oynayanlar" ile "Gül’e oynayanlar" tarzında iki farklı yaklaşımın varlığını gözlemliyordum.

Ve neredeyse partinin "Tayyipçiler" ve "Gülcüler" diye gizli bir gruplaşmaya doğru hızla kaydığını fark ediyordum.

Bu nedenle tezimi yüksek sesle dile getirdim:

Bunlar çatışacak, çaresi yok!

* * *

Ve fakat...

Bugün görüyorum ki, fena halde yanılmışım.

Çünkü...

"Potansiyel çatışma" tehlikesini bünyesinde barındıran bu ilişki, tam anlamıyla dengeleri iyi kurulmuş ve içselleştirilmiş bir "kader birliği" ilişkisine dönüşmüştür.

Artık "Batsak da beraberiz, çıksak da beraberiz" meselesi, bu ilişkinin nirengi noktası haline gelmiştir.

Artık taraflardan birinin "Bütün sorumluluk Abdullah Bey’de" ya da "Bütün sorumluluk Tayyip Bey’de" diyebileceği aşama geçilmiştir.

Çünkü en kritik dönemde, en kritik kararlar, ikilinin oy birliğiyle alınmıştır.

Etrafa yayılan imaj da böyledir:

Artık dost da, düşman da "Erdoğan-Gül ikilisinin ortak sorumluluğu" konusunda hemfikirdir.

Bu nedenle...

Övgüler söz konusu olduğunda da "Erdoğan-Gül ikilisi" denmektedir, sövgüler söz konusu olduğunda da "Erdoğan-Gül ikilisi" denmektedir.

Bu ilişki...

Ne "Birinci adam" ile "İkinci adam" arasındaki eşitsiz ilişkiye...

Ne "Baba politikacı" ile ona ram olmuş "Oğul politikacı" arasındaki tuhaf ilişkiye...

Ve ne de dengesiz bir "abi-kardeş" ilişkisine benzemektedir.

İki eşitin sihirli dengeler üzerine kurulu bir ilişkisidir bu...

* * *

Diyebilirsiniz ki:

"Yanıldım, bunlar birbirlerini idare etmeyi bir sanat haline getirdiler, bundan sonra çatışmayacaklar" falan demekte acele etme!

Cumhurbaşkanlığı seçiminden çıkacak sonucu bekle de mahcup olmayasın!

Hayır, hayır!

Cumhurbaşkanlığı seçimi, Erdoğan-Gül ikilisi arasında oluşan sihirli dengenin bozulma noktası falan olmaz.

Çünkü o alanda netice şimdiden bellidir:

Erdoğan Çankaya’ya çıkarsa parti Gül’e emanet edilecektir.

İşin bu kısmı tartışılmamaktadır bile...

Peki ya Erdoğan Çankaya’ya çıkamazsa?

İşte o zaman da bugünkü sihirli kıvam, geçerliliğini koruyacak ve mesele çıkmayacaktır.

Çünkü bu kıvama göre:

Tayyip Erdoğan demek Abdullah Gül demektir, Abdullah Gül demek Tayyip Erdoğan demektir.

Müslüman solcu olur mu

OLMAZ mı?

Olur. Hem de bal gibi olur.

Şu nedenle olur:

"Müslümanlık", yeryüzünde var olan adaletsizlikleri ve eşitsizlikleri temel veri kabul etmez.

Bunların değiştirilmesi gerektiğini savunur.

Tıpkı solculuk gibi...

Bu nedenle "sağcı Müslüman" tabirindense, "solcu Müslüman" tabiri, "Teori"ye daha çok yakışır.

Buna karşılık...

En basit anlamıyla "sağcılık", yeryüzündeki adaletsizlikleri ve eşitsizlikleri veri kabul etmek ve bunların değiştirilemeyeceği üzerinden politika yapmaktır.

Bu açıdan "İslam" ile "sağcılık" arasında uzlaşmaz bir çelişki vardır.

Kısacası...

Eğer "sağcı Müslüman" tabiriyle bir sorununuz yok ise, "solcu Müslüman" tabiriyle hiçbir sorununuz olamaz...



Bu yazı 188 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 1 Temmuz 2010 Yeter ki Tayyip gitsin duygusu
    • 3 Eylül 2009 Umreden mahrem notlar
    • 26 Şubat 2009 28 Şubat bitti mi?
    • 22 Şubat 2009 Aydın Doğan’la bir fasıl gecesi
    • 9 Şubat 2009 Hastasıyım bu istismarın
    • 18 Ocak 2009 Benim gözümle Kemal Gürüz
    • 24 Kasım 2008 CHP’nin Tayyip’i
    • 6 Ağustos 2008 Ahmedinejad’ın Anıtkabir’de ne işi var
    • 23 Temmuz 2008 Kandıra’dan mesaj var
    • 9 Temmuz 2008 Gaza gelme Latif Abi
    • 4 Haziran 2008 Önder Sav’a açık mektup
    • 25 Mayıs 2008 Kısa Türkiye tarihi
    • 19 Mayıs 2008 Ağustosta rapsodi
    • 7 Mayıs 2008 Asılmışların paylaşımı
    • 5 Mayıs 2008 Biri Tayyip’e fısıldadı: Parti kapatılmayacak
    • 10 Nisan 2008 Organize’de iki saat
    • 13 Mart 2008 Bayan Çölaşan yalan söylüyor
    • 7 Mart 2008 Da Vinci Baykal’ın şifresini çözdüm
    • 2 Mart 2008 Yaşar Paşa’ya da bir şey söylenir mi?
    • 17 Şubat 2008 Artık şu İranlılara yüz vermesek diyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,169 µs