En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Bu ‘hain’ Türkçe yazıyor Sayın Sezer...



Ne çok konuştuk, değil mi Sayın Cumhurbaşkanım? Orhan Pamuk’un Nobel karşılığında memleketi sattığını, hususen spekülatif davrandığını, batılılara şirin gözükecek işler yaptığını, ‘Türkiye düşmanı’ lobilerle pazarlığa oturduğunu, vs...

En ağır yargı, aynı zamanda kötü bir şair olan bir köşe yazarına aitti: ‘Pamuk, Türk tarihini, Türk şerefini pazara çıkarmıştır, bunun karşılığında ödül almıştır.’

İlk duyduğumda tutulduğumu hatırlıyorum.

Mebzul miktar ‘dış mihraklı’ ödüle ve ‘Fransız şövalyelik nişanı’na sahip bu adamın söyledikleri muhtemelen sizi de rahatsız etmiştir. Hani utanmasa ‘Türk savunma belgelerini düşmana sızdırdı’ diyecek...

Naçizane, kimseyi mahkemeye vermedim/vermiyorum, ama ben Orhan Pamuk’un yerinde olsaydım (siz de olsaydınız öyle yapardınız), aristokratlığı bir kenara bırakır, (af buyurun) bu ‘herif’in yakasına yapışırdım. Biraz da parasını alırdım tabii. Herhalde 15-20 milyar liralık bir getirisi olurdu (yine af buyurun) yaptığı eşekliğin.

Bir zamanlar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı görevini deruhte etmiş bulunan, tarafınızdan aynı makama layık görülmediği için zorunlu olarak emekliye ayrılan militan bir zat, ‘demokrasi’ isteyen aydınları ‘artist olacağım diye evden kaçan genç kızlara’ benzetmişti. Demokrasi edebiyatının da, esasında bir ‘hain edebiyatı’ olduğunu söylemişti.

İhahetin dibini bulmuş Orhan Pamuk’un Nobel konuşmasını, pekala hain tanımına giren bir ‘mustağrip’ (!) olarak, büyük bir gıptayla, onun da ötesinde büyük gururla izledim. Kahhar ekseriyetin bu duyguları taşıdığını düşünüyorum.

Siz bir tebrik telefonunu bile esirgediniz!

Niçin böyle yaptınız?

Nobel aynı zamanda politik bir ödüldür, bunu siz de takdir edersiniz. Soğuk savaş döneminde politikanın manivelası olarak kullanılmıştır, belli istikametteki tavır alışlar Nobel’e götüren süreçte etkin olmuştur ve olmaktadır, ama Orhan Pamuk’u oralara taşıyan tek ‘belirleyen’ politika mıdır?

Bu durumda ‘belirlenen’in (yani Orhan Pamuk’un) çabasını ve emeklerini nereye koyacağız?

Türkiye gibi, ‘farklılıklar’ın ve ‘karşıtlıklar’ın tecziye nedeni sayıldığı bir ülkede yaşıyorsanız (ki, biz öyle bir ülkede yaşıyoruz), attığınız adımlara, konuştuğunuz ve hatta yazdığınız şeylere dikkat etmek zorundaydınız.

Orhan Pamuk belki de uluslararası şöhretinin ona sağladığı ‘dokunulmazlığa’ güvenerek bu ‘dikkati’ (!) elden kaçırdı ve her konuda konuştu. Bazen yanlış şeyler de konuştu.

Sonuçta, ortaya, kendisini demokratik kültürün yerleşmesine adamış, ülkesindeki aksaklıkları görünce de üzülen ve bunu bazen ‘dışarı’da şikayet konusu yapan (bazılarına göre de ‘jurnalleyen’) bir erken-kahraman çıktı.

Bunu biraz da biz sağlamadık mı?

Siz darbe isteyen kanalın kuruluş gecesinde etrafa mutlu gülücükler saçıp, refikanız hanımefendi ‘camiler genelev olsun bari’ diyen sözde bilimkadınını ödülle onurlandırırken, bendeniz şunları düşünmekteydim:

Kendisini ‘vatansever’ sıfatıyla taltif edenler, ‘vatan’ın esasında ‘dil’ olduğunu, ‘Türkçe’ olduğunu hiç düşünmediler. Neredeyse Türkçe tabela kalmamış caddelerden, bulvarlardan, sokaklardan, alışveriş merkezlerinden rahatsız olmadılar. Buna mukabil, ‘yerli’ ve ‘milli’ özellikler taşıyan her şeye düşman kesildiler.

Sizin küçücük bir tebrik telefonunu bile esirgediğiniz ‘hain Orhan Pamuk’ ise Türkçe yazdı, Türkçe düşündü, her fırsatta Türk kültürünü ve edebiyatını yüceltti, Nobel konuşmasını bile Türkçe yaptı.

Bundan daha büyük bir ‘vatanseverlik’ olabilir mi?



Bu yazı 56 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,751 µs